KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/5890 E., 2010/11162 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
255 kelime·1 dk okuma
Davacı ... vekili Av. ... tarafından, davalı ... ve ... aleyhine 19/11/2007 gününde verilen dilekçe ile muvazaalı işlemin iptalinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 11/06/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, danışıklı (muvazaalı) işlemin iptali istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem kabul edilmiş; karar, davalılar tarafından temyiz olunmuştur.
Dosya içeriğinden; davacı tarafından davalılardan ... aleyhine 29.01.1997 günü başlatılan icra takibinin kesinleştiği, davalı borçlunun emekli aylığına haciz konulduğu ve Kasım/1999'dan itibaren kesinti yapıldığı; diğer davalı ...'in 22.08.2007 gününde diğer davalı aleyhine boşanma, nafaka, maddi ve manevi tazminat istemi ile açtığı dava sonunda tarafların anlaşmalı olarak boşandığı ve bu kararın da kesinleştiği; nafaka alacağının öncelikli olması nedeniyle, davalı borçlunun aylığından davacı yararına yapılan kesintiye Şubat/2008 döneminden itibaren son verildiği anlaşılmaktadır.
Davacı, davalıların icra takibini sonuçsuz bırakmak amacıyla danışıklı olarak boşandıklarını ileri sürmüş ve mahkemece de aynı sonuca varılarak istem kabul edilmiştir.
Boşanma, evlilik birliğinin tarafları yönünden bir hak olup ... icra takibinin varlığı danışık olgusunun kabulü için yeterli değildir. Diğer yandan, boşanma kararına rağmen davalı tarafların eylemli olarak bir arada yaşadıkları yönünde bir kanıt da bulunmamaktadır.
Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, davacının savını kanıtlayamadığı benimsenip istemin reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/5890, K. 2010/11162, 1 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama