KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/8797 E., 2011/10983 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
356 kelime·2 dk okuma
Davacı ... ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 01/02/2007 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 13/04/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar ve davalı vekilleri taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının ve davacılardan ... ...'un temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacılar ... ve ...'in temyiz itirazlarına gelince:
Dava, hakaret nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davacı ... ...'un isteminin kısmen kabulüne, davacılar ... ve ...'in istemlerinin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Davacılar ... ve ...'in manevi tazminat talepleri: davacıların eylemi öğrendiği tarihten itibaren Borçlar Yasası'nın 60. maddesinde belirtilen 1 yıllık süre içerisinde şikayette bulunmadıkları ve ceza dosyasında da taraf olmadıkları dikkate alınarak zamanaşımı nedeniyle reddedilmiştir.
Borçlar Yasası'nın 60/1. maddesinde öngörülen bir yıllık zamanaşımı süresi, zarara uğrayanın, zararın varlığını ve zarar vereni öğrendiği günden itibaren işlemeye başlar. Aynı Yasa'nın 60/2. maddesi gereğince zarara yol açan eylemin, aynı zamanda suç sayılan bir eylemden doğmuş olması durumunda olayda uygulanacak zamanaşımı süresi, o suçun bağlı olduğu (uzamış) ceza zamanaşımı süresidir. Zarar veren hakkında uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanabilmesi için, eylemin suç niteliğinde olması yeterli olup bu konuda ceza davasının açılmış olması zorunlu değildir. Ceza davasının açılmamış olduğu durumlarda eylemin suç niteliğinde olup olmadığını hukuk hakimi takdir eder.
Davalının, davacılara yönelik eylemi hakaret niteliğini taşımaktadır.
Yerel mahkemece, suç niteliğindeki haksız eylemin 31.01.2004 günü gerçekleştiği, eldeki davanın açıldığı 01.02.2007 gününde 765 sayılı Türk Ceza Yasası'nın 102/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık (uzamış) ceza zamanaşımı süresinin geçmediği gözetilerek, işin esası incelenip varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın 2 nolu benddeki gerekçeyle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/8797, K. 2011/10983, 24 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama