KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2010/8965 E., 2010/9959 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
505 kelime·3 dk okuma
Davacı ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Hiz. A.Ş ve diğeri aleyhine 20/03/2002 gününde verilen dilekçe ile baz istasyonunun kaldırılmasının istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 04/10/2004 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar ... ve ... vekili, incelemenin duruşmalı olarak yapılması da temyize cevap dilekçesiyle davalı ... Hiz. A.Ş vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne ve tebligat gideri verilmediğinden duruşma isteminin reddine karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, davalılar tarafından şehir merkezine kurulan baz istasyonunun, toplum sağlığı yönünden tehlike oluşturması nedeniyle, kaldırılması istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, baz istasyonları ışınının Telekomünikasyon Kurumu tarafından belirlenen sınır değerlerinin altında olduğu gerekçesiyle istem reddedilmiş; karar, davacılar tarafından temyiz olunmuştur.
Uyuşmazlık son yıllarda kullanılan cep telefonlarındaki haberleşmeyi sağlayan ve baz istasyonları olarak isimlendirilen tesisin kullanılması sonucu bir zarar doğup doğmadığı ve doğmuşsa bu zararın hangi durumlarda söz konusu olabileceği ve yine giderilmesi konusunda ne gibi önlemlerin alınması gerektiği noktasında toplanmaktadır.
Dava konusu olan tesisin cep telefonlarının kullanımı için zorunlu olduğu ve bu tesisin geniş bir kitleyi ilgilendirmesi itibariyle de kamuya hizmet vermeyi amaçladığı da tartışmasızdır. Ne var ki bu hizmetin verilmesinde ve tesisin kullanılması sonucu hukuk kurallarının bir gereği olarak doğan zararlardan da tesis sahibi sorumludur. Bu sorumluluğun kusura dayanmayan, tehlike sorumluluğu olması nedeniyle, tesisi kullanan ve onu işletenin yüksek özen yükümlülüğü bulunmaktadır.
Aksi halde, en küçük bir özensizliğin maddi değerlerle ölçülemeyecek kadar ağır sonuçlar doğurması kaçınılmazdır. Bunun için zarar görenin zararını değil, tesis ve işletme sahibinin tesisin işletilmesinden dolayı kişilere ve çevreye bir zarar vermediği ve herhangi bir olumsuz sonuç yaratmadığının kanıtlanması gerekir. Bu sonuç genel sorumluluk kurallarının aksine olarak, davalıların işletmesinin ağır tehlike doğuracak özelliğinden kaynaklanmaktadır.
Ancak, bilirkişi raporunda dava konusu baz istasyonları ile davacılara ait binaların arasındaki uzaklık ölçülmediğinden, davacıların yaşadığı konutların güvenlik mesafesi içinde kalıp kalmadığı anlaşılamamıştır. Ölçüm değerlerinin yanı sıra baz istasyonlarının, davacıların evine olan yakınlığı ile davacıların ailesi ile birlikte evlerinde uzun süreli oturduklarının da göz önünde tutulması gerekir.
Dosyada bulunan bilirkişi raporunda; baz istasyonlarında ve davacıların oturduğu yerde ölçüm yapılarak elektrik alan şiddeti ve güç yoğunluğu belirlenmiş ise de davacıların yaşadığı evler ile baz istasyonları arasındaki uzaklık ve davacıların yaşadığı yerin güvenlik mesafesi içinde kalıp kalmadığı belirlenmemiştir.
Yasal düzenlemeler gereğince baz istasyonlarının güvenlik mesafesi içinde yaşam alanı bulunamayacağından; davacıların dava dilekçesinde ileri sürdükleri olgular da gözetilerek, davacıların yaşadıkları ev ile baz istasyonları arasındaki uzaklık ölçülüp davacıların yaşadıkları yerin güvenlik mesafesi içinde kalıp kalmadığı; bu bağlamda, baz istasyonlarının yaydığı elektromanyetik akımların davacıların sağlığına zarar verip vermeyeceği araştırıldıktan sonra varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek, eksik inceleme ile istemin reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2010/8965, K. 2010/9959, 7 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama