KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2011/10655 E., 2012/14150 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
519 kelime·3 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... Asar tarafından, davalı ... aleyhine 07/09/2009 gününde verilen dilekçe ile rücuen alacak istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 02/06/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalılar vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava; davacının işleten sıfatıyla aleyhine açılan asıl tazminat davası sonucunda dava dışı şahıslara icraen ödediği bedelin halefiyet ilkesi uyarınca diğer müteselsil sorumlu davalılardan kusurları oranında rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Yerel Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar, davacı ve davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, asıl tazminat davasında işleten sıfatıyla sorumluluğuna karar verilen ve hüküm altına alınan 47386TL maddi ve 4000TL manevi tazminat tutarını icra takibinde 22/1/2009 tarihli protokole göre ödemiş olup halefiyet esasına göre olayın diğer müşterek -müteselsil sorumlusu olan davalılardan (tazminat sorumlusu öldüğünden mirasçıları) kusuru oranında tahsilini istemiştir. Asıl tazminat davasında davalıların murisi taraf olmadığı gibi dava kendisine ihbar da edilmemiştir.
Davalıların murisi önceki 2003/37 Esas ve 2005/372 Karar sayılı davada taraf olarak bulunmadığına göre; iadenin kapsamı, davacının mahkum olup ödediği para, bu paranın kendisi hakkındaki davada verilen hükmün kesinleşmesine kadar işleyecek faizi, önceki davada hükmedilen avukatlık ücreti ve yargılama giderleri toplamından davalıların payına düşen kısmıdır. Kendi kusurlu davranışı ile işin icraya düşmesine yol açan davacı, bu ihmali nedeniyle yapılmış olan icra giderlerini ve hükmün kesinleşmesinden sonra geçen sürede işleyecek faizi isteyemez. Çünkü sözü edilen giderlerle davalıların eylemi arasında uygun sebep sonuç bağı yoktur.
Yukarıdaki açıklamalar gözetildiğinde; davalıların murisi 2003/37 Esas ve 2005/372 Karar sayılı asıl tazminat davasında taraf olmasa bile asıl tazminat davasında hüküm altına alınan ve müşterek müteselsil borçlu sıfatıyla davacı tarafından ödenen maddi ve manevi tazminat miktarının kusuruna isabet eden bölümünden sorumludur. Buna göre davacı ...
Başkanlığının, işleten sıfatıyla ilk davada hüküm altına alınan miktarı ödemesi gereken tarihe kadarki faiz ve yargılama gideri belirlenerek bu miktardan davalıların sorumluluğuna karar verilmelidir. Bu şekilde hesaplama yapılarak ve rücuun kapsamı belirlenerek varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde ve manevi tazminat miktarını da hiç hesaplamaya katmayarak karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
3-Davalıların diğer temyiz itirazına gelince; eldeki davada; trafik kazası nedeniyle işleten sıfatıyla ödenen tutarın halefiyet esasına göre diğer müşterek müteselsil sorumluya kusuru oranında rücu istemine ilişkin olup, zamanaşımı süresi Karayolları Trafik Kanunu 109.maddesine göre ödeme tarihinden itibaren 2 yıllık süreye tabidir. Davacı, 05/02/2007 tarihinde yaptığı ödemeyi 7/9/2009'da dava etmiştir. Davalı süresinde zamanaşımı definde bulunmuştur. Şu halde dava açıldığı tarihte 2 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan bu istek kalemi yönünden zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/10655, K. 2012/14150, 3 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama