KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2011/13950 E., 2012/19044 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Aralık 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
519 kelime·3 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 11/05/2006 gününde verilen dilekçe ile M.K.'nun 1007. maddesine dayalı tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda.
Mahkemece davanın reddine dair verilen 18/03/2010 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 11/12/2012 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat ... ile karşı taraftan davalı hazine vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı.
Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Dava, icra yoluyla satın alınan taşınmaz tapu kaydının davacılar adına tescil edilememesi nedeniyle uğranılan zararın MK 1007. maddesi uyarınca tahsili istemine ilişkindir. Yerel mahkemece ispatlanamayan davanın reddine dair verilen karar, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğinden; davacıların ... İli, ... İlçesi, ... Köyü 548 parsel sayılı 65900m2 miktarlı taşınmazı, ...
İcra Müdürlüğü'nün 1957/264 Esas sayılı dosyasında yapılan satış sonucu 1/2 paylı olarak satın aldıkları, 1/7/1960 tarihinde tapuya tescili için yazı yazılmış ise de taşınmazın kadastro öncesi davalık olduğu belirtilerek tescil işleminin yapılamadığı, davacıların idari yolla tescile yönelik girişimlerinin de sonuç vermediği, son olarak davacılar tarafından tapuda malik gözüken kişiler aleyhine tapunun iptali ve tescili istemiyle İmamoğlu Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/152 Esas ve 1999/96 karar sayılı dosyasında açılan davada; iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle istemin reddine dair karar verildiği,
temyiz incelemesini yapan Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 28/6/2005 tarihli kararı ile “...kadastro öncesi taşınmazın aynı ile ilgili olarak açılan ve tespit sırasında derdest bulunan mülkiyet çekişmesinin varlığı gözetilerek tespit tutanaklarının malik hanesinin boş bırakılması gerekirken zuhulen kesinleştirilerek oluşan ve böylece gerçek hak sahibini yansıtmayan sicil üzerinden satın alındığı anlaşıldığına göre...” gerekçesiyle onama kararı verildiği, karar düzeltme isteminin ise 29/12/2005 tarihinde reddedildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, davacıların davaya konu yeri icra kanalıyla satın alıp almadıkları ve MK 1007. maddesi şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; dava konusu yerin kadastro öncesinde davalık olduğu ve bu husus gözetilmeksizin gerçek hak sahipliğini göstermeyen tapu kaydının oluşturularak icra yoluyla satışının yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacılar, iddialarına dayanak yaptıkları ...
İcra Müdürlüğü'nün 1957/264 Esas sayılı icra dosyasının sel baskını sonrası kaybolduğuna dair tutanak ile bu dosyaya ait ellerinde bulundurdukları icra müdürlüğü tarafından tescil istemiyle Tapu Müdürlüğü'ne yazılan yazının bir suretini dosyaya sunmuşlardır. Dosyaya konulan ve fotokopi olduğu anlaşılan “...
İCRA MÜDÜRLÜĞÜ Tapu Sicil Müdürlüğü'ne - ...” başlıklı belgede; davacılara ait olduğu anlaşılan fotoğraf ile dava konusu yer ile ilgili ayrıntılı bilgi ve dava konusu yerin icra yoluyla davacılara satışının yapıldığı ve adlarına tescil istemiyle yazı yazıldığına dair bilgilerin olduğu anlaşılmaktadır.
Şu halde davaya konu edilen taşınmazın davacılar tarafından adı geçen icra dosyasıyla satın alındığı, ihale ile mülkiyetin davacılara geçtiği ancak adlarına tescil işlemi yapılamaması nedeniyle taşınmaz değeri kadar zarara uğradıkları benimsenerek, taşınmazın davacıların elinden kesin olarak çıktığı tarih esas alınarak zarar belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde istemin reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/13950, K. 2012/19044, 11 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama