KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2011/4801 E., 2012/10423 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
596 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 03/09/2010 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 25/01/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı Şirket'e ait Bugün Gazetesi'nin 04.09.2009 tarihli nüshasında davalı ...'ın "Hükümete çakmak kurtarır mı?" başlıklı köşe yazısında yayımlanan haberin kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu ileri sürerek, davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını istemiştir.
Davalılar ise, davacı hakkında yapılan soruşturma dosyasının içindeki belgelere dayanılarak hazırlanan dava konusu haberin görünür gerçekliğe ve hukuka uygun olduğunu belirterek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Yerel mahkemece; haberde göreve dayalı olarak yapılan iddiaların soruşturma raporu kapsamında görünen gerçekliğe uygun olduğu,dolayısı ile bu değerlendirmelerin kişilik haklarına saldırı teşkil etmeyeceği ,ancak haberde "...müfettişlerin soruşturma dosyasında yüz kızartıcı iddialar da var ama ona özel hayat deyip girmemekte fayda var" sözlerinin görünen gerçeklikten ayrılarak davacıyı zan ve şüphe altında bıraktığı,bu şekilde bir haber ve yorum yapılmasının doğrudan doğruya kişilik haklarına saldırı teşkil edeceği gerekçesiyle istemin bir bölümü kabul edilmiştir.
Dava konusu Bugün Gazetesi'nin 04.09.2009 tarihli nüshasında davalı ...'ın "Hükümete çakmak' kurtarır mı?" başlıklı köşe yazısında "Taktik eskidi ama hala oldukça popüler. Ne zaman üst düzey bir bürokrat ya da tanınmış bir isim hakkında soruşturma açılsa veya suç teşkil edecek bulgulara ulaşılsa bir yerlerden irtica haberi patlar.
Rektörler, emniyet müdürleri, bürokratlar ya da yüksek yargı mensupları Gazete arşivleri bu tip haberlerle dolu. 'irtica ile uğraştığı' ya da 'filanca cemaate yönelik operasyon hazırlığında iken' soruşturulmaya başlandığı yönünde gündemler olur. Aradan bir süre geçtikten sonra da ilgili işlemin aslında kanunen suç sayılan fiiller için yapıldığı, irtica yaygarasının perdeleme olduğu ortaya çıkar. Dediğimiz gibi taktik eskidi ama hala oldukça popüler.
Buraya şuradan geldik Son dönemde Erzincan Başsavcısı ... ile Sincar Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı.....oldukça popüler. Tek merkezden çıktığı izlenimi veren haberlere göre ..... Cemaatine yönelik operasyon yaptığı için soruşturuluyor'muş. Yani irticaya karşı mücadele ettiği için AK Parti tarafından cezalandırılıyor!.. Fakat kazın ayağı pek öyle değil. En azından ..... soruşturan ki bu soruşturma tartışmadan çok önce.
18.06.2009-6/18 sayılı soruşturma müfettişlerin bulgularına göre Erzincan savcısının dosyası kabarık. Savcı bakanlıktan gizli soruşturma yapmış, yetkisi olmayan talimatlar vermiş, masum insanlar hakkında dinleme kararı alırken yasadışı terör örgütü mensupları diyerek teknik takibe aldırmış. Sahte ihbar mektubu hazırlatıp onun üzerine jandarmaya şehirde operasyon yaptırmış vs.
Müfettişlerin soruşturma dosyasında yüz kızartıcı iddialarda var ama ona özel hayat deyip girmemekte fayda var... yazılı olduğu görülmüştür.
Somut olayda, davacı hakkında yapılan haberde yer alan bilgilerin davacı hakkında yapılan soruşturma dosyası ve eklerinde bulunduğu anlaşılmıştır. Yazının gerçek ve güncel bir konuya ilişkin olup yayımlanmasında kamu yararı bulunduğu, konunun önemi ve değeri göz önünde tutulduğunda düşünsel bağlılığın da korunduğu, kişilik haklarına saldırı oluşturulabilecek bir yoruma da yer verilmediği sonucuna varılmaktadır. Şu durumda, çatışan yararlar dengesinin davacı yararına bozulmadığı, davalılar yönünden de hukuka uygunluk nedenlerinin bulunduğu ve böylece davacının kişilik haklarının saldırıya uğramadığı benimsenmelidir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, istemin tümden reddi gerekirken kısmen kabul edilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
KARŞI OY YAZISI
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum. 14/06/2012
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/4801, K. 2012/10423, 14 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama