KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2012/13467 E., 2013/12458 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Haziran 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
345 kelime·2 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 09/06/2008 gününde verilen dilekçe ile trafik kazasında yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 12/06/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince:
Dava, trafik kazasında yaralanma nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalının, trafikte seyir halinde iken kullandığı araca takip mesafesine riayet etmeyerek arkadan çarpması sonucu yaralandığını ileri sürerek maddi ve manevi tazminat talep etmişlerdir.
Davalı, olayda kusurunun bulunmadığını, ileri sürerek ıslah ile istenen kısmın zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, dava dilekçesinde istenen maddi tazminat hüküm altına alınmış, ıslah ile istenen kısmın ise beş yıllık zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
6098 sayılı BK’nın 72/1-2. cümlesinde (818 sayılı BK’nın 60/2.) “…Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.” hükmü düzenlenmiştir. Anılan düzenlemeye göre; haksız fiil aynı zamanda suç teşkil ediyorsa ve ceza kanunları bu suç için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüşse, dava uzamış bu süreye tabi olur. Davacı, davalının taksirle kendisini yaraladığını iddia etmiştir.
Taksirle yaralama suçu için 5237 sayılı TCK’da sekiz yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Suç tarihi 18/01/2007 tarihi olup eldeki dava 09/06/2008 tarihinde ikame edildiğine (ve ıslahın da 22/05/2012 tarihinde yapılmış olmasına) göre uzamış ceza zamanaşımın dolmadığı ortadadır. Mahkemece ıslah edilen kısım yönünden de işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru değildir.
Açıklanan nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2012/13467, K. 2013/12458, 27 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama