KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2012/6678 E., 2013/5962 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Nisan 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
344 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğeri aleyhine 09/03/2011 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 15/03/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, davalıların haksız eylemleri nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, davalılarla aynı üniversitede öğretim görevlisi olup önceden ...'nin sınavlarında kendisine görev verilirken son zamanlarda görev verilmemesi ve görevlendirmemenin de davalı ...'in davalı ..'ye söylediklerine dayalı olması, kendisi hakkında bir soruşturma olmadığı halde sınavlarda görev verilmemesi nedeniyle kişilik haklarının zarar gördüğünü belirterek manevi tazminat talep etmiştir..
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Dosya içeriğinden; Davalılardan ..'nin, ...'nin .... sınav koordinatörü, diğer davalının da .... Fakültesi sınavlarında görevli olduğu anlaşılmaktadır. Davalılar kamu görevlisi olup, Anayasanın 129/5 ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 13. maddesi gereğince kamu görevlilerinin görevlerini yaparken verdikleri zararlar nedeniyle doğrudan kamu görevlisi aleyhine dava açılamaz, doğrudan kamu görevlisine husumet yöneltilemez. Davalılar yönünden husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, esasa girilerek karar verilmesi doğru değildir. Mahkeme kararının bu nedenle bozulması gerekmiştir.
KARŞI OY YAZISI
Anayasa’nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. İdare aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi, hizmet kusurundan kaynaklanmış, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Kamu görevlisinin, özellikle haksız eylemlerde, Anayasa ve özel yasalardaki bu güvenceden yararlanma olanağı bulunmamaktadır.
Dava dilekçesinde belirtilen maddi olgulardan davalının salt kişisel kusuruna dayanıldığının anlaşılması karşısında öncelikle bu iddia doğrultusunda delillerin toplanıp değerlendirilerek sonuca varılması gerekir. Açıklanan nedenlerle dairemizin bozma kararına katılmıyorum. 01/04/2013
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2012/6678, K. 2013/5962, 1 Nisan 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama