KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2014/3949 E., 2014/10373 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Haziran 2014
- Mahkemesi
- İstanbul 36. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 04/12/2012
- Numarası
- 2011/136-2012/238
Karar Metni
284 kelime·1 dk okuma
Davacı K.. K.. vekili Avukat M.K.. tarafından, davalı ... Bilgisayar San. Tic. Ltd. Şti. aleyhine 10/02/2010 gününde verilen dilekçe ile alacak İstenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen 04/12/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Davacı, haksız eylem sonucu oluşan kurum zararının ödetilmesini istemiştir.
Davalı, haksız ve yersiz açılan davanın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, zamanaşımı nedeniyle istemin reddine dair verilen karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamından, davalının cevap süresi geçtikten sonra verdiği cevap dilekçesi ile zamanaşımı def'inde bulunduğu, davacının ise cevaba cevap dilekçesinin ilk bölümünde “davalı cevap dilekçesini 10 günlük süre içinde vermediğinden, HUMK 195. maddesi gereğince hukuken süresinde cevap vermediği kabul edilmelidir.” şeklinde cevap dilekçesine süre yönünden açıkça karşı çıktığı, dilekçenin devamında da davalının zamanaşımı itirazının yerinde olmadığını belirttiği görülmüştür. Davacının, bahse konu cevaba cevap dilekçesinde zamanaşımı def'ini, süre yönünden kabul etmediği ve açıkça karşı koyduğu kabul edilmelidir.
Davalı yasal süre geçtikten sonra zamanaşımı def'inde bulunmuş; davacı ise, zamanaşımı def'ine yer verilen dilekçenin süresinde sunulmadığını beyan ederek karşı koymuştur. Mahkemece, davalının süresinde yapmadığı ve davacının da bu açıdan karşı çıktığı zamanaşımı def'ine hukuki değer verilerek hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Şu halde işin esasına girilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yanılgıyla yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2014/3949, K. 2014/10373, 23 Haziran 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama