KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2015/15082 E., 2016/3965 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mart 2016
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
275 kelime·1 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat .. tarafından, davalı ... aleyhine 30/09/2009 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 10/09/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davalının diğer temyiz itirazına gelince;
Dava, 2330 sayılı Kanundan kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı .. , görev sırasında yaralanan dava dışı polis memuruna, 2330 sayılı Kanun uyarınca ödediği tazminatın rücuen tahsili isteminde bulunmuştur.
Davalı, ceza dosyasının bekletici mesele yapılmasını talep etmiş, esastan da davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava konusu tazminat miktarının belirlendiği İçişleri .. kararında, zararın nakdi tazminat komisyon karar tarihindeki en yüksek Devlet memuru brüt aylığının (ek gösterge dahil) yüz maaş tutarının iş gücüne engel bulunan her gün için %1 oranında hesaplanarak ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Oysa zarar, haksız eylemin meydana geldiği 24/08/2005 tarihinde gerçekleşmiştir. Davalının sorumluluğu da bu tarihte başladığından tazminatın, haksız eylem tarihindeki miktar esas alınarak belirlenmesi gerekir. Olay tarihinden uzun bir süre sonra alınmış karar tarihindeki kıstaslara göre belirlenen tazminatın rücuen tahsiline karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle, kararın bozulması gerektirmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2015/15082, K. 2016/3965, 28 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama