KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2021/20507 E., 2023/6040 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Mayıs 2023
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/850 Esas, 2021/989 Karar
- Hüküm/karar
- Karar verilmesine yer olmadığına-Esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- Osmancık Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
- Sayısı
- 2018/595 Esas 2021/80 Karar
Karar Metni
1.352 kelime·7 dk okuma·13 bölüm
Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan maddi zararın giderilmesi istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 01.07.2018 tarihinde yolcu olarak bulunduğu ve davalı ... şirketince zorunlu mali mesuliyet sigortası yapılan aracın karıştığı tek taraflı trafik kazasında, davacının yaralandığını ve malul kaldığını, sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak olumlu bir yanıt alınamadığını iddia ederek açtığı belirsiz alacak davası ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici bakıcı giderinin kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 09.03.2021 tarihinde talebini 360.000,00 TL’ye artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yetki itirazında bulunarak, başvuru şartının yerine getirilmediğini, davacının sigorta şirketine 14.09.2018 tarihinde ulaşan başvurusunda sunulan sağlık kurulu raporunun sürekli maluliyet içeren bir rapor olmayıp iki yıl geçerli olan raporun sunulduğunu, bunun yönetmeliğe uygun olmadığını, hesaplamanın ... genel şartlarına göre yapılması gerektiğini, kusura itiraz ettiklerini, davacının müterafik kusuru nedeniyle Borçlar Kanununun 52 nci maddesi bağlamında tazminatta indirim yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatının poliçe teminatı içinde bulunmadığını,
davacının başvuru sırasında yükümlülüklerini yerine getirmediği için müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini, yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacaklarını, kaza tarihinden faiz talebinin yerinde olmadığını, savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; poliçe limiti 360.000,00 TL yönünden konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dava tarihi olan 22.10.2018 tarihinden itibaren 360.000,00 TL maddi tazminat miktarı baz alınarak infaz aşamasında hesaplanacak yasal faizin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; maluliyet oranının tespitinden hemen sonra ve ıslahtan önce davacının taleplerine konu tazminat miktarının tamamen ödendiğini, davacının geçerli bir maluliyet raporu sunmadan sigorta şirketine tazminat talebinde bulunduğunu, böylece geçerli bir başvuru bulunmadığını, zararın maluliyet oranının tespitinden sonra poliçe teminat bedelinin davacı tarafa 03.11.2020 tarihinde ödendiğini, davanın esastan reddi gerektiğini, ancak ıslah tarihinden itibaren yasal faiz istenebileceğini, ıslahtan önce ödeme yapılmış olması nedeni ile tam vekalet ücretinden ve tüm yargılama giderinden sorumluluklarına karar verilmesinin yerinde olmadığını ileri sürülerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, davacının sigorta şirketine tazminat ödemesi için geçerli bir şekilde başvurduğu, böylece başvuru şartının yerine getirildiği, davalı ... şirketinin temerrüt tarihinden itibaren ödemesi gereken faizin miktarından sorumlu olduğu, bu nedenle mahkemece dava tarihinden itibaren yasal faize karar verilmesinin yerinde olduğu, yargılama sırasında ancak ön inceleme aşamasından sonra ödeme yapılarak davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından,
davalının yargılama giderinden ve vekalet ücretinden sorumlu olduğunun anlaşıldığı gerekçeleri ile davalının istinaf başvurusun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; maluliyet oranının tespitinden sonra ıslahtan önce dava konusu edilen tazminatı ödediklerini, bu nedenle dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesinin ve tam vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, başvuru şartı gerçekleştirilmeksizin iş bu davanın açıldığını, geçerli bir maluliyet raporu olmadan sigorta şirketine başvuru yapıldığını, sunulan maluliyet raporunun iki yıl geçerli olduğunu, süresiz olmadığını, usulüne uygun rapor ibraz edilmeden başvuru yapıldığından ve maluliyet dava içinde belirlendiğinden temerrüt oluşmadığını, faiz ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini,
hükmedilecek vekalet ücretinin ıslah yapılmadan ödeme yapılması sebebiyle 100,00 TL olması gerektiğini, ıslaha konu edilen miktar için ıslah tarihinden itibaren faiz talep edilebileceğini, davacının yüksek vekalet ücreti alabilmek için davayı ıslah ettiğini, ıslah dikkate alınmadan karar verilmesi gerektiğini, avans faizi talebinin reddi gerektiğini kazaya karışan aracın ticari araç olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85 inci maddesi, 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 49, 51, 54 üncü maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları .
3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple; Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine
08.05.2023 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Faiz, hukuki niteliği itibariyle yan edim olup asıl alacağı genişleten bir yan haktır. Bu nedenle, faiz borcunun varlığı ve devamı, her şeyden önce asıl alacak hakkının ... ve devamına bağlıdır. Asıl alacak hakkı doğmamışsa, faiz borcu da doğmaz. Keza, faiz borcu, asıl alacak devam ettiği sürece devam eder. Faiz, asıl alacağa bağlı yan hak olduğu için, asıl alacak sona ererse faiz de sona erer (Eren, F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 21. Baskı, Ankara 2017, s. 1001).
Bu durum 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 131 inci maddesinde;
“Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur.
İşlemiş faizin ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkı sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulmuş ise ya da durum ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılmaktaysa, bu faizler ve ceza koşulu istenebilir.
Taşınmaz rehnine, kıymetli evraka ve konkordatoya ilişkin özel hükümler saklıdır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Asıl borcun son bulması nedeniyle fer’ilerinin de son bulduğunun mahkemece resen göz önünde tutulması gerekir (Dairenin 12.04.1977 tarihli ve 5177/1604 sayılı kararı).
Somut olayda davalı ... tarafından trafik sigortalı aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan dava yolcunun açtığı tazminat davasında, dava dilekçesinde faiz talebinde bulunulmuş, yapılan yargılamada hesap raporunun alınmasından sonra davalı tarafından poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olunan 360.000,00 TL’lik ödeme 03.11.2020 tarihinde davacıya yapılmış, davacı ise bu ödemeden sonra 09.03.2021 tarihli bedel artırım dilekçesi ile talebini 360.000,00 TL’ye artırmıştır.
İlk Derece Mahkemesince ödeme nedeniyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; faiz talebi yönünden ise “dava tarihi olan 22.10.2018 tarihinden itibaren 360.000,00 TL maddi tazminat miktarı baz alınarak infaz aşamasında hesaplanacak yasal faizin davalıdan tahsiline” şeklinde hüküm kurulmuş; davalı vekilinin istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiş. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Asıl borcun sona erdiği tarihte faiz alacağı da sona erecek olup davanın açılmasından sonra ödenmek suretiyle “konusuz kalan alacak kalemine dava tarihi olan 22.10.2018 tarihinden, ödeme tarihi olan 03.11.2020 tarihine kadar işlemiş yasal faizinin davalıdan tahsiline” şeklinde karar verilmesi gerekirken, faiz yönünden yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamıştır. (Dairenin 2021/2733 Esas, 2021/3556 Karar sayılı ve 23.06.2021 tarihli, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 08.02.2005 tarihli ve 817/851 sayılı kararları da aynı yöndedir)
Açıklanan nedenle; davalı vekilinin faize ilişkin temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının faiz yönünden düzeltilerek onanması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/20507, K. 2023/6040, 8 Mayıs 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama