KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/11555 E., 2024/1290 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Şubat 2024
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/2013 E., 2022/1019 K.
- Dava tarihi
- 19.07.2016
- Hüküm/karar
- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine / davanın reddine
- İlk derece mahkemesi
- İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/541 E. - 2021/296 K.
Karar Metni
994 kelime·5 dk okuma·13 bölüm
Taraflar arasındaki maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde.
21.07.2006 tarihinde davalı ... şirketine mali mesuliyet sigortası ile sigortalı bulunan aracın, sağ şeritte bisikletle gitmekte olan davacıya çarptığını, davacının kaza nedeniyle çalışma gücü kaybına uğramış olması nedeniyle uzun bir süre çalışamadığını bu nedenle ailesini dahi geçindiremeyecek boyutta maddi kayıplar yaşadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 1.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının yasal faiziyle davalı ... şirketinden tahsiline hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş.
22.03.2018 tarihli ıslah dilekçesiyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 57.291,37 TL'ye yükseltmiş, hesap raporunda 208,63 TL olarak hesaplanan geçici iş göremezlik talebini ıslah etmediklerini beyan etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı süreleri geçtikten sonra açılmış olması nedeni ile reddi gerektiğini, davacı tarafın yeni düzenlemeye göre dava açmadan önce sigorta kuruluşuna başvurması gerektiğini ayrıca şirketin sorumluluğunun sigortalının kusuru ve poliçe teminatı ile sınırlı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen ilk karar Bölge Adliye Mahkemesi tarafından maluliyetin başlangıç tarihinin tespit edilmesi gerektiği gerekçesi ile kaldırılmıştır.
2. İlk Derece Mahkemesinin kaldırma kararı sonrasında verdiği yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ikinci kararı ile davacının maluliyetinin kesinleştiği tarihin...Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi tarafından tanzim edilen rapora göre 21.03.2008 olduğu, 8 yıllık ceza zamanaşımı süresinin 21.03.2016 tarihinde dolduğu, bu davanın 19.07.2016 tarihinde açıldığı dikkate alındığında davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığı, zamanaşımının kesilmesini gerektiren bir durumun da olmadığı, davalı tarafça süresi içerisinde zamanaşımı itirazında bulunulduğu gerekçesi ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacının maluliyetinin ne olduğunun alınan adli tıp raporu ile sabit kılındığını, zararının ne olduğunu bilmediğini, dava açılmasından sonra alınan adli tıp raporu ile davacının bedeni zararının belirli ... geldiğini, dava açılması ile zamanaşımının kesildiğini, zamanaşımı sebebiyle davanın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemece zamanaşımı konusunda hesaplama yapılırken yanılgıya düşüldüğünü açıklayarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının sürekli maluliyetinin başladığı tarihin kaza tarihinden 20 ay sonrası olan 21.03.2008 tarihi olduğu, 8 yıllık zamanaşımı süresinin 21.03.2016 tarihinde dolduğu, eldeki davanın ise 19.07.2016 tarihinde açıldığı anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen itirazları tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacının uğradığı sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 86, 88, 89, 90 ve 109 uncu maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.02.2024 tarihinde Başkan Vekili ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
KARŞI OY
Dava, davalı ... nezdinde trafik sigortalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı bisiklet sürücüsünün geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000 TL geçici ve 1.000 TL sürekli iş göremezlik tazminatı talebinde bulunmuş; ıslah dilekçesinde alınan hesap raporunda 208,63 TL olarak belirlenen geçici iş göremezlik talebini ıslah etmediklerini, sürekli iş göremezlik tazminatı talebini ise 57.291,37 TL'ye artırdıklarını belirterek toplam talebini poliçe limiti olan 57.500,00 TL'ye yükseltmiştir.
İlk Derece Mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun'un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Şu hâlde; davacı yönünden reddedilen ve temyize konu edilen miktar 57.500,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile HMK'nın 362 nci maddesi uyarınca kesinlik sınırı olarak belirlenen 107.090,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmesi düşüncesinde olduğumdan, sayın çoğunluğun kararın onanmasına dair kararına katılmıyorum.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/11555, K. 2024/1290, 7 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama