KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/11617 E., 2023/10909 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2023
- İncelenen kararın mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1099 E., 2022/859 K.
- Hüküm/karar
- Kabul yeniden hüküm kurdu/ Konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına
- İlk derece mahkemesi
- Sakarya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/246 E., 2021/59 K.
Karar Metni
1.320 kelime·7 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince tarafların istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmuştur .
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.10.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat ... ile davalı ... vekili Avukat ... geldiler. Davacı ile davalı ... vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 17.10.2023 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlu ... hakkında yapılan takibin sonuçsuz kaldığını, dava konusu taşınmazını 02.05.2018 tarihinde mal kaçırma amacı ile diğer davalı ...'na devrettiğini belirterek, bu tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. ... cevap dilekçesinde, davacı ile aralarında cari hesap ilişkisi olduğunu ancak takip tarihi itibari ile muaccel bir borcu olmadığını, takibin mükerrer olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... vekili, süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Devir tarihinde 387.963,00 TL değer biçilmiş üzerinde 500.000 Tl bedelli ipotek tesis edilmiş taşınmazın 150.000 Tl bedelle alınması hayatın olağan akışına uygun bulunmamış, satış bedeli ispatlanamamıştır.
Dava tarihi itibarıyle, tasarrufun borcun doğumundan sonra olduğu, değerli olabilecek taşınmazları devrettiği, borcu karşılamayacak değerde 2 adet taşınmaz hissesi kaldığı ve üzerilerinde hacizler olduğu, borçlu ...'nun alacaklılardan kurtulmak amaçlı taşınmazları devrettiği anlaşılmakla ve şekli anlamda aranan tasarrufun iptali şartları bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Davanın konusuz kalma nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine gerek duyulmayan hallerde Hakimin davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderine takdir edeceğinin hüküm altına alınmıştır.
Davacının takipsiz bıraktığı davada, davayı takip etmek istemediği halde zorunlu dava arkadaşı olarak yer alan ...' yönünden vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemiştir..." gerekçesi ile konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davada haksız olan davalı 3. kişi ... aleyhine 13.450,00 TL vekalet ücretine hükmedilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davalı ... ... vekili istinaf dilekçesinde, müvekkilinin ilgili taşınmazı üzerindeki tüm borçlarıyla birlikte ve karşılığında 150.000 TL bedel ödeyerek satın aldığını, yerel mahkemece davanın konusuz kalması şeklindeki tespitin hatalı olduğunu, tasarrufun iptali davası ayni netice doğurmadığından taşınmazın bankaca ipotek borcuna istinaden satılması halinde dahi esastan karar verilmesi gerektiğini, davanın en başında istedikleri tefrik kararının yargılama sonunda yapıldığından yargılamanın baştan hatalı olduğunu, İİK'daki tasarrufun iptaline ilişkin şartlar dosyada mevcut olmadığından verilen kararın hatalı olduğunu, beyan ederek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili istinaf dilekçesinde, yerel mahkemenin davanın açıldığı tarih itibariyle davacının haklı olduğu ve tasarrufun iptalinin gerektiği, ancak tasarruf konusu mal cebri icra ile satıldığından, davanın konusuz kaldığına dair görüşü ve gerekçesinin usul ve yasaya ve dosya kapsamına uygun olduğunu, yerel mahkemece vekalet ücretinin davanın açıldığı tarihte gösterilen dava değeri olan 100.000 TL üzerinden hesaplanarak karar verildiğini, gerekçe olarak da davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunun esas alınacağını belirtildiğini, yerel mahkemenin bu değerlendirmesinin hatalı olduğunu,
davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunun harç ve dava değeri ile bir ilgisi olmadığını, dava açıldıktan sonra mahkemenin ara kararı gereği davanın dayanağı olan takipteki takip çıkışı olan 1.065.217 TL'ye göre bakiye 20.043,50 TL harcın 06.06.2018 tarihinde yatırıldığını, davanın konusuz kalmasının harcın tamamlanmasından çok sonra olduğunu, davalı ... yönünden ise iptali gereken tasarrufa konu taşınmazın dava tarihi itibariyle bilirkişi marifetiyle belirlenen 432.212,61 TL dava değeri olarak esas alınmasını ve 06.06.2018 tarihinde yatırılan harcın içersinde bu dava değerinin de bulunduğunu,
bu sebeple yerel mahkemenin davalı ... yönünden vekalet ücretine esas alacağı meblağ 432.212,61 TL olması gerektiğini, mahkemenin ise davanın açıldığı tarihteki harcı esas aldığını belirterek davalı ... aleyhine takdir edilen vekalet ücreti yönünden kararın kaldırılmasını ve davalı ... aleyhine takdir edilecek vekalet ücretinin 432.212,61 TL'ye göre hesaplanmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Mahkemece bedel farkı nedeniyle davacının davasında haklı olduğuna karar verilmiş ise de; yapılan değerlendirme hatalıdır. Kural olarak dava konusu taşınmazın ipotekle satılması halinde tapudaki satış bedeline ipotek bedeli eklenerek rayiç değerle kıyaslanması ve bedel farkının buna göre belirlenmesi gerekmektir. Ayrıca dava konusu taşınmazın tapudaki satış bedeli dışında rayiç bedelle satın alındığının iddia edilmesi ve tapu dışı ödemenin resmi belge ile ispatlanması halinde tapu dışı ödemenin de tapudaki satış bedeline eklenmesi gerekmektedir.
Somut uyuşmazlıkta, dosya içerisindeki tapu kaydı ve resmi akit tabloları incelendiğinde Sakarya ili, Erenler Mahallesi, 11087 parselde, zemin kat, 3 nolu bağımsız bölüm 05.02.2018 tarihinde 150.000,00 TL bedelle davalı 3. kişi ...’a satıldığı ve üzerinde Vakıflar Bankası lehine 27.06.2016 tarihli 910.000,00 TL bedelli ipotekli olarak devredildiği, bilirkişi raporu uyarınca taşınmazın satış tarihindeki gerçek değerinin ise 387.963,00 TL olarak belirlendiği, ipotek alacaklısı Vakıflar bankası tarafından 610.131,22 TL asıl alacak üzerinden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla davalılar aleyhine icra takibi başlattığı, taşınmazın satışına karar verildiği ve alacaklı bankaya teslim edildiği, satışla borcun karşılanmadığı, artan para kalmadığı anlaşılmıştır.
Borçlu ile üçüncü kişi arasında taşınmaz satışı dışında başka bir ticari ilişki olduğu iddia ve ispat edilmediğinden davalı alıcı tarafından davalı borçluya verilen çeklerin taşınmaz satışına ilişkin olduğunun kabulü ile 150.000,00 TL tapudaki satış bedeli ile taşınmaz üzerindeki ipotek bedeli göz önüne alındığında bedel farkının bulunmadığı anlaşılmakla mahkemenin haklılık gerekçesi yerinde görülmemiştir.
Tasarrufun iptali davalarında müddeabihi, takip konusu borç miktarı ile davaya konu tasarrufun işlem tarihindeki değerinden hangisi az ise o değer belirlemekte, harç ve vekalet ücreti hesabı da bu değer üzerinden yapılmaktadır.
Bu kapsamda daha az olan rayiç değer üzerinden davalı lehine vekalet ve harç hesabı yapılması gerektiğinden HMK'nun 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, taraf vekillerinin (davacı vekilinin istinaf istemi de harç bakımından yerinde bulunduğundan) istinaf başvurularının kabulüne karar verilmiş, İlk Derece mahkemesi kararındaki belirtilen hataların düzeltilmesine karar verilmiştir..." gerekçesi ile tarafların istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, harç ve vekalet ücreti yönünden yeniden hüküm kurmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde, dava konusu taşınmaz üzerindeki ipotek bedelinin satış bedeline eklenmesinin hatalı olduğunu, davalı üçüncü kişinin bu ipoteği ödemediği için paraya çevrilerek satıldığını, kaldı ki 500.000 TL değeri olan bir taşınmazı 900.000,00 TL ipotekle yükümlü olarak alınmasının yaşam deneyimlerine aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277, 278, 279, 280, 281, 282, 283 ve 284 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, ipotek bedelinin satış bedeline eklenmesi dairemiz uygulamalarından olmasına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
17.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı ...'na verilmesine,
Duruşmada vekille temsil olunmayan davalılar ..., ..., ... yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/11617, K. 2023/10909, 17 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama