KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/12343 E., 2024/9967 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/668 Değişik İş – 2022/667 Karar
Karar Metni
1.300 kelime·7 dk okuma·9 bölüm
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde.
06.07.2019 tarihinde davacının yolcu olduğu araç ile davalı ... tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası yapılan aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacının yaralandığını ve malul kaldığını, davalı ... şirketince yapılan ödemenin zararı karşılamadığını, zararın giderilmesi için sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak başvuruya olumlu yanıt verilmediğini iddia ederek, açtığı belirsiz alacak davasında fazlaya ilişkin haklarını saklı kalmak kaydı ile,
5.050,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici bakıcı gideri, 3.000,00 TL Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)' nca karşılanmayan tedavi gideri, 750,00 TL rapor ücreti olmak üzere toplam 10.000,00 TL tazminatın 17.09.2021 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 28.01.2022 tarihinde sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 213.709,16 TL, geçici iş göremezlik tazminatı talebini 3.031,35 TL, geçici bakıcı gideri talebini 1.371,77 TL' ye artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; talebin zamanaşımına uğradığını, 31.08.2020 tarihinde 43.708,00 TL ödeme yapıldığını, bu ödeme ile sigorta şirketinin sorumluluğunu yerine getirdiğini, davacının kaza nedeniyle maluliyeti oluşmadığını, maluliyet oranının ve kusurun Adli Tıp Kurumu (ATK) tarafından belirlenmesi gerektiğini, kaza nedeniyle elde edilen gelirlerin yapılacak hesaptan düşülmesi gerektiğini, uzman aktüer bilirkişiler tarafından hesap yapılması gerektiğini, hesaplamada TRH-2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz kullanılması gerektiğini, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının somut olayda uygulanmasının mümkün olmadığını, davacı,
sürücünün alkollü olduğunu bilerek araca bindiği için müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, faizin başvuru tarihinden itibaren yasal faiz olabileceğini, aleyhe hüküm kurulması halinde karşı taraf lehine hükmedilecek vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi' ne (AAÜT) göre belirlenen rakamın 1/5' i oranında olması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların iddia ve savunmaları, sunulan delillere, benimsenen bilirkişi raporlarına göre; müterafik kusur indirimi yapılarak toplam 177.114,06 TL tazminata 17.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine.
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yapılan ödemenin zararı karşılamadığını, ödemeden itibaren 2 yıllık hak düşürücü süre içinde Sigorta Tahkim yoluna başvuru yapıldığını, ödeme güncellenerek hesaptan düşüldüğünü, progresif rant yöntemi ile hesabın yerinde olduğunu, geçici bakıcı gideri, geçici iş göremezlik tazminatı, tedavi giderlerinden sigorta şirketinin sorumlu olduğunu, davacının bulunduğu aracın sürücüsünün ehliyeti bulunması sebebiyle bu hususta müterafik kusur indirimi yapılmamasında hata bulunmadığını, kusur raporunun kaza tespit tutanağı ile uyumlu, kazanın meydana gelişi ile örtüşür,
denetime ve karar vermeye elverişli bir rapor olduğunu, vekalet ücretinde de hata bulunmadığını belirterek davalının itirazlarının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacıya 43.708,00 TL ödeme yapıldığını, bu ödeme ile sigorta şirketinin sorumluluğu kalmadığını, progresif rant yöntemi ile hesabın hatalı olduğunu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının geriye yürümeyeceğini, olay tarihi itibariyle Anayasa Mahkemesinin iptal kararının uygulanma imkanı bulunmadığını, Genel Şartlarda belirtilen usul ve esaslar ile tazminat hesabı yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri ve tedavi giderinin sigorta şirketinin sorumluluğunda bulunmadığını, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, ATK' dan rapor alınması gerektiğini,
aldıkları medikal firma raporu ile bu rapor arasındaki çelişkinin giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, başvuru sahibi yeterli ehliyete sahip olmadığından müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, kusur oranının ATK' dan alınacak rapor ile belirlenmesi gerektiğini, vekalet ücretinin AAÜT' ne göre belirlenen rakamın 1/5' i oranında olması gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
B. Gerekçe
Uyuşmazlık; davalı ... tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası yapılan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri, tedavi gideri ve rapor ücreti talebine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve davalı tarafından yapılan ödemenin ödeme tarihindeki verilere göre yeterli olup olmadığı konusunda araştırma yapılmış olmasına, davalıca yapılan ödemenin yetersiz olduğunun anlaşılmasına, hesaplamada progresif rant yönteminin kullanılmasının yerinde olmasına, maluliyet raporunun kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan maluliyet yönetmeliğine uygun düzenlenmiş olmasına, kusur durumunun olayın oluşuna uygun belirlenmiş olmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dosyanın incelenmesinde, davacının bakiye sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri talep ettiği, davalının ise davacıya 31.08.2020 tarihinde 43.708,00 TL ödeme yaptığı, hakem heyetince hesaplanan tazminattan öncelikle kısmi ödemenin güncellenmiş miktarı olan 49.312,61 TL' nin düşüldüğü, bulunan sonuçtan % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapıldığı ve ortaya çıkan tazminat miktarına karar verildiği anlaşılmaktadır. Ne var ki, varılan sonuç Dairemiz içtihatlarına uygun bulunmamaktadır.
Davalı ..., gerçek zarardan sorumludur. Gerçek zararın kapsamı belirlenirken kısmi ödemeden evvel müterafik kusurun indirilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, davacıya davadan önce davalı tarafından ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Hakem Heyetince hesaplanan tazminattan öncelikle müterafik kusur indirimi yapılması daha sonra bakiye alacaktan yapılan kısmi ödemenin güncellenmiş halinin tenzil edilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde önce kısmi ödeme mahsup edilmek suretiyle karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/17 nci, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi (AAÜT)’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
VI. KARAR
1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Yukarıda (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,21.10.2024 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Borçlar Kanunu haksız fiil tazminatını düzenlerken (TBK 49 ve devamı maddeleri) zararın ispatı ve belirlenmesinin (50. md.) nasıl olacağını açıklamış, tam olarak ispat edilememesi halinde hakimin bu zararı belirleyeceğini öngörmüştür. Zarar belirlenirken birtakım veriler kullanılacaktır (Türüne göre zararın kapsamı-gelir-kusur ödeme varsa vs). Ayrıca haksız fiil sorumlusu tarafından ödemenin denkleştirici adalet gereği zarardan düşürülmesi gerekecektir.
Bütün bu hesaplamalar (zararın belirlenmesi) HMK 266 md. uyarınca genellikle bilirkişi marifetiyle olacaktır. Hakim önüne gelen zarardan somut olaya ve savunmaya göre (hatır taşıması) zararı artırıcı nedenler varsa (müterafik kusur) bununla ilgili bilgi ve belgeleri değerlendirip kendisi tazminatı belirleyecektir. TBK 51. md. başlığı "tazminat ve belirlenmesi" 52. maddesi ise "tazminatın indirilmesi" ile ilgilidir.
Bu maddelerin gerekçelerine bakıldığında bizzat hakimin değerlendireceği konulardır. Zararın belirlenmesi sırasında TBK 51-52 (43-44) maddeleri uygulanarak bilirkişiden rapor alırsak hakimin takdirinde olan hususlarda bilirkişi raporuna değer vermiş oluruz. Bu husus tazminat hukuk eserlerinde de (M. Reşit Karahasan) incelenmiş, zarar ile tazminat arasındaki fark şu biçimde açıklanmıştır. "Borçlar hukukunda zarar ve tazminat kavramlarının ayrı ayrı yeri ve sonuçları vardır.
Zarar, malvarlığındaki eksilmeyi, tazminat ise sorumluluğun kapsamını tespit eder. Bu nedenle tazminat zarar miktarına eşit olabileceği gibi, ondan eksik de olabilir. BK 43-44 maddeleri ile getirilen düzenleme sorumlunun zararı ne ölçüde yükleneceğini belirlemek içindir. Bu nedenle davalı ödemesi de göz önünde tutularak zarar kesin olarak belirlendikten sonra BK 43-44 maddelerinin somut olay içinde tartışılması ve araştırılması gerekir.
Şayet olay içinde belirtilen yasa hükümlerine uygun indirim sebeplerinin varlığı tespit edilirse tazminat, başka bir deyişle hükmedilecek miktar zarardan az olacaktır." 17. ve 4. Hukuk Dairesi önceki içtihatları bu yöndedir.
Somut olayda hakem heyetince tazminat hesabında önce davalı tarafça yapılan ödemenin tenzil edilip daha sonra müterafik kusur indirimi yapılmasının doğru olduğu kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun (2) nolu bentteki bozma kararına katılmıyorum.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/12343, K. 2024/9967, 21 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama