KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/13539 E., 2024/10350 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/550-2022/556
Karar Metni
1.172 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 01.08.2020 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu davalıya Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı tek taraflı trafik kazasında davacının yaralanarak malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesiyle talebini 315.797,55 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; maluliyet raporunun hatalı olduğunu, kusuru kabul etmediklerini, müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının dosyaya sunduğu maluliyet raporunun Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun hazırlanmadığı, davacının tahkimden önce davalıya usulüne uygun hazırlanmış sağlık kurulu raporu ile başvuru yapmadığı, dava şartı eksikliği bulunduğu gerekçesiyle başvurunun usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekilinin itirazının kabulüne, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle, başvurunun kabulüne ile 315.797,55 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 08.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, davacı lehine 30.555,83 TL tam nispi vekalet ücretine hükmedilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; başvurunun dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddi gerektiğini, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, davalıya sigortalı aracın sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını, kazaya yol açan sebebin yola kurban atıklarının atılması ve bunların temizlenmemesi olduğunu, kazaya söz konusu atıkları yola atanların ve bu yolu temizlemeyen belediyenin sebep olduğunu, tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve % 1,8 teknik faize göre yapılması gerektiğini, aktüer bilirkişi raporunda hesaplanan miktarın fahiş olduğunu,
davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, davacının alkollü sürücünün aracına bilerek bindiğini, bu nedenlerle müterafik kusur indirimi yapılması yapılması gerektiğini, hatır taşıması indirimi yapılması, davacı lehine 1/5 oranında nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı ... tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası (ZMSS) poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, başvurunun usulüne uygun olmasına, tazminat hesaplama yönteminin doğru olmasına, sürücünün alkollü olmamasına, davacının müterafik kusurlu olduğuna ilişkin somut delil bulunmamasına, sigortalı aracın sürücüsünün davacının eşi olması sebebiyle taşımanın hatır için yapılmadığının anlaşılmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Somut olayda, İtiraz Hakem Heyetince hükme esas alınan Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen 07.06.2021 tarihli raporda, davacının trafik kazası sonrası meydana gelen anksiyete bozukluğuna bağlı sürekli iş göremezlik oranı % 15 olarak hesaplanmıştır.
Davacının sürekli iş göremezliğinin dava konusu kaza sonucu oluştuğunun, yani haksız eylem ile illiyet bağı bulunduğunun belirlenmesi sorumluluk açısından zorunludur. Dosya içerisindeki sağlık kurulu raporu hüküm kurmaya elverişli olmayıp eksik inceleme ile karar verilemez.
Bu durumda, davacının psikolojik tedavisine ilişkin tüm tedavi evrakları dosya arasına alındıktan sonra muayenesi de yapılarak, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, kazadan sonra oluştuğu belirtilen “anksiyete bozukluğu” nedeniyle davacıda kalıcı maluliyet bulunup bulunmadığı, kaza ile illiyet bağının olup olmadığı, maluliyet oranına etki edip etmediği,
raporda belirtilen anksiyete bozukluğunun süreklilik arz edip etmediği ve sürekli değilse ne kadar süre devam edeceği konusunda Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinden içerisinde psikiyatri uzmanı da bulunan bir heyetten açıklayıcı, denetime elverişli rapor alınıp sonucuna göre, davalı lehine oluşan kazanılmış haklar da gözetilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Kararın bu nedenle bozulması gerekir.
3- Davaya konu trafik kazasına ilişkin kaza tespit tutanağında davacı sürücünün kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunun belirtildiği, İtiraz Hakem Heyeti ara kararı ile davalının % 100 kusurdan sorumlu olduğunun kabulü ile zararın hesap edilmesine karar verildiği, davalı vekilinin kusura yönelik itirazları doğrultusunda da kusur raporu alınmadan hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinde, davaya konu kazanın İzmir ili Menemen ilçesinde meydana geldiği, sigortalı aracın sürücüsünün kolluk ifadesinde olay tarihinde yol üzerinde Kurban Bayramından dolayı kurban atıkları ve başkaca çöplerin olduğu, sürücünün bunları son anda gördüğü, yolda yağ olması sebebiyle araç hakimiyetini kaybettiği, kazanın bu nedenle meydana geldiği, olay yerine Menemen Belediyesi Temizlik İşleri amiri olduğunu söyleyen ismini hatırlamadığı bir şahsın gelerek tüm masrafları belediye olarak karşılayacaklarını söylediği, ancak daha sonra belediye yetkililerine ulaşamadıklarını beyan ettiği anlaşılmıştır.
2918 sayılı KTK'nun 86 ıncı maddesinin 1 inci fıkrasında "İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur." hükmü bulunmaktadır.
O halde, İtiraz Hakem Heyetince, dosyanın Adli Tıp Kurumu, İTÜ Kürsüsü veya Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek konusunda uzman bilirkişi kuruluna tevdii ile kaza tespit tutanağı ve tüm dosya kapsamı ile oluş şekline göre olaydaki kusur oranlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti ve meydana gelebilecek çelişkilerin giderilmesi yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınması, dosyadaki tüm delillerle birlikte 2918 sayılı KTK'nun 86 ıncı maddesinin 1 inci fıkrasındaki düzenleme de değerlendirilmek suretiyle varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
4-5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü ve AAÜT’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Kararın bu nedenle de bozulması gerekir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/13539, K. 2024/10350, 4 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama