KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/13714 E., 2024/12448 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/742 D.İş, 2022/741Karar
Karar Metni
869 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 29.11.2020 tarihinde davacının sevk ve idaresindeki araç ile davalı tarafından ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacının yaralanarak maluliyetinin oluştuğunu, bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile sürekli iş göremezlik tazminatı olarak toplam 40.200,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talebini 329.280,57 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvurunun usulüne uygun olmadığını, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, kusuru kabul etmediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; itirazın kabulü ile 329.280,57 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 23.03.2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacıya başvuru yapıldıktan sonra ödeme yapıldığı ve daha sonra eksik ödeme iddiası ile bakiye tazminat ödenmesi talepli olarak yeni bir başvuruda bulunulmadan tahkime başvuru yapıldığını, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, kusur tespitinin hatalı olduğunu, davacının sunduğu mütalaa raporuna göre kusurun belirlenmesinin hatalı olduğunu, hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz kullanılmasını, asgari ücret miktarında meydana gelen artış oranı üzerinden ödenen tutarın güncellenmesi gerektiğini, faiz ve faiz başlangıcının hatalı olduğunu, davacı lehine verilen vekalet ücretinin hatalı takdir edildiğini belirtmiştir.
B. Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı ... tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacı sürücünün sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.
Davaya konu kazanın meydana geldiği 29.11.2020 tarihinde Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olup bu Yönetmelik’in ekinde yer alan “Engel Oranları Cetveli”nin “alt ekstremiteye ait sorunlarda engellilik oranları” başlıklı 3 üncü maddesinde, “... engellilik hastanın mevcut durumuna göre belirlenmeli, kişi engelinin zaman içerisinde değişebilme ihtimali varsa rapor süreli olarak verilmelidir. Devamlı engellilik raporu verilmeden önce, hastada iyileşmenin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmelidir. Alt ekstremitenin sürekli bozukluklarının değerlendirilmesinde anatomik, tanısal ve fonksiyonel yöntemler kullanılır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda; yaralanma alt ekstremiteye ilişkin olup kazanın meydana geldiği tarih ile hükme esas alınan sağlık kurulu raporunun düzenlendiği tarih arasında bir yıllık süre geçmemiştir. Bu nedenle hastada iyileşmenin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmeden alınan rapora itibar edilerek karar verilmesi doğru değildir.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının yeniden muayenesi yapılarak kaza nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi amacıyla kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve ekindeki Özür Oranları Cetveli’ne göre yukarıda açıklandığı şekilde yetkili sağlık kurulundan rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
3-Dosyanın incelenmesinde; kaza tespit tutanağında, davacının kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğu, davalıya sigortalı araç sürücüsünün de kusurlu olduğu belirtilmiştir. Hükme esas alınan ve davacı tarafından sunulan uzman raporunda; davacının kusursuz olduğu, davalının sigortalı araç sürücüsünün ise % 100 kusurlu olduğu tespit edilmiştir.
Bu durumda kaza tespit tutanağı ile davacı tarafından sunulan uzman raporu arasında çelişki olduğundan, tutanak ve rapor arasındaki çelişkiyi gideren ikinci bir rapor alınmalıdır.
Şu durumda kaza tespit tutanağı ile alınan rapor arasındaki kusur dağılımına ilişkin çelişkilerin giderilmesi yönünde bilirkişiden denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli şekilde rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken çelişkiler giderilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmamış bozmayı gerektirmiştir.
4-5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/17 nci, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi (AAÜT)’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/13714, K. 2024/12448, 9 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama