KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/15257 E., 2024/13094 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/875 E., 2022/872 K.
Karar Metni
1.802 kelime·9 dk okuma·9 bölüm
İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı aracın 06.06.2019 tarihinde karıştığı trafik kazası sonucu müvekkilinin yaralandığını ve malul kaldığını, söz konusu kazaya ilişkin daha önce yapılan başvuru neticesinde sigorta şirketi tarafından 09.04.2020 tarihinde 33.500,00 TL ödeme yapıldığını,
daha önce ödemeye esas alınan %17 oranlı rapora ek olarak söz konusu %28 oranın artan oran şeklinde değerlendirildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 600,00 TL Adli Tıp rapor ücreti, 13,40 TL baro pulu, 8,50 TL vekalet harcı ve diğer tahkim giderleri ile tam vekalet ücretinin sigorta şirketi üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiş, 27.04.2022 tarihli bedel artırım dilekçesiyle talebini 288.491,11 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu kaza nedeniyle Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde 13.01.2020 tarihinde 2021.E.3283 esas sayısı ile dava açıldığını, iş bu dosyada yargılama sırasında sulh anlaşması yapıldığını ve başvurucu vekilinin hesabına asıl alacak ve ferileriyle birlikte 09.04.2020 tarihinde 36.500,00 TL ödeme yapıldığını, davacı tarafından dosyaya feragat sunulduğunu, davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiğini, artan maluliyete ilişkin kısım yönünden de feragat edildiğinden kesin hüküm nedeniyle başvurunun reddi gerektiğini, başvurunun kısmi dava olarak kabul edilmesi gerektiğini,
gerekli bilgi ve belgeleri sunma yükümlülüğü yerine getirilmeden yapılan başvurunun usulden reddi gerektiğini, sunulan maluliyet raporunun Yönetmeliğe uygun düzenlenmediğini, kaza nedeniyle alınan 5 farklı maluliyet raporu arasında çok açık çelişkiler bulunduğundan iş bu raporun esas alınmasının haksız ve hukuka aykırılık teşkil ettiğini, hazırlanacak aktüer raporunda TRH Yaşam Tablosu %1,65 teknik faiz esaslarına göre yapılacak hesaplamanın esas alınmasını talep ettiklerini, kazadaki kusur durumunun Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından belirlenmesi gerektiğini,
başvurucunun emniyet kemeri taktığı ispat edilemediğinden müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, müvekkili şirketin adli tıp rapor ücretinden sorumlu olmadığını, müvekkili şirket dava açılmasına sebebiyet vermediğinden temerrüt faizinden ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması gerektiğini, yasal faiz dışındaki faiz taleplerinin de reddi gerektiğini, hükmedilecek vekalet ücretinin AAÜT'ye göre belirlenecek tutarın 1/5'i oranında hesaplanması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Talebin kısmen kabulü ile, uygulanan %20 müterafik kusur indirimi sonucu sürekli iş göremezlik için 74.528,52 TL maddi tazminat ile bu miktara 28.09.2021 tarihinden itibaren uygulanacak yasal faizin, sigorta şirketinden alınarak başvuru sahibine verilmesine, başvuru sahibinin 18.632,13 TL tazminat talebinin müterafik kusur nedeniyle reddine, fazlaya ilişkin 195.330,46 TL tazminat talebinin reddine" karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine.
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda, başvuru sahibi tarafından sigorta şirketine başvuruda bulunulduğu, 15 günlük süre tamamlandıktan sonra başvuru yapıldığı, başvuru sahibi tarafından sunulan bilgi ve belgelerden görüldüğü üzere, Genel Şartlardaki zorunlu belgelerle sigorta şirketine başvuru yapıldığı, sigorta şirketi tarafından yapılan başvuru üzerine hesaplama yaptırılıp bir miktar ödeme de yapıldığı,
HMK m. 114 gereği, herhangi bir eksiklik olması halinde işbu eksikliğin tamamlanabilir eksikliklerden olacağı, bu kapsamda, sigorta şirketinin usulüne uygun başvuru yapılmadığına ilişkin itirazının ve bu sebeple dava şartı eksikliğinden başvurunun reddine karar verilmesine ilişkin talebinin reddedildiği,
sigorta şirketi tarafından ibraname ve önceki başvurudan feragat edilmesi kapsamında işbu başvurunun kesin hüküm nedeniyle reddi talep edilmişse de, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından hükme esas alınan maluliyet raporunda artan maluliyet tespit edildiğinin belirtildiği bu konuda başvuru sahibinin artan zararını talep hakkı bulunduğuna ilişkin yerleşik Yargıtay uygulamasına göre sigorta şirketinin kesin hükme yönelik itirazlarının reddine karar verildiği,
TRH 2010 Yaşam Tablosu üzerinden progresif rant yöntemine göre tazminat hesabı yapılması gerektiği, mevzuata uygun olarak düzenlenmiş maluliyet raporundaki oran esas alınarak yargılamaya devam edilmesinin isabetli olduğu, dosya kapsamında bulunan ve Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından alınmış olan kusur bilirkişi raporu somut olayın gerçekleşme şekline ve hukuka uygun bulunduğundan kusura ilişkin başvuru sahibi itirazının reddine karar verildiği, yapılan değerlendirmede aynı olaya ilişkin olarak 2021.E.3283 Esas sayılı dosya ile STK'na başvuru yapıldığı, işbu yargılama sırasında tarafların sulh olduğu,
başvuru sahibine asıl alacak ve ferileriyle birlikte 09.04.2020 tarihinde 36.500,00 TL ödeme yapıldığı ve başvuru sahibi tarafından talepten feragat edildiği ve Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından feragat nedeniyle davanın reddine karar verildiği bu itibarla, başvuru sahibinde oluşan maluliyetin bu kısmının kesin hükme bağlandığı ve kesin hükmün kamu düzeni gereği dikkate alınması gerektiği ve bu nedenle bilirkişi tarafından yapılan farka ilişkin hesaplamanın hükme esas alınması gerektiği kanaatine varıldığı,
yapılan incelemede başvuru sahibinin UHH tarafından tazminattan müterafık kusur indirimi yapılmasına itirazı olmadığından bilirkişi tarafından fark tazminatı olarak tespit edilen 92.271,10 TL'den %20 müterafik kusur indirimi yapıldığında hükmedilenden daha az bir miktar tazminata ulaşıldığından ve fakat sigorta şirketinin tüm itirazları reddedildiğinden usuli müktesep haklar ve aleyhe kaldırma/bozma yasağı nazara alınarak başvuru sahibinin itirazlarının değerlendirilmesi sonucunda da kararın kaldırılmasına gerek bulunmadığı ve aynen icrası gerektiği kanaatine varıldığı,
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından AAÜT'ye göre tam vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle itirazların reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporunda Quick Sigorta A.Ş tarafından sigortalı araç sürücüsü ...’ın tali, Doğa sigorta A.Ş tarafından sigortalı araç sürücüsü ...’ın ise asli kusurlu olduğu kanaatine varıldığını, ancak kaza tespit tutanağı ile iş bu değerlendirmenin çelişki içerdiğini, kaza tespit tutanağında iki aracın da KTK 47/1-c maddesini ihlal ettiği kanaatine varılarak %50-50 kusur dağılımı yapıldığını,
yine aynı şekilde Doğa Sigorta A.Ş aleyhine ikame edilen tahkim dosyasında alınan bilirkişi raporunda iki aracın da %50 oranda kusurlu olduğu kanaatine varılarak hesaplama yapıldığını ve dosyanın bu şekilde karara çıktığını, müvekkilinin kaza esnasında yolcu konumunda olması,
kazaya etken kusurunun bulunmaması sebebiyle %100 kusura denk gelen tazminatı alması gerekirken bilirkişi tarafından belirlenen kusur oranlarının esas alınması durumunda toplam tazminatının %75 ‘ine denk düşen kısmını alacağını, %25 oranda kısmı ise haksız yere alamayacağı için öncelikle çelişkinin giderilmesi her halükarda kusurlu sigorta şirketleri arasında müşterek ve müteselsil sorumluluk bulunduğundan %50 kusura göre hesaplama yapılması gerektiğini,
aktüerya açısından hesaplama yapılırken müvekkilinin kusursuzluğu göz önünde bulundurularak ve diğer araç aleyhine yürütülen tahkim yargılamasında %50 oranda kusur verildiğinden %50 kusur üzerinden hesaplama yapılması gerekirken sigortalı araç sürücüsünün kusuruna düştüğü var sayılan %25 kusur oranına göre hesaplama yapılmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı düştüğünü belirtmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; konu kaza nedeniyle Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde 13.01.2020 tarihinde 2021.E.3283 esas sayısı ile dava açıldığını, iş bu dosyada yargılama sırasında sulh anlaşması yapıldığını ve başvurucu vekilinin hesabına asıl alacak ve ferileriyle birlikte 09.04.2020 tarihinde 36.500 TL ödeme yapıldığını, davacı tarafından dosyaya feragat sunulduğunu, davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiğini, artan maluliyete ilişkin kısım yönünden de feragat edildiğinden kesin hüküm nedeniyle başvurunun esastan reddi gerektiğini,
TRH Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faize göre yapılacak aktüer hesaplamasının esas alınması gerektiğini, maluliyet raporunun geçersiz olduğunu, Yönetmeliğe uygun düzenlenmediğini, müvekkili şirket aleyhine adli tıp raporu ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, başvuru sahibi lehine tam vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hükmedilecek vekalet ücretinin AAÜT'ye göre belirlenecek tutarın 1/5'i oranında hesaplanması gerektiğini belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik tazminatı ve adli tıp rapor ücreti talebine ilişkindir.
1-Davacı vekilince artan maluliyet iddiasıyla yapılan başvuruda Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetince itirazların reddine karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde davalıya Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı aracın 06.06.2019 tarihinde karıştığı trafik kazası sonucu davacının malul kaldığı, sigorta şirketine yapılan başvuru neticesinde tarafların mutabık kaldığı %17 maluliyet oranına denk gelen toplam 36.500,00 TL (sürekli sakatlık, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı ve sürekli bakıcı ile tedavi gideri vb her türlü) tazminatın sigorta şirketi tarafından davacıya 08.04.2020 tarihli ibraname karşılığında ödendiği anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında düzenlenen 08.04.2020 tarihli tazminat makbuzu ve ibraname başlıklı belgeye göre tarafların ödeme nedeniyle sulh oldukları ve davacının işbu uyuşmazlığa ilişkin tüm haklarından feragat ettiğinin anlaşılmasına göre davanın tümden reddi gerekirken yazılı şekilde talebin kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2. Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, 2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, Aşağıda yazılı temyiz harcının davacıya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,17.12.2024 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı ile adli rapor gideri istemine ilişkindir.
Davacı taraf, davaya konu kazadaki yaralanmasından kaynaklanan maluliyetin zaman içinde arttığı (gelişen durum olduğu), ibradan sonraki artıştan kaynaklanan zarardan da davalının sorumlu olduğu iddiasıyla eldeki davayı açmış; Hakem Heyetleri tarafından davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; sayın çoğunluk tarafından davacının aldığı ödeme karşılığı verdiği ibraname nedeniyle tazminat talep hakkının bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi için İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Maluliyette ortaya çıkan her artış (gelişen durum) yeni bir olgu olduğundan, sonradan ortaya çıkan olguya ilişkin olarak dava açılması mümkündür. Maluliyet oluşmasından sonra zarar sorumlusundan dava ya da ihtiyari arabuluculuk yoluyla veya haricen tazminatın alındığı durumlarda dahi, maluliyette gelişen yeni durumlar için tazminat talep edilebilmesi mümkündür.
Taraflar arasında daha önce görülen dava sırasında tarafların anlaşması ile davalı sigortacının % 17 maluliyet oranı üzerinden hesapladığı tazminatı 08.04.2020 tarihli ibraname karşılığında davacıya ödediği anlaşılmaktadır. Davacı ise, sunduğu raporu da dayanak göstererek % 17 maluliyet oranı üzerinden belirlenen tazminatın tahsilinden sonraki dönemde maluliyetinin % 28'e yükseldiğini iddia etmektedir. Bu itibarla, ibra kapsamında yapılan ödemeye esas alınan maluliyet oranında zaman içinde gelişen durum olup olmadığının özel olarak incelenmesi ile varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
Açıklanan nedenlerle; davacının imzaladığı 08.04.2020 tarihli ibranamenin düzenlenmesine ve davalının ödemesine esas alınan (% 17 oran belirleyen) maluliyet raporu ile davacının kazadaki sağ kol kırığı nedeniyle kazadan 1,5 yıl sonra (ve ibradan da yaklaşık 8 ay sonra) olduğu ameliyata ilişkin tedavi belgelerinin temin edilmesinden sonra, hakem heyetleri tarafından maluliyette gelişen durum olarak kabul edilen sağ kol kırığından kalan hasara ilişkin tedavinin son bulduğu tarihin net biçimde saptanması ve eldeki davaya konu maluliyet artışı (yeni olgu) iddiasının dayanağı olan rapordaki arazların irdelenmesi,
ibra tarihinden (08.04.2020'den) sonra davacının maluliyetinde artış olup olmadığı ve varsa bu artışın oranı üzerinde duran ve bu artışın maluliyette gelişen durum (artış- yeni olgu) olup olmadığını özel olarak inceleyen, maluliyette gelişen durum olduğunun tespiti halinde bu yeni olgunun ortaya çıktığı tarihi net biçimde belirleyen Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve cetvellerine göre düzenlenecek maluliyet raporu alınıp oluşacak sonucuna göre karar verilmesi için İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun farklı gerekçeye dayanan bozma kararına katılmıyorum.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/15257, K. 2024/13094, 17 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama