KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/15865 E., 2024/12490 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/93 D.İş - 2022/134 K.
Karar Metni
1.154 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının ZMMS poliçesi ile sigortaladığı aracın, bisiklet sürücüsü olan müvekkiline 18.11.2019 tarihinde çarpması sonucunda yaralamalı trafik kazasının meydana geldiğini ve kaza nedeniyle davacının malul kaldığını, müvekkilinde kaza nedeniyle %24 oranında sürekli iş göremezlik oluştuğunu dava öncesinde davalı tarafa başvuru yapıldığını ve davalı tarafça bir miktar ödeme yapıldığını ve yapılan ödemenin müvekkilinin zararını karşılamadığını beyanla fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla şimdilik 4.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı,
500,00 TL geçici iş göremezlit tazminatı ve 500,00 TL bakıcı gideri olamak üzere toplam 5.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; ıslah dilekçesiyle talebini 102.136,04 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça dava öncesinde müvekkiline gerekli evraklar ile başvuru yapılmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili tarafından davalıya başvuru tarihinden önce 162.341,80 TL ve 40.585,45 TL ödeme yapıldığını ve davacı tarafın karşılanmayan zararının olmadığını, davacı tarafından sunulan maluliyet raporunun hükme esas teşkil edemeyeceğini, maluliyet tespiti için Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması gerektiğini ve maluliyet raporunun Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmesi gerektiğini,
tazminat hesabında TRH 2010 Yaşam Tablosu ile %1,8 teknik faiz yönteminin kullanılması suretiyle hesaplama yapılması gerektiğini ve davacının gelirinin son 3 aylık vergilendirilmiş gelirinin ortalaması üzerinden hesaplanması gerektiğini, müvekkilinin geçici iş göremezlik tazminatı talebinden ve bakıcı giderinden sorumlu olmadığını, müvekkilinin sigortalısının kusuru oranında ve poliçe limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kusur durumunun tespiti için bilirkişi raporu alınması gerektiğini,
davacıya Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi gerektiğini, davacının avans faizi talep edemeyeceğini, temerrüt tarihi olan komisyona başvuru tarihinden itibaren yasal faiz talep edebileceğini, davacı yararına hükmedilen vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesaplanan miktarın 1/5'i olması gerektiğini belirterek başvurunun reddini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla;davanın kabulü ile 102.136,04 TL'nin 11.02.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ve davacı vekil ile temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesaplanan 13.652,92 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyeti yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararıyla; dava konusu olayın trafik iş kazası mahiyetinde olmadığı, kaza tespit tutanağı ile kusura ilişkin bilirkişi raporunun birbiri ile örtüşmesi ve oluşa uygun olması, tazminat hesabında TRH 2010 Yaşam Tablosu ve prograsif rant yönteminin kullanılması suretiyle hesaplama yapılmış olması, maluliyet raporunun kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine göre hazırlanmış olması ve davacı lehine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmaması nedeniyle davalının itirazlarının reddine karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacı tarafça dava öncesinde müvekkiline gerekli evraklar ile başvuru yapılmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili tarafından davalıya başvuru tarihinden önce 162.341,80 TL ve 40.585,45 TL ödeme yapıldığını ve davacı tarafın karşılanmayan zararının olmadığını, davacı tarafından sunulan maluliyet raporunun hükme esas teşkil edemeyeceğini, maluliyet tespiti için Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması gerektiğini ve maluliyet raporunun Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmesi gerektiğini,
tazminat hesabında TRH 2010 Yaşam Tablosu ile %1,8 teknik faiz yönteminin kullanılması suretiyle hesaplama yapılması gerektiğini ve davacının gelirinin son 3 aylık vergilendirilmiş gelirinin ortalaması üzerinden hesaplanması gerektiğini, müvekkilinin geçici iş göremezlik tazminatı talebinden ve bakıcı giderinden sorumlu olmadığını, müvekkilinin, sigortalısının kusuru oranında ve poliçe limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kusur durumunun tespiti için bilirkişi raporu alınması gerektiğini,
davacıya SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi gerektiğini, davacı yararına hükmedilen vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesaplanan miktarın 1/5'i olması gerektiğini belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davalı ... tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi ile teminat altına alınan aracın bisiklet sürücüsü olan davacıya çarpması sonucunda davacının yaralanması nedeniyle davacının sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatı talebine ilişkindir.
1-Türk Hukukunda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tabi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (MÖHUK) 48 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca; Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi uyarınca teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi dava şartlarındandır. Bu itibarla İtiraz Hakem Heyetince verilen kesin süre içinde teminat yatırılmaz ise anılan hüküm uyarınca dava şartı eksikliğinden dava reddedilir.
MÖHUK’un 48 inci maddesinin ikinci fıkrasında ise “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.” hükmü yer almaktadır.
Buna göre hâkim, yabancı davacının vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir.
Söz konusu anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup anılan Sözleşme’nin 17 nci maddesinde âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir.
Somut olayda, davacı Suriye uyruklu olup dosya kapsamından İtiraz Hakem Heyetince başvurucunun teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususunda, hükme dayanak oluşturacak nitelikte bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır.
5718 sayılı Kanun’un 48 inci maddesinin ikinci fıkrasında, dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden öngörülen teminat hususu resen gözetilmelidir.
Bu sebeple İtiraz Hakem Heyetince, öncelikle davacının statüsü belirlenerek teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa teminatın yatırılması için kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması hâlinde istemin usulden reddine, yatırılması hâlinde ise dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma ilamının kapsam ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/15865, K. 2024/12490, 9 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama