İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /4. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 4. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2022/17081 K.2025/16208

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 04.11.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün…

Esas2022/17081Karar2025/16208Tarih4 Aralık 2025Okuma12 dk · 2.340 kelime

KÜNYE

4. Hukuk Dairesi 2022/17081 E., 2025/16208 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
4 Aralık 2025
Mahkemesi
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Sayısı
2022/2090- 2022/2287
İlk derece mahkemesi
Ordu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
Sayısı
2020/235E.- 2022/134K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.340 kelime·12 dk okuma·8 bölüm

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 04.11.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ..... geldiler. Taraf vekillerinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 04.11.2025 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde. Ordu İl Encümeninin 30.06.2005 tarih, 2005/159 sayılı kararına istinaden ... Vakfı'na malzeme alımı konusunda izin verildiğini, bu izne dayanılarak söz konusu izin sahibi Vakıf ile ruhsat mercii İl Özel İdaresi tüzel kişiliği adına Vali tarafından onaylı rödovans sözleşmesi akdedildiğini, rödovans sözleşmesi uyarınca faaliyet gösteren müvekkili şirketin bu faaliyeti kapsamında sözleşme ve hukuki gereklere uygun şekilde ......

Köyü Kurul Mevkinde üretimini gerçekleştirdiği stok halde bulunan 233.8 00... malzemesine, Maden Kanunu'nun 12. ve Maden Kanunu'nun I (a) Grubu Madenleri Uygulama Yönetmeliği'nin 18. maddesi uyarınca İl Valisinin 14.08.2008 tarihli oluru ile el konulduğunu, el koyma kararına karşı Ordu İdare Mahkemesi nezdinde 2011/68 Esas sayılı dava dosyası ile açtıkları iptal davası neticesinde Mahkemenin 2011/1624 Karar sayılı kararı ile davayı reddettiğini ve karara yönelik sırasıyla yaptıkları temyiz ve tashihi karar başvurularının da Danıştay nezdinde reddedilerek kararın kesinleştiğini,

taraflarınca yasal süre içerisinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunduklarını, dava konusu olayda müvekkilinin mülkiyet hakkının ihlal edildiğine hükmeden ve uğradığı zararların tazmini için genel mahkemelerde dava açma yolunun öngörülmesine yönelik Anayasa Mahkemesi kararının da ilgili hüküm uyarınca kesin ve uyulması zorunlu bir karar olduğunu ve müvekkilinin tazminat hakkı olduğunun sabit görülerek zararın tespiti için iş bu davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, husumet açısından ise, Ordu Valiliğinin açılan iş bu davada yasal hasım konumunda olduğunu, ancak Ordu Valiliğinin tüzel kişiliği olmadığını,

pasif dava ehliyeti bulunmadığından davanın ... aleyhine ikame edildiğini, esasa yönelik olarak da, İl Özel İdaresinin 5302 sayılı Kanun uyarınca gerçek ve tüzel kişilerin faaliyetleri için kanunda belirtilen izin ve ruhsatları vermek ve denetlemek ile görevli ve yetkili bir kurum olduğunu, İl Encümeninin 5302 sayılı Kanun'un 25. maddesine göre İl Özel İdaresinin karar organı olduğunu, üretimin yasal maden sevk fişleri ile yaptırılmasının yanı sıra faaliyet bilgi ve satış bilgi formuna bağlanması,

sürdürülen üretimin yasal izinli ve ruhsatlı bir üretim olduğu konusunda üçüncü kişi/rödovansçı müvekkili nezdinde oluşturulan güvenin devamı niteliğinde olduğunu, somut olayda bir kamu vakfı olan ...'ye yapılan tahsisin ruhsat niteliğinde olduğunun idarece kabul edilmemesi halinde bu işlemin sorumluluğunun başvurucu müvekkiline yüklenmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin mülkiyet hakkının ihlali nedeniyle zarara uğradığını,

ayrıca müvekkilinin kendi ticari faaliyetine konu olan ve sermayesini teşkil eden menkul malına el konulması sonucu mali kriz sebebiyle ticari hayatında kullanmadığı oranda kredi kullanarak yüksek faiz borcu altında bırakıldığını belirterek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla,

müvekkilinin Anayasa Mahkemesinin 2014/6241 başvuru numaralı 29.09.2016 tarihli kararı ile hüküm altına alınan mülkiyet hakkının ihlali sonucu uğradığı zararın HMK'nın 107. maddesi uyarınca belirlenerek hak ihlalinin gerçekleştiği tarih olan 15.08.2008 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş 06.02.2019 tarihli bedel artırım dilekçesi ile fazlaya ilişkin haklarının saklı ve baki kalması kaydıyla müvekkilinin Anayasa Mahkemesinin 2014/6241 başvuru numaralı 29.09.2016 tarihli kararı ile hüküm altına alınan 3.308.270,00 TL'nin haksız el koyma tarihi olan 15.08.2008 tarihinden itibaren,

yine el koyma sonucu oluşan fiilin zararın tazmin edilmeyerek temerrüde düşülmesi sonucu oluşan ve yasal temerrüt faizi ile karşılanamayan zararı olan 7.406.174,53 TL'nin dava tarihi olan 27.02.2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili 03.04.2017 tarihli cevap dilekçesi ile davanın zamanaşımı süresinin geçtiğini, davanın yanlış hasma karşı açılmış olduğunu, öncelikle 6360 sayılı Yasa gereğince kurulan Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonunun 13.05.2014 tarihli toplantısında aldığı karar ile davaya konu malzemeyi Ordu Büyükşehir Belediyesine devrettiğini, davaya konu malzeme ile birlikte bu malzeme nedeniyle oluşacak her türlü borcun Büyükyşehir Belediyesine devredilmiş olduğunu, bu nedenle davanın muhatabının Büyükşehir Belediyesi olduğunu, bu nedenle İçişleri Bakanlığına açılan davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini,

dava dilekçesinde de belirtildiği üzere davacı şirketin muhatabının esasında ...

Vakfı olduğunu, davacı yanca protokollerin sadece dava açmaya dair 21... . maddeleri değil diğer hükümlerinin de gözardı edildiğini, protokollerin 5 ve devamı birçok maddesinin de yine davacı tarafça ihlal edildiğini, yapılan tespitlerle protokol ile belirlenen alanın tümünde 5-5,5 metre derinliğe kadar malzeme çıkaran davacı şirketin değil alacağı, esasen borcu dahi çıkacağını, dava konusu edilen malzemenin bu şekilde aşırı malzeme alımı nedeniyle el konulan malzeme olduğunu, protokol gereğince davacıya ait olmayıp vakfa ait olduğunu, ayrıca davacı tarafın fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulması talebinin de yersiz olduğunu,

l3 yıllık bir mevzuda çok uzun yıllardır kum çakıl işletmeciliği yapan şirketin zararlarının kuruşu kuruşuna belirleme imkanı varken bu şekilde tazminat miktarını net belirtmeyip saklı tutmaya yasal imkan bulunmadığını belirterek davanın zamanaşımı ve aktif husumet yokluğu yönünden reddine, zamanaşımı ve husumet itirazlarının reddi halinde davanın esastan reddine, fazlaya ilişkin hakları saklı tutma talebinin reddine karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 14.11.2017 tarih ve 2017/127 Esas, 2017/607 Karar sayılı ilk kararı ile yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.

Taraf vekilleri istinaf isteminde bulunmuştur.

Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 04.05.2018 tarih ve 2018/1999 Esas, 2018/1984 Karar sayılı ilamı ile davaya konu olayın idarenin davacının mülkiyet hakkına el atması sonucunda oluşan bir fiili yol olduğunun değerlendirilip fiili yol olarak kabul edilen bu eylemden doğan tazminat davalarına bakmakla görevli yargı kolunun da adli yargı olacağının değerlendirilmesine göre, mahkemece işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.

Mahkemenin 02.04.2019 tarih, 2018/221 Esas- 2019/192 Karar sayılı kararı ile davalı idare tarafından el konulan 233.8 00... malzemenin değeri olan 3.308.270,00 TL'nin el koyma tarihi olan 15.08.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, el koyma nedeniyle oluşan 3.961.112,12 TL aşkın zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

Verilen karar taraflarca istinaf edilmiştir.

Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 04.05.2018 tarih ve 2018/1999 Esas, 2018/1984 Karar sayılı ilamı ile davalı tarafın husumet itirazı yerinde bulunmayarak "Mahkemece el konulan malzemenin el konulma tarihi itibariyle değeri ve davacının zararı konusunda rapor aldırılıp sonucuna göre karar verilmiş ise de yapılan inceleme araştırma ve aldırılan raporlar hüküm kurmaya yeterli görülmemiştir.

Mahkemece yapılması gereken iş, el konulan davacıya ait malzemenin el koyma tarihi itibariyle değeri konusunda bir adet inşaat mühendisi bir adet maden mühendisi ve bir adet mali müşavir bilirkişiden oluşacak 3 kişilik bilirkişi heyetinden rapor aldırılıp malzemenin el koyma tarihi itibariyle değeri belirlendikten sonra;

davacının munzam zarar talebiyle ilgili mümkünse Hukuk Fakültelerinin borçlar hukuku kürsüsünde görevli ve munzam zarar konusunda rapor düzenleyebilecek 2 adet akademisyen bilirkişi ve bir adet mali müşavirden oluşacak heyetten tarafların iddia ve savunmalarını bir bütün olarak değerlendirip Yargıtay içtihatlarına uygun ve denetime elverişli rapor aldırılıp sonucuna göre karar vermesi gerektiği" belirtilerek hükmün kaldırılmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile el koyma işlemi olmasaydı davacının hesabına geçecek malzeme bedelinin şirketin mali durumunu güçlendirebileceği, aksine el koyma nedeniyle şirketin mali durumu kötüleştiğinden bankalardan kredi kullanıldığı ve şirketin zarar ettiği, kayıtlarda bu durumun sabit olduğu,

davacı tarafın munzam zarar talebinin yapılan açıklamalar ve dosya kapsamı itibari ile kabul edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla davacı vekilinin 06.02.2019 tarihli bedel artırım dilekçesi de dikkate alınarak davanın kabulü ile davalı idare tarafından el konulan 233.8 00... malzemenin değeri olan 3.308.270,00 TL'nin el koyma tarihi olan 15.08.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, el koyma nedeniyle oluşan 7.406.174,53 TL aşkın zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; husumet ve zamanaşımı nedeniyle davanın evvelce usulden incelenerek kaldırılması gerektiğini, 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi Ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun “Çeşitli hükümler başlıklı 3. maddesinin 2. fıkrası gereği 13.05.2014 tarih ve 158 sayılı karar defteri ekinde de görüleceği üzere davaya konu olan 233.8 00... malzeme Devir Tasfiye Komisyonunun kararı ile söz konusu Yasa kapsamında Ordu Büyükşehir Belediyesine devrolunduğunu,

davanın tarafının devralan kurum olan Ordu Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı olduğunu, hükme esas bilirkişi raporlarında, şirketin zararı hesaplanırken, el konulan malın birim fiyatının hesabında şirketin elde edeceği ve mahrum kaldığını iddia ettiği gelirin/kârın hesabında Devlet payı ve vergiler (KDV vs.) düşülmediğini, munzam zararın hesabında hükme esas alınan raporda hem dava tarihi hem de rapor tarihi dikkate alınarak munzam zarar tespit yapılmış olup dava tarihinin dikkat alınması gerektiğini, yargılamadaki gecikmeden idarenin sorumlu tutulmaması gerektiğini,

ihlal kararında tazminat hesaplanmasının verilen ihlal kararından ayrı olarak tarafların (davacı dahil) kusur durumları dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğinin ifade edildiğini, oysa mahkemenin kararını verirken Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı var diyerek, davacı şirketin hiçbir kusuru yokmuşçasına bir kusur araştırmasına dahi gitmeksizin davanın tamamen kabulü yönünde karar vermesinin hatalı olduğunu beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, davacı tarafın Anayasa Mahkemesinin 2014/6241 başvuru numaralı 29.09.2016 tarihli kararı ile hüküm altına alınan mülkiyet hakkının ihlali sonucu uğradığı zararın giderilmesi için rödovansçı sıfatıyla yaptığı maden üretimi sonucu özel mülkiyetine geçmiş olan maden malzemesinin, uğradığı fiili zararın yanı sıra diğer zararların da belirlenerek davalıdan tahsili istemine ilişkindir.

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Dosyanın incelenmesinden; munzam zarar talebiyle ilgili olarak alınan 03.12.2028 tarihli bilirkişi raporuyla; davacı şirketin söz konusu zarardan dolayı, malzemeye el konulmamış olsaydı, el konulma tarihi olan 15.08.2008 tarihinden itibaren muhasebenin dönemselliği ilkesi gereği 01.01.2008 dönemi ile 31.12.2017 dönemi arasında geçen 10 yıllık muhasebe döneminde yıllar itibariyle işletmenin o dönemki kâr haddi üzerinden ne kadar ilave kâr elde edebileceğinin ayrıntılı olarak incelenmesi ve "TÜFE ve ÜFE Endeksleri değişim oranları, TC Merkez Bankası Döviz değişim oranları, altın fiyatları, Hükümet tarafından açıklanan memur maaşları,

SGK'dan alınan net asgari ücret" gibi parametreler kullanılarak, ortalama değişim hesabı yapılmasıyla; ortalama değişime göre de el konulan malzemenin dava tarihi ve rapor tarihine göre ayrı ayrı değerlerinin bulunduğu, 11.06.2021 tarihli bilirkişi heyet raporu ve ek raporu ile de somut davada Anayasa Mahkemesinin mülkiyet hakkının ihlali kararı uyarınca oluşan ve yargılama sırasında toplanan deliller ile el koyma tarihi itibariyle hesaplanan zarar/borcun ödenmemesi sebebiyle, el koyma tarihi itibariyle temerrüde düşen borçlu/davalının aşkın zarardan sorumlu olduğu ve görülmekte olan davada istenebileceği,

aşkın zarar hesabının dava tarihi olan 27.02.2017 tarihi ve 30.11.2018 rapor tarihi itibariyle bilirkişi tarafından yapıldığı, buna göre, davacının dava tarihi itibariyle hesaplanan aşkın zararının 3.961.112,12 TL olduğu; aşkın zarar hesabında karar tarihine en yakın hesabın göz önünde bulundurulmasının uygun olacağı ve bu bağlamda rapor tarihi olan 11.06.2021 tarihi itibariyle davacının, yasal temerrüt faizi ile karşılanamayan aşkın zararının 18.349.781,71 TL olduğu,

düzenlenen ek raporla da, 2022 verilerinin belirlenmiş olması nedeniyle kök raporla belirledikleri tutarın 2022 tarihine güncellenmesi ile 2022 asgari ücretinde gelir vergisi istisnasına ilişin düzenleme uyarınca, gerçek artışın tespit edilebilmesi adına, kök rapordan farklı olarak bu kez brüt tutarın hesaplamada nazara alınmasıyla 07.01.2022 tarihi itibariyle davacının, yasal temerrüt faizi ile karşılanamayan aşkın zararının 31.091.107,63 TL olarak hesaplandığının belirtildiği,

mahkemece bilirkişi raporları hükme esas alınarak davacının munzam zarar talebinin kabul edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla davacı vekilinin 06.02.2019 tarihli bedel artırım dilekçesi dikkate alınarak davanın kabulü ile davalı idare tarafından el konulan 233.8 00... malzemenin değeri olan 3.308.270,00 TL'nin el koyma tarihi olan 15.08.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, el koyma nedeniyle oluşan 7.406.174,53 TL aşkın zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikde davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Aşkın zarar" başlıklı 122. maddesi ile "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder." şeklinde düzenlenmiştir.

Yukarıda anılan madde hükmüne göre alacaklı, geç ödeme sebebiyle temerrüt faiz ile karşılanamayacak bir zarara uğramış ise, borçlu geç ödemeden dolayı kendisinin hiçbir kusurunun bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı karşılamak zorundadır. O halde, faizi aşan zararın ödenebilmesi için, uğranılan zararın varlığı ile miktarının kanıtlanması gerekir.

Bu zarar kanıtlandığı takdirde borçlu, ancak kendisinin geç ödemeden dolayı hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmesi halinde bu zararın ödenmesi yükümlülüğünden kurtulabilir. Bu konuda kanıtlanması gereken, muayyen paranın gününde ödenmemesinden doğan zarardır. Diğer bir deyimle alacaklı davacı, fiilen uğradığı zararın ne olduğunu ve miktarını kanıtlamak durumundadır.

Doğaldır ki bu zarar, paranın zamanında ödenmemesinden dolayı mahrum kalınan "muhtemel kâr" ya da "ticari işletmenin varsayımsal geliri" değildir. Bu zarar, davacının öz varlığından, ekonomik ve sosyal faaliyetlerinden, toplum içerisindeki statüsünden, başına gelen olaylardan kaynaklanan, somut olgular nedeniyle uğramış olduğu fiili zarardır.

Bu itibarla TBK'nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri) dışında, davacının durumuna özgü, somut vakıalarla ispatlanması gerekir.

Eldeki dava; davacının el konulan malzeme bedeli ve malzeme bedeli nedeniyle faiz ile karşılanamayan aşkın zararının tahsili istemine ilişkin olup, dosya kapsamında yapılan aşkın zarara dair hesaplamanın ise malzemenin el konulma tarihinden itibaren muhasebenin dönemselliği ilkesi gereği yıllar itibariyle işletmenin o dönemki kâr haddi üzerinden ne kadar ilave kâr elde edebileceğine dair olduğu anlaşılmış olmakla, varsayımsal gelir kaybına dair munzam zarar talebinin reddi gerekirken yazılı olduğu şekilde kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, açıklanan nedenlerle kararın bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

SONUÇ / HÜKÜM

04.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/17081, K. 2025/16208, 4 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. V. Temyiz
  8. A. Temyiz Sebepleri
  9. B. Değerlendirme ve Gerekçe
  10. VI. Karar
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/17081
Karar No
2025/16208
Tarih
4 Aralık 2025

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2022/17151 K.2025/16262
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2022/17158 K.2025/17208
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2022/17165 K.2025/16850
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2022/17168 K.2025/17295
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2022/17169 K.2025/15989
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2022/17169 K.2025/17121

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.