KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/17182 E., 2023/5509 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Nisan 2023
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/79 E., 2021/2710 K.
- Hüküm/karar
- Davanın reddi/Başvurunun esastan reddi
- İlk derece mahkemesi
- Büyükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/424 E., 2019/714 K.
Karar Metni
1.542 kelime·8 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinin; müvekkilinin başrolünü üstlendiği "Yasak Elma" isimli dizide kostüm asistanı olarak çalışan davalı ... ...'in 06.06.2018 tarihinde müvekkilinin kendisine cinsel saldırı ve tacizde bulunduğu iddiası ile suç duyurusunda bulunduğunu, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca 2018/30634 soruşturma numarası ile yürütülen tahkikat kapsamında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, buna göre davalının müvekkili hakkında yaptığı şikayetin haksız ve mesnetsiz olduğunun sabit olduğunu, davalının söz konusu asılsız iddialarını medya vasıtasıyla toplumun ilgisine ve dikkatine servis ettiğini,
davalının gerek basına verdiği demeçle, gerekse görsel ve yazılı basında yankı bulan beyanları ile, müvekkili hakkında mesnetsiz iftiraların ardı arkası kesilmediğini, 20 yaşında bir kız babası olan müvekkilinin "tacizci" sıfatı ile haber haline getirildiğini, davalının basına yaptığı açıklamaların onlarca TV kanalında aylarca yayınlandığını, yüzden fazla gazete haberine konu olduğunu, bu şekilde müvekkilinin ağır bir itibar suikastının kurbanı olduğunu,
davalının eylemleri nedeniyle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını belirterek 100.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkiline karşı yapmış olduğu eylemin üstüne bir de, kendisini haklı göstermek amacıyla huzurdaki davayı ikame ettiğini, davacının nişanlı olan müvekilinin bir anda dudağından öptüğünü, sonra da kamuoyunu yanıltmak amacıyla çeşitli açıklamalarda bulunarak şahsına iftira atıldığından bahsettiğini belirterek haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Herkesin meşru yollardan hak arama özgürlüğünün bir uzanımı olan Anayasal şikayet hakkının kullanımı bağlamında, iddia edilen fiilin, kovuşturma aşamasında hali hazırdaki şüphe gölgesi izale edilerek sübuta erdiği kabulüne varılamayarak, yani işlenip işlenmediği meşkuk hal üzre ise vicdani kanı ve kanunilik ilkesi gereği şüpheden sanık yararlanır evrensel kaidesine mebni verilen beraat kararından hareketle;
müşteki hakkında, varlığı veya yokluğuna dair müsbet veya menfi bir karara varılamayan fiilin isnad edildiği sanık tarafından, bu kez tazminat davası ikame edilmesi ve bu davaya hak kazandığı hukuksal sonucuna varılamaz, zira; hukuka uygun her türlü delille ispat uğraşındaki ceza yargılamasında delil yetersizliği, dolayısıyla aydınlatılamadığı için mevcut şüpheden ötürü subutuna varılamayan maddi vakıanın varlığı veya yokluğu konusundaki tereddüt bir kanuni karine gereği devletle sanık arasındaki cezai uyuşmazlığı delil yetersizliğinden beraat gibi vakıa açısından müphem bir kararla sonlandırmayı intaç ederken,
sanık lehine bu ceza ilişkisinin nihayete ermesinden maada, varlığı veya yokluğu aynı derecede kuşkulu, yani ceza yargılamasındaki delil serbestliğine rağmen hala belirsiz fiilin yokluğuna sığınılıp hukuk mahkemesinde şahsiyet hakkı ihlaline dayanak bir hukuki himaye de aynı muğlaklık içinde bahşedemeyecektir.
Ezcümle, isbat edilememişliği müşterek, yani sübutiyeti her iki yan için meşkuk ahvalde, hiç kimsenin yek diğeri aleyhine hak devşirmesine hukuken cevaz bulunmayacağı hukuki ve vicdani kanaatine varılmıştır." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili ...'un maddi ve manevi yıkımına sebebiyet veren olaylar zincirinin, salt davalının suç duyurusu neticesinde başlatılan soruşturma dosyası olmadığını, akabinde, davalının ulusal basındaki beyanları ve yaftalamalarının da davacı müvekkilinde derin kayıplara neden olduğunu ancak yerel mahkemenin nihai kararını tesis ederken salt "delil yetersizliği" gerekçesiyle soruşturma dosyasının müvekkil lehine sonuçlanmış olmasını işaret ederek davanın reddine karar verdiğini ve dosyaya sundukları tüm deliller ve tanık ifadelerinin yerel mahkemece değerlendirme konusu yapılmadığını,
hiç bir surette nazara alınmadığını, kaldı ki, bir an için tek delilin, mezkûr soruşturma dosyası olduğu kabul edilse dahi davalının suç duyurusu dilekçesi akabinde başlatılan işbu ceza soruşturması, salt "delil yetersizliği" gerekçesiyle, kovuşturmaya yer olmadığına dair bir kararla neticelenmemiş olup aynı zamanda, davalının iki ayrı yerde iki ayrı tanıkla çelişen ifadelerinin dosya kapsamında değerlendirilmesi sonucu KYOK ile neticelendirildiğini,
davacının olay günü bütün gün yanında olduğunu ve böyle bir olayın yaşanmadığını beyan eden ...'un tanıklık beyanı neticesinde tüm bu hususların müşteki beyanını itibarsızlaştırması üzerine savcılıkça kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, davalının geçmişte kendi öz babasına da benzer iddialarda bulunduğunu, yine davalının müvekkilinin başka kadınlara karşı da cinsel tacizde bulunduğunu iddia ettiğini, müvekkilinin maddi, manevi zararına sebebiyet veren fiillerin davalı ... ...'in davacı hakkında suç duyurusunda bulunmasıyla sınırlı olmayıp, suç duyurusu tarihi öncesi ve sonrası icra edilen,
davacı müvekkilin asılsız ve gerçek dışı hakaretlerle hedef alındığı pek çok ayrı fiili de içerdiğini, davalının isnatlarının iftira niteliğini haiz olduğunun açık olduğunu, bu durumun, müvekkili açısından yarattığı elem ve ıstırap boyutuyla da düşünüldüğünde manevi anlamda azami düzeyde bir zarara sebebiyet verildiğini ayrıca müvekkilinin soruşturma evresinde müdafii yetkilendirmesinden ötürü maddi anlamda da zarara uğramasına sebebiyet verdiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/30634 Soruşturma nolu dosyasında müştekinin ... ..., şüphelinin ... olduğu, sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı suçundan soruşturma yapıldığı ve "müştekinin, şüphelinin kendisini öptüğünden bahisle müracaatta bulunması üzerine şüpheli hakkında Sarkıntılık Yapmak Suretiyle Cinsel Saldırı Suçu'ndan soruşturma başlatılmış ise de; şüphelinin savunmasında suçlamayı kabul etmediğini beyan ettiği, iddia olunan olaya ilişkin doğrudan bilgi ve görgüsü bulunan tanık bulunmadığı,
yukarıda izah edilen nedenlerle şüphelinin üzerine atılı Sarkıntılık Yapmak Suretiyle Cinsel Saldırı Suçu'nu işlediği yönünde müştekinin soyut iddiası dışında, hakkında kamu davası açılması için yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin, somut ve inandırıcı delil bulunmadığının sabit olduğu anlaşıldığı" belirtilerek KYOK kararı verildiği görülmüştür. Şikayet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü. Anayasa’nın 36. maddesinde.
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.
Anayasa’nın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın “Temel Haklar ve Hürriyetlerin Niteliği” başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır.
Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25. maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmış, BK’nun 49. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlenmiştir.
Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk Anayasa’nın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın “Temel Haklar ve Hürriyetlerin Niteliği” başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır.
Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25.maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmış, BK’nun 49. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlenmiştir.
Somut olayda; davalının davacıyı şikayet ettiği, davaya konu söz ve şikayetlerin yasal şikayet hakkı kapsamında sarf edildiği, davalının şikayetini haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığının bulunduğu, davacıyı salt zararlandırmak için bu hakkın kullanılmadığı, iftira atma amaçlı şikayette bulunmadığı, davalı hakkında iftira suçundan dava açılıp ceza da almadığı,
başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği anlaşıldığından davalının eylemi kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmayıp hak arama özgürlüğü kapsamında şikayet hakkının kullanılması şeklindedir." gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf başvuru dilekçesine konu ettiği nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalının davacıya yönelik eylemlerinin davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olup olmadığı, manevi tazminatın koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, Anayasa’nın 36 ıncı maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu ve 56 ıncı maddeleri.
3. Değerlendirme Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; özellikle, davalının eylemlerinin yasal dava ve şikayet hakkı kapsamında bulunması, davacıya yönelik kişilik haklarına saldırı teşkil edecek bir eylemin söz konusu olmamasına göre, karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/17182, K. 2023/5509, 24 Nisan 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama