KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/2905 E., 2024/3044 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Mart 2024
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1579 E., 2022/108 K.
- Davalılar
- 1-... vekili Avukat ...,
Karar Metni
1.654 kelime·8 dk okuma·17 bölüm
2... 3-...
DAVA TARİHİ : 02.04.2014
HÜKÜM/KARAR : Davanın Esası Hakkında Karar Verilmesine Yer Olmadığına
İLK DERECE MAHKEMESİ
Sungurlu Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
2014/211 E., 2017/155 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 05.03.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen gün ve saatte gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı ... vekili Avukat ... geldiler. Diğer davalılardan gelen olmadı. Taraflar vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 25.03.2024 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; banka personeli olan davalıların dava dışı şahsa usulsüz olarak kredi kullandırdıklarını ve kredinin borçludan tahsil edilemediğini, banka defter ve kayıtları ile banka müfettişlerince yapılan soruşturma sonucu düzenlenen rapor kapsamıyla da kurum zararının sabit olduğunu belirterek, 148.157.846,468 TL alacağın faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili; müvekkilinin kanuni sorumluluğu için gerekli şartların oluşmadığını, asıl borçlu hakkında başlatılan takipte aciz vesikası alındığı takdirde davalıya başvurulabileceğini, kredilerin mevzuata uygun olarak ve üst yöneticilerin bilgisi dahilinde kullandırıldığını, usulsüz bir işlem yaptığı ispat edilirse ancak o zaman mâlen sorumlu olacağını, davanın disiplin kurulu kararına aykırı olduğunu belirterek şartları oluşmayan davanın usul ve esastan reddini istemiştir.
Davalı ... vekili; usulsüz olarak verildiği iddia edilen kredi işlemlerinin davacı bankanın merkez şubesinin yetkisinde olduğunu,... merkez şubesi adına işlem yapıldığını, davanın disiplin kurulu kararına aykırı olduğunu, dava değeri ile verilen kredi arasında hiçbir bağlantı olmadığını, icra inkâr tazminatının bu dava ile ilgisi olmadığını, alacağın asıl borçludan tahsiline dair bir işlem yapılmadığı gibi genel müdürlük talimatıyla, başlatılan takiplerin de sık sık durdurulduğunu, müvekkiline atfedilebilir bir kusur bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ...; kredilerin kullandırıldığı dönemde davacı bankada müdür yardımcısı olduğunu, tarımsal ve zirai krediler bölümüyle bir ilgisi olmadığını, ayrıca çiftçilere verilen kredilerde hiçbir usulsüzlük bulunmadığını, asıl işlemleri şube müdürünün yaptığını, kendisinin sadece tekemmül edici imzayı attığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla; "...Davanın kısmen kabulü ile, 27.500,00 TL ana para, 42.732,95 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 70.232,95 TL alacağın davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, asıl alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalılar ... ve ... yönünden açılan davanın reddine, icra inkar tazminatının kaldırılması talebinin reddine,..." karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... süresinde istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 04.04.2019 tarihli ve 2018/2195 Esas, 2019/719 Karar sayılı kararıyla; "...Davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan istinaf itirazları ile davalı ...'ın istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine, davacı vekilinin faize yönelik istinaf başvurusu ile davalı ... vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile, bu kısım için düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere istinaf incelemesine konu yerel mahkeme kararının HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına,yerine;3-Davanın kısmen kabulü ile,
a)27.500,00 TL ana para, 46.171,98 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 73.671,98 TL alacağın davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, asıl alacağa dava tarihi olan 01.09.2003 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, b)Davalılar ... ve ... yönünden açılan davanın reddine, c)İcra inkar tazminatının kaldırılması talebinin reddine,..." karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili ve davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 01.12.2020 tarihli ve 2019/1826 Esas, 2020/4154 Karar sayılı ilamıyla, "...hükme esas alınan kök ve ek raporlarda davalı ...’in yüzde 30, davacının ise yüzde 70 müterafik kusurlu bulunduğu gözetilerek 23.05.2016 tarihli ek raporda davalı ...’in yüzde 30 kusur oranına göre hesaplanan miktar üzerinden sorumlu tutulması gerekirken, davacının kusur oranı indirilmeden hesaplanan miktar üzerinden sorumlu tutulması doğru olmamış, açıklanan nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "...Davacı vekili duruşmadaki beyanında ve 04.01.2020 tarihli dilekçesinde, kredi borcunun dava dışı ... tarafından ödenmesi sebebiyle davanın konusuz kaldığını, davalıların haksız fiil teşkil eden eylemleri sebebiyle davanın açılmasına sebebiyet vermeleri gözönünde tutularak yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Davacı vekilinin beyanı ve dosyaya ibraz ettiği dekontlar dikkate alındığında, eldeki davaya konu alacağın dava dışı kredi borçlusu tarafından davanın devamı sırasında ödendiği ve dolayısıyla davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
İcra inkar tazminatının kaldırılmasına yönelik talebin reddine dair daha önce verilen hükme yönelik davacı vekilinin temyiz talebinin reddedilmiş olması sebebiyle bu yöndeki hüküm kesinleşmiş olduğundan, icra inkar tazminatının kaldırılmasına yönelik talebin reddine karar vermek gerekmiştir. HMK'nun 331. maddesine göre davanın konusuz kalması halinde hakim davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.
Eldeki davada mahkemece alınan ve hükme esas alınabilecek nitelikte bulunan 27.11.2014 tarihli kök bilirkişi raporu ile 23.05.2016 tarihli ek rapor ve Yargıtay bozma ilamının kapsamına göre, kurum zararının meydana gelmesinde davalılar ... ve ...'un kusurlarının bulunmadığı, ...'ın %30 oranında, davacının ise %70 oranında kusurlu oldukları, buna göre davalılar ... ve ...'un davanın açılmasına sebep olmadıkları, davalı ...'ın ise davanın açılmasına kusuru oranında sebebiyet verdiği anlaşılmış ve bu kabul doğrultusunda, ... lehine daha önce hükmedilen vekalet ücretinin kesinleştiği de gözetilerek,
yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmetmek gerektiği anlaşıldığından davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü, davacı vekili ile davalı ...'ın istinaf başvurularının ise ayrı ayrı kısmen kabulü ile 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, yeniden esas hakkında aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir..." gerekçesiyle, "...
1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü, davacı vekili ile davalı ...'ın istinaf başvurularının ise ayrı ayrı kısmen kabulü ile düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere istinaf incelemesine konu yerel mahkeme kararının HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, yerine. 2-Davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 3-İcra inkar tazminatının kaldırılması talebinin reddine,..." karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu kredilerin bankacılık usûl ve mevzuatına aykırı olarak kullandırıldığını, personelin kusurlu davranışlarıyla Banka zararına sebebiyet verildiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğunu, mali mesuliyet konusu olan ve 1998-1999 yıllarında kullandırılan usulsüz kredilerin bir kısmının kullandırım tarihinden çok uzun bir süre sonra tahsil edilmiş olmasınında kredilerin kullandırımındaki usulsüzlüğün ortadan kalkmadığını, usulsüz kredi borçlarından tahsil edilen alacakların da esasen banka zararının hepsini karşılamadığını,
zira usulsüz kredi borçlarında yapılan tahsilatların kredilerin kullandırılma tarihlerinden çok uzun bir süre sonra kredilerin yeniden yapılandırılması ve büyük oranda faiz indirimi uygulanmak suretiyle sağlanabildiğini, mahkemenin haklılık oranına göre yargılama giderinin bir kısmının davacı üzerine bırakılması ve Yücel Vural vekiline vekalet ücretinin hükmedilmesine ilişkin kararının hatalı olduğunu, davanın açılmasına sebebiyet verenin davalılar olduğunu, davacının dava açılmasına sebebiyet vermediğini,
haksız eylemleri sebebiyle dava açılmasına sebebiyet veren davalılara yüklenmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kurum zararı nedeniyle tazminat istemli davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi halinde yargılama giderleri ve vekalet ücretinden hangi tarafın sorumlu olacağı ve kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına vekalet ücretine hükmedilip hükmedilmeyeceğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 818 sayılı (mülga) Borçlar Kanunu'nun 41 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, dosya kapsamına, kararın bozmaya uygun olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun "Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri" başlıklı 331 inci maddesinin birinci fıkrasında; "Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder." düzenlemesine yer verilmiştir.
6100 sayılı HMK'nun "Yargılama giderlerinden sorumluluk" başlıklı 326 ncı maddesinde ise " (1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.
(2) Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.
(3) Aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacı tarafça banka personeli olan davalıların usulsüz kredi kullandırarak kurumu zarara uğrattıkları iddiasıyla tazminat talep edildiği, yargılama sırasında dava dışı asıl kredi borçlusunun borcu ödemesi nedeniyle davanın konusuz kaldığı ve mahkemece tarafların haklılık durumunun değerlendirilmesi sonucunda da davacının %70, davalı ...'ın ise %30 oranında kusurlu olduğu sonucuna ulaşıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar ve mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; yargılama boyunca yapılan toplam yargılama giderinin %30 'undan da davalı ... sorumlu kabul edilerek 9.157,52 TL'sinin davalı ...'dan tahsiline karar verilmesi gerekirken, sadece 4.551,28TL'nin adı geçen davalıdan tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiştir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden temyiz edilen kararın HMK'nın 370 inci maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VII. KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 5. bendindeki "4.551,28 TL" ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine "9.157,52 TL" ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,
17.100,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/2905, K. 2024/3044, 25 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama