KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/3084 E., 2024/11230 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1150 E., 2022/52 K.
- İlk derece mahkemesi
- Kdz. Ereğli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla
- Sayısı
- 2018/305 E., 2020/252 K.
Karar Metni
959 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; 28.11.2017 tarihinde davacının sevk ve idaresindeki motosiklet ile davalı ... nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi bulunan aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacının yaralanarak malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile tedavi giderinin poliçe limiti ile sınırlı olacak şekilde temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... şirketinden tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle talebini toplam 162.418,73 TL'ye yükseltmiştir.
Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; 28.11.2017 tarihinde davacının sevk ve idaresindeki motosiklet ile davalı ...'ın sürücüsü ve işleteni olduğu aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacının yaralanarak malul kaldığını, manevi zarara uğradığını belirterek 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığını, davalının sorumluluğunun yalnızca sigortalısının kusuru nisbetinde ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. 2.Birleşen davada davalı ...'a usulüne uygun şekilde dava dilekçesinin tebliğ edildiği, davalının cevap dilekçesi sunmadığı, ancak yargılama sırasında ceza soruşturması dosyası kapsamında davacı ile uzlaşmanın sağlandığını, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253 üncü maddesinin 19 uncu fıkrası uyarınca davacının tazminat davası açamayacağını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ile davalı sürücü ... arasında Karadeniz Ereğli Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/6999 soruşturma sayılı dosyası kapsamında uzlaşmanın sağlandığı, uzlaşma gereği davalı ...'ın davacıya 20.000,00 TL tazminat ödediği, uzlaşma tutanağında yapılan ödemenin maddi ya da manevi tazminata ilişkin olduğuna dair bir ayrımın yapılmadığı, bu nedenle ödemenin 1/2’sinin maddi, 1/2’sinin ise manevi tazminata ilişkin olduğunun kabulü gerektiği, manevi tazminatın tekliği ve bölünmezliği ilkesi gereği davacının manevi tazminat talep hakkının kalmadığı,
bu nedenle manevi tazminata ilişkin birleşen davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davacının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253 üncü maddesinin 19 uncu fıkrası uyarınca davalı sürücü ile uzlaştığı, uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağı, açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılacağı gerekçesiyle davalı ... şirketine karşı açılan maddi tazminat talepli asıl davanın da reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ceza soruşturma dosyası kapsamında uzlaşmanın sağlandığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; ceza soruşturma dosyasında mağdurun şüpheli ile uzlaşmış olmasının sigorta şirketini sorumluluktan kurtarmayacağını, uzlaştırma tutanağında sigorta şirketine karşı tazminat hakkından feragat edildiğinin açıkça belirtilmediğini, bilirkişi tarafından hesaplanan tazminatın 162.418,73 TL olması karşısında davacıya ödenen 20.000,00 TL karşılığında davacının tazminat haklarından feragat ettiğinin kabul edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, uzlaştırma görevlisi tarafından davacıya uzlaşmanın sağlanması halinde aracın zorunlu trafik sigortacısına karşı dava açılamayacağının açıklanmadığını,
kaza tarihinde henüz 17 yaşında olan davacının bu ayrıntıdan haberdar olamayacağını, uzlaştırma tutanağında, şüpheli tarafından ödenen 20.000,00 TL tazminatın maddi tazminat mı, yoksa manevi tazminat mı olduğunun açıklanmadığını, bu durumun tazminat hukukuna aykırılık oluşturduğunu, bu nedenle söz konusu tazminatın, kendisi ile uzlaşılan davalı şüpheli ...’ın da lehine olacak şekilde, manevi tazminat olarak kabul edilmesi ve bilirkişi tarafından hesaplanan maddi tazminatın davalı ... şirketinden tahsiline karar verilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalıların sürücüsü, işleteni ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı (ZMSS) oldukları aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacı sürücünün uğradığı sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile tedavi gideri talebine ilişkindir.
Dosya kapsamından, İlk Derece Mahkemesince davacı ile davalı sürücü ... arasında Karadeniz Ereğli Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/6999 soruşturma sayılı dosyası kapsamında uzlaşmanın sağlandığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
18.10.2023 tarihli ve 32343 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 tarihli ve 2023/43 Esas, 2023/141 Karar sayılı kararı ile 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 06.12.2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değiştirilen 253 üncü maddesinin (19) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinin “Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;…” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
Somut olayda, uzlaşma gereği davalı ...'ın davacıya 20.000,00 TL tazminat ödediği, uzlaşma tutanağında yapılan ödemenin maddi ya da manevi tazminata ilişkin olduğuna dair bir ayrımın yapılmadığı, mahkemece ödemenin 1/2’sinin maddi, 1/2’sinin ise manevi tazminata ilişkin olduğunun kabul edildiği, manevi tazminatın tekliği ve bölünmezliği ilkesi gereği davacının manevi tazminat talep hakkının kalmadığı gerekçesiyle mahkemece manevi tazminata ilişkin birleşen davanın reddine karar verildiği anlaşılmış olup, birleşen davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Bununla birlikte yukarıda bahsi geçen Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 tarihli ve 2023/43 Esas, 2023/141 Karar sayılı kararı gereğince davacının maddi tazminata ilişkin asıl davanın taraflar arasında uzlaşmanın sağlandığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Şu durumda, İlk Derece Mahkemesince, yukarıda açıklanan iptal hükmü uyarınca işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/3084, K. 2024/11230, 18 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama