KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/4760 E., 2025/7711 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/107 E., 2022/204 K.
Karar Metni
681 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikte ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu şirket aleyhine yapılan takibin semeresiz kaldığını, borçlunun alacaklılardan mal kaçırma amacı ile dava konusu bağımsız bölümü 14.06.2011 tarihinde diğer davalı ...'a devrettiğini belirterek, bu tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava koşullarının olmadığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, müvekkilinin taşınmazın raiç bedelini ödeyerek satın aldığını, kötü niyetli olmadığını belirterek haksız açılan davanın reddini talep etmiştir. 2.Davalı borçlu şirket, cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tasarrufun borcun doğumundan önce yapıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde, müvekkili banka ile borçlular arasında düzenlenen 11.02.2010 tarihli kredi sözleşmesinde davalı borçlu şirketinde kefil olarak imzası olmasına rağmen dikkate alınmadığını, maddi hata yapıldığını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Tasarrufun iptali davalarının görülebilmesi için , diğer genel dava koşullarının yanında, iptali istenilen tasarrufun borcun doğumundan sonra gerçekleşmiş olması gibi özel bir dava koşulunun da bulunması gerekir. Somut olayda iptali istenilen tasarruf 14.06.2011 tarihinde gerçekleşmiştir. Davacı banka davalı borçlu ... ve arkadaşları aleyhine birden fazla takip dosyası ile takip başlatmış ve yargılama sırasında takip konusu alacakların dayanağı olarak birden fazla kredi sözleşmesi sunmuştur.
Mahkemece alınan 21.02.2018 tarihli ilk bilirkişi raporunda davacı ile borçlu ve organik bağ içinde oldukları dava dışı şirketler arasında 11.02.2010-04.03.2010 ve 02.11.2012 tarihli kredi sözleşmelerinin imzalandığı, borçlu kredi sözleşmesine ilişkin evrakların incelenmesinde; icra konusu edilen alacağın dayanağı olan 13.05.2011 tarihli kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan herhangi bir kredinin olmadığı gibi davalı devredenin devir tarihi 14.06.2011 öncesi sorumlu olduğu kredi borcunun bulunmadığı, davalı ... şirketinin davacıya borcunun 05.11.2012 tarihli kredi sözleşmesine dayandığı,
tasarrufun iptali istenen taşınmazın ise 14.06.2011 tarihinde davalı şirket tarafından de bu kredi sözleşmelerinde kefil olarak imzası olduğu belirtilmiş, 29.01.2019 tarihli EK rapor da ise 11.02.2010 tarihli krediden sonra alınan kredilerin limit artışı ve / veya değişen kanun maddeleri nedeniyle yenileme şeklinde alındığı tesbiti yapılmış, ancak bu raporun incelenen kredilere ilişkin bölümde 11.02.2010 tarihli kredinin borçlu ve kefilleri arasında davalı borçlu ...'ne yer verilmemiştir.
Daha sonra alınan 25.03.2019 tarihli EK-1 raporda ise 13.05.2011 tarihli kredi sözleşmesi kapsamında borçlu şirketin ayrı bir kredi kullandığından bahsedilemeyeceği, bu tarih öncesi ve sonrasında kullanılan kredilerin cari kredi yani rotatif krediler olduğu ve bu kredilerin anapara bakiyesinden , ferilerinin dönem sonlarında tahsil edilmiş ve edilmekte olduğu belirtilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi ise "... kredi sözleşmesine ilişkin evrakların incelenmesinde; icra konusu edilen alacağın dayanağı olan 13.05.2011 tarihli kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan herhangi bir kredinin olmadığı gibi davalı devredenin devir tarihi 14.06.2011 öncesi sorumlu olduğu kredi borcunun bulunmadığı,gibi davalı ... şirketinin davacıya borcunun 05.11.2012 tarihli kredi sözleşmesine dayandığı, tasarrufun iptali istenen taşınmazın ise 14.06.2011 tarihinde davalı şirket tarafından.." satıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar vermiştir.
Oysa dosya içerisinde mevcut 11.02.2010 tarihli kredi sözleşmesinde davalı borçlu ...'nin kefil olarak imza attığı görülmektedir. Bilirkişilerden alınan 29.01.2019 tarihli raporda 11.02.2010 tarihli krediden sonra alınan kredilerin limit artışı ve / veya değişen kanun maddeleri nedeniyle yenileme şeklinde alındığı belirtildiğinden borcun 11.02.2010 tarihinde yani 14.06.2011 tarihli tasarruf işleminden önce doğduğunun kabulü ile işin esasına girilerek, taraf delilleri toplandıktan sonra karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/4760, K. 2025/7711, 14 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama