KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/5746 E., 2022/16819 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Aralık 2022
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.097 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yerel mahkemece verilen gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Dairemizin 29.12.2021 gün ve 2021/18755 Esas – 2021/11365 Karar sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davalılardan Allianz Sigorta A.Ş. vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla HUMK’nun 440-442. maddeleri uyarınca tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
KARAR
1.Davalının davacılardan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...’a yönelik karar düzeltme isteminin incelenmesinde:
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 5236 sayılı Kanun ile eklenen Ek 4. maddelerine göre davanın ya da mahkemece kabul edilmeyen bölümünün 26.310,00 TL’den az olması durumunda karar düzeltilmesi yoluna gidilemez.
İhtiyari dava arkadaşı olan davacılar bakımından davalı aleyhine hüküm altına alınan miktar ayrı ayrı değerlendirildiğinde karar düzeltmeye konu olan tutar bu düzeye ulaşmadığından davalının adı geçen davacılara yönelik karar düzeltme dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Temyiz ilamında bildirilen gerektirici nedenler karşısında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun değişik 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiçbirine uygun olmayan davalının davacılardan ..., ... ve ...’e yönelik aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan karar düzeltme isteğinin reddine karar vermek gerekmiştir.
3.Davalının davacılardan ..., ... ve ...’e yönelik diğer karar düzeltme istemine gelince:
Hükmüne uyulan Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 16.06.2020 gün 2019/4173 E. 2020/3501 K. sayılı ilamında; “….Somut olayda mahkemece, dosya kapsamında bulunan kusur raporu doğrultusunda olayda, davacıların desteğinin yolcu konumunda bulunduğu davalı Allianz Sigorta A.Ş.ye sigortalı araç sürücüsünün kusursuz, davalı sürücü ...'nin ise %100 kusurlu olduğu kabul edilmiş olmakla, hesaplanan tazminatlardan sürücüsü kusursuz olan davalı Allianz Sigorta A.Ş'nin de sorumlu tutulması isabetli değildir.
Davacı kardeşlerin her biri lehine ayrı ayrı takdir olunan manevi tazminatların çok olduğu görülmüş ve hakkaniyete uygun manevi tazminatlara hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Davalı ... yönünden dava reddedilmesine karşın bu davalı lehine red nedenine göre vekalet ücretine hükmedilmemesi; yine davalı ... yönünden reddedilen cenaze ve defin gideri olan 3.900,00 TL üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken eksik vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir.” denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uygun yapılan yargılama neticesinde, mahkemece davalılardan ... aleyhine açılan davanın reddine, diğer davalılar aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın Yargıtayca incelenmesi davalılardan Allianz Sigorta A.Ş. vekili tarafından süresi içinde istenilmekle; Dairemizin 29.12.2021 gün 2021/18755 E. 2021/11365 K.sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiştir. Davalılardan Allianz Sigorta A.Ş. vekili bu kez kararın düzeltilmesi istenilmiştir.
Dava, trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 91. maddesi gereğince aynı Kanun’un 85. maddesinde belirtilen, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olması durumunda, poliçe limiti dahilinde işletenin sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere, mali sorumluluk sigortası yaptırılması zorunludur. Zorunlu mali sorumluluk sigortasının yaptırılmaması durumunda Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesi gereğince, zorunlu mali sorumluluk sigortasının kaza tarihindeki limitleri dahilinde işletenin üçüncü kişilere karşı sorumluluğunu Güvence Hesabı karşılayacaktır.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türüdür.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (Eren Fikret, Borçlar Hukuku, 9. B, s. 631 vd.; Kılıçoğlu Ahmet, Borçlar Hukuku, 10. B., s. 264 vd.).
2918 sayılı Kanun’un 86. maddesinde ise bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.
Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin takdirine bırakmıştır.
Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında KTK’nın 91. maddesiyle de işletenin aynı Kanun’un 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir.
Hemen belirtmelidir ki işletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının 91. maddede düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Öyle ise hem işleten hem de sigortacının sorumluluğu, hukuki niteliği itibariyle tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğundan, uyuşmazlığın bu çerçevede ele alınıp çözümlenmesi gerekmektedir.
KTK’da zorunlu trafik sigortasına ilişkin olarak, sorumluluğun kapsamı yanında, bu kapsam dışında kalan haller de açıkça düzenlenmiştir.
KTK’nın “Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Dışında Kalan Hususlar” başlıklı 92. maddesinde:
“Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar.
a)İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler,
b)İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler,
c)İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler,
d)Bu Kanun’un 105. maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler,
e)Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar,
f)Manevi tazminata ilişkin talepler” hükmü ile zorunlu trafik sigortacısının hangi zararlardan sorumlu olmadığı düzenleme altına alınmış, tek tek ve tahdidi olarak sorumlu olunmayan haller sıralanmıştır.
Dosya kapsamından, davaya konu trafik kazasına sebebiyet veren aracın davalılardan Allianz Sigorta A.Ş. tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının yapıldığı, yukarıda açıklanan mevzuat gereğince Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının manevi tazminata ilişkin talepler bakımından sorumluluğu bulunmadığı, dosyada mevcut sigorta poliçesinde de manevi tazminattan sorumluluğa dair herhangi bir kloz bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Allianz Sigorta A.Ş.nin manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olması doğru değildir. Şu durumda, davalılardan Allianz Sigorta A.Ş. vekilinin karar düzeltme isteminin HUMK'nun 440-442. maddeleri uyarınca kabulü ile Dairemizin 29.12.2021 gün 2021/18755 E. 2021/11365 K. sayılı onama ilamının kaldırılarak kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/5746, K. 2022/16819, 13 Aralık 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama