KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/5894 E., 2025/259 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Ocak 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/1066 Esas - 2022/796 Karar
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Tarih
- 28.11.2019
- Sayısı
- 2011/297 Esas - 2019/233 Karar
Karar Metni
567 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, müvekkili şirket ile bir dönem abonelik sözleşmelerinin bulunduğunu; bu sözleşmeler nedeniyle yaşamış olduğunu iddia ettiği ihtilafa binaen, müvekkili kuruma, Bilgi Teknolojileri Kurumu'na ve dava dışı birçok kuruma göndermiş olduğu maillerde kullanmış olduğu söz ve ifadelerle müvekkili şirkete hakaret ettiğini, sarf edilen beyanların ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini, kişilik haklarının saldırıya uğradığını, davalı hakkında hakaret suçundan yürütülen ceza yargılamasının devam ettiğini belirterek 200.000,00 TL manevi tazminatın haksız eylem tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından abonelik sözleşmelerinde yaşamış olduğu sıkıntıların dile getirildiğini, bu anlamda şikayet hakkının kullanıldığını, ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafından gönderilen maillerde doğrudan davacı şirketin hedef alınarak kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu, davacı şirkete yönelik suç isnat edildiği, ticari itibarına ve saygınlığına zarar verdiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafından sarf edilen söz ve beyanlarla eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığı; olay tarihi, tarafların konumu, saldırının ağırlığına göre hükmedilen manevi tazminat miktarının ve davalı yararına hükmedilen vekalet ücretinin yerinde olduğu gerekçesi ile tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı tarafından gönderilen maillerin tehdit ve hakaret içerdiğini, saldırının ağırlığına göre hükmedilen manevi tazminat miktarının çok az olduğunu, saldırı ile orantılı olmadığını, caydırıcı miktarda olduğunun değerlendirilemeyeceğini, ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Yargıtay tarafından dava konusu sözlerin ağır eleştiri olarak nitelendirilmesine rağmen manevi tazminata hükmedilmesinin yerinde olmadığını, eleştiri sınırlarının aşılmadığını, ayrıca reddedilen meblağ yönünden hükmedilen vekalet ücretinin de hatalı olduğunu belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davalı tarafından davacı kuruma, Bilgi Teknolojileri Kurumuna ve dava dışı kurumlara gönderilen e-maillerde kullanılan söz ve ifadeler nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat talebine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davalının eyleminin tüm dosya kapsamına göre sabit olduğunun, bu anlamda davacının kişilik haklarına saldırı olduğu kabul edilerek manevi tazminata hükmedilmesinin; olay tarihi, tarafların konumu, zararın ağırlığı dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarının yerinde olduğunun anlaşılmasına göre, usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/5894, K. 2025/259, 9 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama