KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/6457 E., 2024/3497 K.·Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Nisan 2024
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/189 D.İş-233 K..
- Sayısı
- 2022/İHK- 6913
- Hüküm/karar
- Davanın kısmen kabulü
Karar Metni
1.044 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen sigorta tahkim davası sonucunda verilen İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya ait, davalıya kasko sigortalı aracın tek taraflı kazada hasara uğradığını açıklayıp fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 53.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; araç sürücüsünün olay yerini terk etmesi sebebiyle talebin teminat dışında kaldığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince; toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne, 45.634,03 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş, karara süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuş, İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin itirazlarının reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dava, kasko sigorta sözleşmesine dayalı maddi tazminat talebine ilişkindir.
Davacı vekili, davacıya ait aracın, 18.02.2021 tarihinde meydana gelen kazada hasarlandığını açıklayıp tazminat talebinde bulunmuş, davalı vekili, sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk etmesi nedeni ile talebin teminat dışında kaldığını savunmuş, hakem heyetince, doğru beyan yükümlülüğüne aykırı davranıldığı, olay yerini terk sebebiyle talebin teminat dışında kaldığının davalı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, kasko sigortalı araç sürücüsünün kazadan sonra olay yerini terk etmesinin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı ve kaza yerinin terki nedeniyle kazada oluşan hasarın poliçe teminatı kapsamında olup olmadığı, ispat yükünün hangi tarafta bulunduğu noktasında toplanmaktadır.
Mal sigortaları türünden olan kasko sigortasının teminat kapsamını belirleyen KSGŞ A/1 maddesine göre; gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler ile fiil ehliyetine sahip olmayan kişilerin yol açacağı zararlar, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bütününün sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Olay tarihinde geçerli olan KSGŞ'nın A.5.10. maddesinde, "zorunlu haller (tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma vb) hariç olmak üzere bu maddenin 5.4 ve 5.5 nolu bentlerdeki ihlaller nedeniyle, sürücünün kimliğinin tespit edilmesini engellemek için kaza yerinden ayrılma" denilmek suretiyle, maddede ifade olunan haller ile benzer haller dışında olay yerini terkin, zararın teminat dışı olmasına yol açacağı kabul edilmiştir.
Yukarıda anılan kanun ve sigorta genel şartları gereği, kural olarak zararın teminat dışı olduğunu ispat yükü, davalı sigortacıda bulunsa da; somut olayın özellikleri ve bilhassa davacıya ait aracın sürücüsü olduğu iddia edilen kişinin yaralanmadığı ve tek taraflı olarak yapılan kazada can güvenliğini tehlikeye atacak hiçbir durum olmadığı halde olay yerinden ayrılması, kazanın oluş biçimi ve meydana geldiği saat gözetildiğinde; haklı sebeple olay yerini terkin ötesine geçen bir durum bulunduğu ve sürücünün kaza anında alkollü ve ehliyetsiz olmadığını ispat yükünün, davacı sigortalıya geçtiğini kabulünün zorunlu olduğu açıktır.
Diğer taraftan, poliçe tanzim tarihi ve olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 1409/1. maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı maddenin 2. fıkrası hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartları'nın A.5. maddesi ve TTK 1446/2 maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat yükü sigortalıya geçer.
Bu ilkeler doğrultusunda somut olaya bakıldığında; kolluk tarafından tutulan tutanakta, 18.02.2021 günü saat 21:40'ta tek taraflı kaza ihbarı yapıldığı, aracın karşı şeride geçtiği, araç içinde şahıs bulunmadığı, 112 ekiplerinin arandığını, 112 ekipleri tarafından olay yerinde herhangi bir kazazede olmadığının bildirildiği, hastanedeki kolluk görevlisinin kazaya karışan herhangi bir şahsın olmadığını beyan etmesi üzerine çevrede yapılan araştırmada kazazedeye rastlanmadığı, 23:45'te yapılan ihbar üzerine kazazedenin kendi imkanları ile hastaneye gittiğinin bildirildiği belirtilmiş;
hastane tarafından düzenlenen genel adli muayene formunda sürücü olduğunu iddia eden kişinin sol dizinde hafif hassasiyet ve minimal korozyon dışında herhangi bir bulguya rastlanmadığı belirtilmiş; sürücü olduğunu iddia eden ... kollukta alınan ifadesinde; seyri sırasında direksiyon hakimiyetini kaybettiğini, orta refüjden karşı şeride geçtiğini, hava yastıklarının patladığını, panikleyerek araçtan çıktığını, korktuğu için Muğla istikametine doğru yürümeye başladığını, kendi imkanları ile hastaneye gittiğini beyan etmiştir.
Dosya kapsamından kaza yerinin, Muğla-Aydın karayolunun 10. kilometresinde olduğu anlaşılmaktadır. Hakem heyetince zararın teminat dışı kaldığını ispat yükü altında olan davalı sigortacının bu hususu ispat edemediği gerekçesiyle, zararın teminat kapsamında kabul edildiği görülmektedir.
Somut olayda kaza, tek taraflı olup, davacıya ait araç ile dava dışı başka bir araca veya kişiye çarparak zarar verilmediğine göre araç sürücüsünün korku, kaygı panik yaşamasını gerektirir bir durumun varlığından da söz edilemez. Araç sürücüsü olduğu kabul edilen kişinin yaralanmadığı göz önüne alındığında sürücünün panikleyerek olay yerini terk etmesi KSGŞ'nın A.5.10. maddesi anlamında zorunlu hal değildir. Bu durumda ispat yükünün yer değiştirdiğinin kabulü gereklidir.
Taraflar arasında güven ve iyiniyet esasına dayanan sigorta sözleşmelerinde, gerek sigortalının gerekse sigortacının haklarını kullanırken ve yükümlülüklerini yerine getirirken iyiniyetle hareket etmesi; rizikonun gerçekleşmesinden sonra doğru ihbar yükümlülüğü altında bulunan sigortalının, bu yükümlülüğüne uyup uymadığının saptanmasında da bu ilkenin göz önünde tutulması gerekir.
Bu itibarla da, somut olayın özellikleri gereği, davacıya ait araç sürücüsünün kaza anında alkollü olmadığı ve zararın poliçe teminatı kapsamında kaldığını ispat yükünün, davacı sigortalıya ait olup dosyadaki mevcut deliler ile de hasarın teminat kapsamında kaldığı ispatlanamamıştır. Bu durumda açılan davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde yanılgılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma ilamının kapsam ve şekline göre; davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/6457, K. 2024/3497, 18 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama