KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/8709 E., 2025/9117 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/976 E., 2022/533 K.
- İlk derece mahkemesi
- Simav Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/515 E., 2020/68 K.
Karar Metni
586 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeleri incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı tarafından 2014 yılında defalarca tecavüze uğradığını, bu tecavüzler esnasında hamile kaldığını, başlatılan soruşturma sonucu açılan ceza davasında davalının çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu nedeniyle mahkumiyetine karar verildiğini, Adli Tıp Kurumunun 15.12.2015 tarihli raporunda davalının %99,99 ihtimalle mağduriyete ait olduğu bildirilen erkek cinsiyet karakterle ceninin biyolojik babası olabileceğinin tespit edildiğini,
Adli Tıp Kurumu Kütahya şubesinin 24.07.2014 tarihli raporunda mağdur davacının geçirdiği travma nedeniyle ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede olan stres bozukluğu denilen psikiyatrik bozukluğun tespit edildiğinin olay nedeniyle ruh sağlığının bozulduğunun ve kişinin bu olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılamayacağının bildirildiğini, davacının kişilik haklarının azami düzeyde zarar gördüğünü, gururunun rencide olduğunu, davacının büyük bir üzüntü içinde olduğunu, geleceğe dair hiçbir ümidinin kalmadığını, psikolojisinin bozulduğunu ve toplum içine çıkamayacak duruma geldiğini, çalışacak iş bulamadığını,
yarı aç yarı tok gezdiğini ve en önemlisi ailesi tarafından dışlandığını bu nedenle davalının her ne kadar cezalandırılmasına karar verilmiş ise de davacının çektiği acı ve ızdırabı tam olarak dindiremediğini, müvekkilinin davalının sebep olduğu olay nedeniyle çok zor günler geçirdiğini, bu nedenle davalıdan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 300.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, davalıdan başka birçok erkek ile birlikte olduğunu, bu cinsel birlikteliklerin bazılarının rızaya dayalı olduğunu, davacının dava dilekçesinde yıllarca cinsel istismara maruz kaldığını beyan ettiğini ancak bu durumu kimseye anlatmadığını ve şikayette bulunmadığını, başka biriyle evlenmek için mahkemeye müracaat ettiğinde bu durumun ortaya çıktığını ve çocuğun gerçek babası olan davalıyı şikayet ettiğini, davacı ile davalı arasında iyi bir ilişki olduğunu beyan ettiği göz önünde bulundurulduğunda davalının iyi bir insan olduğunun ortaya çıkacağını,
davalının mahkumiyet dosyasının halen Yargıtay incelemesinde olduğunu ve müvekkili açısından kesinleşmiş bir cezanın bulunmadığını, 2 yaşından beri davalı ile büyüyen davacının davalıya iftira attığını, talep edilen tazminatın çok fazla olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve numarası belirtilen karar ile davanın kısmen kabulüyle 120.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 01.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde istinaf yoluna başvuran davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; hükmedilen tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; haksız fiil nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/8709, K. 2025/9117, 3 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama