KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/9946 E., 2023/2712 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Mart 2023
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
956 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki sigorta tahkim davası hakkındaki Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetinin 04.07.2019 tarih, 2019/İHK-7878 sayılı kararının davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili; 17.03.2018 tarihinde meydana gelen çift taraflı kazada davalı ...Ş'nin ZMSS'si olduğu kamyon ile arkasında seyretmekte olan davalı Halk Sigorta A.Ş'nin ZMSS'si olduğu, davacının da yolcu konumunda bulunduğu aracın çarpışması sonucu davacının yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla Halk Sigorta A.Ş bakımından 5.050,00 TL sürekli işgöremezlik tazminatının, Sompo Sigorta A.Ş bakımından 5.050,00 TL sürekli işgöremezlik tazminatının kaza tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini Sompo Sigorta A.Ş bakımından 44.279,60 TL'ye, Halk Sigorta A.Ş bakımından 44.279,60 TL'ye yükseltmiştir.
Davalılar vekilleri; davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davacının talebinin kabulü ile Sompo Sigorta A.Ş'den 44.279,60 TL, Halk Sigorta A.Ş'den 44.279,60 TL olmak üzere toplam 88.559,20 TL maluliyet tazminatının Sompo Sigorta A.Ş için 03.09.2018 ve Halk Sigorta A.Ş için 13.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... şirketinden alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, karara davalılar vekilleri tarafından itiraz edilmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti tarafından, her iki sigorta şirketinin itirazlarının reddine dair verilen karar, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, İtiraz Hakem Heyeti kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru biçimde belirlenmesi gereklidir. Söz konusu belirlemenin ise, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihinden sonra Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda; 17/03/2018 tarihinde meydana gelen kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak hükme esas alınan Beyhekim Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 25.06.2018 tarihli raporda, davacının maluliyeti %10 olarak belirlenmiştir. Anılan bu raporun tanziminde Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri ile ekindeki cetvellerin kullanılması gerekirken, raporun hangi yönetmelik hükümlerine göre hazırlandığı belli değildir.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının kaza nedeniyle maluliyeti oluşup oluşmadığı ve varsa maluliyet oranının, kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri ile ekindeki cetvellere göre belirlenmesi için, Adli Tıp Kurumu veya en yakın üniversite hastanesinin adli tıp ana bilim dalı başkanlığından rapor alınıp oluşacak sonuca göre (maluliyet oranı bakımından davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak) karar verilmesi gerekirken, hatalı maluliyet raporuna göre karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
3-Haksız fiile dayalı tazminat davalarında kusurun belirlenmesi tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır.
Dosyada davaya konu trafik kazasına yönelik olarak kusur raporu alınmamış olup kaza tespit tutanağına göre her iki araç sürücüsüne %50'şer kusur izafe edilmiş ve bu kusur oranına göre hesaplama yapılmıştır.
Kusur tespiti açısından yapılan inceleme ve araştırma yetersizdir.
O halde, İtiraz Hakem Heyetince, ceza dosyası da getirtilerek, her iki araç sürücüsünün kusur oranlarının tespiti amacıyla dosyanın, konusunda uzman bilirkişiye tevdii ile ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınması, ondan sonra dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilip varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
4-Hükme esas alınan 27.02.2019 tarihli aktüer bilirkişi raporunda; kaza tarihinde 18 yaşında olan davacının muhtemel bakiye ömür süresi belirlenmeden, "irat yöntemi" ile işleyecek/ bilinmeyen devre hesabının yapılmış olduğu, işleyecek aktif dönem ile işleyecek pasif dönem başlangıç ve bitiş tarihlerinin de açık bir şekilde yazılmadığı anlaşılmış olup, bu yönüyle raporun denetime elverişli olmadığı görülmüştür.
Bu durumda; davacının TRH-2010 Yaşam Tablosu'na göre bakiye ömür süresi belirlenerek aktif ve pasif dönem başlangıç ve bitiş tarihleri ile süreleri gösterilerek, davalılar yararına oluşan usuli kazanılmış haklar gereği %1,8 teknik faiz yöntemi kullanılarak ve ilk rapor tarihi itibariyle hesap yapmak gereklidir. Bakiye ömür belirlenmeden yapılan hesaba itibarla yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Kararın bu sebeple davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
5- 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/17. md. ve 19.01.2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 6. maddesi ile Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16. maddesinin 13. fıkrasına "Tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir." hükmü eklenmiştir.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 17/2. maddesinde ise "Sigorta Tahkim Komisyonları, vekalet ücretine hükmederken, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Tarifenin üçüncü kısmına göre nispi avukatlık ücretine hükmedilen durumlarda da talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine tarifeye göre hesaplanan nispi ücretin beşte birine hükmedilir." düzenlemesi yapılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16. maddesinin (13) numaralı fıkrasının uygulanması gerektiği göz önüne alınarak AAÜT'nin 13. maddesi ve AAÜT'nin 17. maddesi gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/9946, K. 2023/2712, 1 Mart 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama