KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/11309 E., 2025/9060 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/535 D.İş, 2023/544 Karar
Karar Metni
779 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 09.04.2021 tarihinde davalı tarafından ZMSS ile sigortalı aracın davacıya çarpması neticesinde davacının yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere sürekli, geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri ile tedavi gideri olarak toplam 8.100,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiş, talebini 441.358,00 TL'ye çıkarmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvurunun usulüne uygun olmadığını, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, kusuru kabul etmediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kabulü ile 429.950,00 TL sürekli iş göremezlik, 50,00 TL geçici iş göremezlik, 6.358,00 TL geçici bakıcı gideri ve 5.000,00 TL SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri olmak üzere toplam 441.358,00 TL'nin 24.10.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile itirazın kısmen kabulü ile vekalet ücretinin düzeltilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz oranı esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, teminatı aşan kısmın reddi gerektiğini, kusuru kabul etmediklerini, maluliyet raporunun mevzuata uygun olmadığını, bakiye ömrün rapor tarihinden hesaplanmasının hatalı olduğunu belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı ... tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacının sürekli, geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri ile tedavi gideri talebine ilişkindir. 1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-TBK'nın 50... inci maddeleri aşağıdaki şekildedir:
Madde 50: "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler."
Madde 51: "Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Tazminatın irat biçiminde ödenmesine hükmedilirse, borçlu güvence göstermekle yükümlüdür."
Zararı ve zarar verenin kusurunu ispat yükü, zarar görendedir. TBK'nın yukarıda yer verilen 50 nci maddesi uyarınca zarar gören zararı ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altında ise de, somut olayda olduğu gibi kusurun kesin olarak belirlenemeyeceği hallerde kanun koyucu hakime zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleme yetkisi vermiş; aynı Kanun'un 51 inci maddesi gereğince de tazminatın kapsamının, ödenme biçiminin, durumun gereğinin ve özellikle kusurun ağırlığının göz önüne alınarak belirlenebileceği öngörülmüştür.
Her somut olayda TBK'nın 50 nci maddesi anlamında kusurun dağılımı mümkün olmayabilir. Bu gibi durumlarda hakime takdir yetkisi tanınması hakkaniyete daha uygundur. Hangi tarafın daha kusurlu olduğu kesin olarak belirlenemeyecek durumlarda her iki tarafın da eşit kusurlu kabul edilmesi bu ilkelerden hareketle ulaşılabilecek en adil ve hakkaniyetli çözüm yolu olacaktır. Hakim takdir yetkisini dosyaya sunulan deliller, olayın oluş şekli ve somut olayın özelliklerini dikkate alarak hakkaniyete uygun şekilde belirleyecektir.
Hakime tanınan takdir yetkisi keyfiliğe varacak ölçüde sınırsız olmadığı gibi dosya içerisindeki maddi vakıaya uygun, olayın oluş şekline ve zararın varlığına ilişkin bir kanaat oluşturabilecek somut delillerle desteklenmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde; davaya konu kazayla ilgili olarak alınan kusur raporunda, davacının yaya geçidinden geçerken davalıya sigortalı araç sürücüsünün çarptığı, hangi tarafa hangi ışığın yandığının tespit edilemediği, davacının ifadesinde elindeki telefonla uğraştığını beyan etmesi üzerine davacının tali kusurlu olduğu, davalıya sigortalı araç sürücüsünün ise yaya geçitlerinde hızını azaltmadığı tespitiyle asli kusurlu olduğu kabul edilerek % 75 kusur oranı üzerinden tazminat hesabı yapılmıştır. Hakem Heyetince, kusurun kesin olarak belirlenebilmesini sağlayacak bir bilgi ve bulgunun yer almaması karşısında her iki tarafın % 50'şer oranda kusurlu olduğu şeklinde sonuca varılması zorunlu iken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir.
3-Somut olayda karara esas alınan tazminat raporunda davacının bakiye ömrünün tespitinde isabetli olarak TRH 2010 Yaşam Tablosu kullanılmış ise de, davacının kaza tarihindeki yaşı esas alınarak TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre bakiye ömrünün belirlenmesi gerekirken hesaplama tarihindeki davacının yaşı esas alınarak hesaplama yapılması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Yukarıda (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/11309, K. 2025/9060, 2 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama