KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/11376 E., 2023/13759 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2023
- İncelenen kararın mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/931 E., 2021/931 K.
- Dava tarihi
- 26.03.2021
- Hüküm/karar
- Başvurunun kabulü - İtirazın reddi
Karar Metni
1.719 kelime·9 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kabulüne karar verilmiştir.
Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalının itirazlarının reddine karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; yaya olan davacıya davalıca zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı aracın 19.02.2019 tarihinde çarpması sonucu davacının yaralandığını belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslahla talebini 110.494,89 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının daha evvel hakeme başvuruda bulunduğunu, aynı olaya ilişkin olarak yapılan başvurunun usulden reddedildiğini, bu kararın eldeki başvuru yönünden kesin hüküm teşkil ettiğini, bu nedenle usulden red kararı verilmesi gerektiğini, başvurunun eksik ve geçerli olmayan evraklarla yapıldığını, bu nedenle usule aykırı başvuru bulunduğunu, olayın meydana geldiği yerin taşıt yolu olmadığını, bu nedenle karayolu sayılmayan bir yerde meydana gelen kaza ile ilgili olarak davalının sorumlu tutulamayacağını, uzlaşma hususunun netleştirilmesi gerektiğini, kusur bilirkişi raporu alınması gerektiğini,
davacının sunduğu maluliyet raporunun hükme esas alınamayacağını, hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faizin uygulanması gerektiğini, davacı yayanın gerekli güvenlik tedbirlerini almadan taşıt yoluna girmesi nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davalının temerrüdü söz konusu olmadığından faiz talebinin reddi gerektiğini ve hükmedilecek vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafından sunulan 18.06.2020 tarihli maluliyet raporunun usul ve yasaya uygun olduğu, davacıda %15 oranında sürekli maluliyet olduğu, hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif ranta göre yapılması gerektiği, kusur oranlarının tespitinin yerinde olduğu, davacı yayanın kusursuz, davalıca sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 110.494,89 TL sürekli iş göremezlik tazminatının yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
A. İtiraz Yoluna Başvuranlar
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.
B. İtiraz Sebepleri
Davalı vekili itiraz dilekçesinde; davacının daha evvel hakeme başvuruda bulunduğunu, aynı olaya ilişkin olarak yapılan başvurunun usulden reddedildiğini, bu kararın eldeki başvuru yönünden kesin hüküm teşkil ettiğini, bu nedenle usulden red kararı verilmesi gerektiğini, davacının sunduğu maluliyet raporunun hükme esas alınamayacağını, maluliyet raporunun özel dava şartı olduğunu, bu nedenle usulden red kararı verilmesi gerektiğini, ayrıca sunulan maluliyet raporunun tek taraflı beyan ile alındığını, davalı tarafından sunulan medikal eksper raporu ile çelişki oluşturduğunu, olayın meydana geldiği yerin taşıt yolu olmadığını,
bu nedenle karayolu sayılmayan bir yerde meydana gelen kaza ile ilgili olarak davalının sorumlu tutulamayacağını, uzlaşma hususunun netleştirilmesi gerektiğini, kusur bilirkişi raporu alınması gerektiğini, hakemce kusur tespiti yapılmadan davalının tam kusurlu olduğu iddiasıyla hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faizin uygulanması gerektiğini, davalının temerrüdü söz konusu olmadığından faiz talebinin reddi gerektiğini ve hükmedilecek vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirterek karara itiraz etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hükme esas alınan maluliyet raporunun yerinde olduğu, kusur durumunun soruşturma aşamasında tespit edildiği, bu tespitin dosya kapsamında uygun olduğu, hesaplama yönteminin yerinde olduğu gerekçesiyle davalının itirazlarının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının daha evvel hakeme başvuruda bulunduğunu, aynı olaya ilişkin olarak yapılan başvurunun usulden reddedildiğini, bu kararın eldeki başvuru yönünden kesin hüküm teşkil ettiğini, bu nedenle usulden red kararı verilmesi gerektiğini, davacının sunduğu maluliyet raporunun hükme esas alınamayacağını, maluliyet raporunun özel dava şartı olduğu,
bu nedenle usulden red kararı verilmesi gerektiğini, ayrıca sunulan maluliyet raporunun tek taraflı beyan ile alındığını, davalı tarafından sunulan medical eksper raporu ile çelişki oluşturduğunu, olayın meydana geldiği yerin taşıt yolu olmadığını, bu nedenle karayolu sayılmayan bir yerde meydana gelen kaza ile ilgili olarak davalının sorumlu tutulamayacağını, uzlaşma hususunun netleştirilmesi gerektiğini, kusur bilirkişi raporu alınması gerektiğini, hakemce kusur tespiti yapılmadan davalının tam kusurlu olduğu iddiasıyla hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1.8 teknik faizin uygulanması gerektiğini,
kabul anlamına gelmemek üzere davalının temerrüdü söz konusu olmadığından bir hesap yapılacak bile bu hesaplamaya faiz işletilmemesi gerektiği ve hükmedilecek vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; yaya olan davacıya davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile teminat altına alınan aracın 19.02.2019 tarihinde çarpması sonucu yaralanıp malul kalan davacı yayanın uğradığı sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, davacının hakem başvurusundan önce davalıya başvurmuş olmasına, davacının zararının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılan hesaplamanın içtihatlara uygun olmasına, hakeme daha evvel başvuruda bulunularak usulden redde ilişkin karar verilmesinin eldeki dava bakımından kesin hüküm niteliğinde değerlendirilememesine ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda, davacının maluliyet oranının belirlenmesi açısından düzenlenen ve Hakem Heyetince hükme esas alınan Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın 18.06.2020 tarihli raporunda davacının sürekli maluliyet oranının tespiti yönünden Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirleme yapıldığı, davacıda %15 oranında sürekli maluliyet bulunduğu anlaşılmaktadır. 19.02.2019 kaza tarihi itibari ile Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik yürürlüktedir.
İtiraz Hakem Heyetince; davacının maluliyet oranının tespiti için Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Ana Bilim Dalı bölümlerinden olay tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun rapor alınarak, davacının kaza nedeniyle uğradığı çalışma gücü kaybı bulunup bulunmadığı ve varsa oranı konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak (usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.
3. Dosya içeriğinden; meydana gelen kaza nedeniyle kaza tespit tutanağı düzenlenmediği, olayın olduğu yeri gören kamera kayıtları aracılığıyla soruşturma aşamasında alınan kusur bilirkişi raporuna bağlı kalınarak sonuca gidildiği, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından alınan 15.04.2019 tarihli raporda davacı yayanın kusursuz olduğu, davalıca sigortalı araç sürücüsünün ise 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre kaza mahallinde durmamak ve trafik güvenliği için gereken tedbirleri almamak kural ihlalleri ile,
aynı Kanun maddesinin (d) bendine göre kazayı yetkililere bildirmemek ve yetkililer gelene kadar kaza yerinde beklememek, yetkililerin izni olmadan kaza yerinden ayrılmak kural ihlallerinde bulunduğunun tespit edildiği anlaşılmış hakem heyetince iş bu rapor esas alınarak davalıca sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu kabul edilmiştir.
Olayın meydana geliş şekli ile hükme esas alınan 15.04.2019 tarihli savcılık kusur raporu içeriği değerlendirildiğinde, davacı yayanın kaza anında bulunduğu yer ve konumu, kaza yerinin niteliği, sigortalı araç sürücüsünün sürücü kusuruna yönelik herhangi bir ihlali olup olmadığı gibi hususlar hakkında değerlendirme yapılmadığı anlaşılmakla hakemce kusur oranlarına ilişkin yapılan araştırma yeterli görülmemiş olup eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
Şu halde, hakem heyetince İstanbul Teknik Üniversitesi veya Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan oluşturulacak heyetten uzlaştırıcı, denetime açık, ayrıntılı ve kusur oranlarının belirtildiği rapor aldırılarak sonucuna göre karar vermek gerekirken, yalnızca kaza tespit tutanağı ile bağlı kalınarak eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
4. Sigorta tahkim yargılamasında hükmedilecek vekalet ücreti ile ilgili olarak; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/17 nci maddesinde "Talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine hükmolunacak vekalet ücreti, Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde belirlenen vekalet ücretinin beşte biridir." hükmü yer almaktadır.
Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 üncü fıkrasında (19.01.2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'te Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 6 ncı maddesi ile eklenen) "Tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir." düzenlemesi mevcuttur.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 17/2 nci maddesi ise "Sigorta Tahkim Komisyonları, vekalet ücretine hükmederken, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla bu Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine bu Tarifeye göre hesaplanan ücretin beşte birine hükmedilir.
Konusu para ile ölçülemeyen işlerde, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen maktu ücrete hükmedilir. Ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine öngörülen maktu ücretin beşte birine hükmedilir. Sigorta Tahkim Komisyonlarınca hükmedilen vekalet ücreti, kabul veya reddedilen miktarı geçemez." şeklinde düzenlenmiştir.
Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 üncü maddesinin uygulanması gerektiği göz önüne alınarak AAÜT'nin 13 ve 17 nci maddeleri gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine karar verilmesi ve davalının buna yönelik itirazının reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünün (2), (3) ve (4) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/11376, K. 2023/13759, 19 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama