KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/12183 E., 2024/7677 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Eylül 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/2554 E., 2023/1606 K.
- Dava tarihi
- 28.07.2010
- Hüküm/karar
- Kısmen Kabul
Karar Metni
1.462 kelime·7 dk okuma·15 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; mülkiyeti müvekkillerine ait 06 GTU 07 plakalı araca Aksaray 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/183 E. sayılı dosyası ile hırsızlık suçunda kullanıldığı iddiasıyla el konulduğunu, ceza yargılaması sonucunda aracın suçta kullanılmadığının tespit edilerek sahibine iadesine karar verildiğini, ancak olumsuz muhafaza koşulları nedeniyle aracın hurdaya çıktığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 7.000,00 TL tazminatın haksız el koyma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın idare mahkemesinde görülmesi gerektiğini, mahkemenin yetkisiz olduğunu, tazminat talep etme yetkisinin ruhsat sahibinde olmasından dolayı davacı ... Danış'ın taraf (husumet) sıfatının bulunmadığını, kesinleşmiş mahkeme kararı olmadan eldeki davanın açılmasının mümkün olmadığını, ayrıca davanın zamanaşımına uğradığını, iddia edilen zararın davacıların kusurundan kaynaklandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEMENİN BİRİNCİ KARARI
Mahkemenin 12.09.2013 tarihli ve 2010/812 E., 2013/683 K. sayılı kararı ile haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında görevli mahkemenin davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) hükümlerine göre davalının ikâmetgahı veya haksız fiilin meydana geldiği yer mahkemesi olduğu, dava konusu araca Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı üzerine Osmaniye Jandarma Genel Komutanlığınca 16.02.2004 tarihinde el konulduğu, davacıların ikâmetgah adreslerinin Diyarbakır ve Mardin olduğu, bu hususun davacılar lehine kazanılmış hak teşkil etmeyeceği gerekçesiyle mahkemenin yetkisizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine, dosyanın talep hâlinde Osmaniye Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 12.05.2014 tarihli ve 2014/1004 Esas, 2014/7594 Karar sayılı kararı ile; “..Somut olaya bakıldığında, davacılara ait araçla işlendiği iddia olunan hırsızlık suçu ile ilgili soruşturma ve kovuşturma Aksaray ilinde yapılmış olup, el koyma kararı veren ve aracın iadesi taleplerini reddeden yer de Aksaray adli makamlarıdır. Şu durumda haksız eylemin vuku bulduğu yer Aksaray ili olup Aksaray Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açan davacının, seçimlik hakkını haksız eylemin gerçekleştiği yer mahkemesinde dava açmak suretiyle doğru olarak kullandığı anlaşılmaktadır.
Yerel mahkemece, işin esası incelenip varılacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken; yetki itirazının ilk celsede reddine karar verildikten sonra, kesin yetkiye ilişkin bir durum da olmamasına rağmen yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun bulunmadığından kararın bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Mahkemenin İkinci Kararı
Mahkemenin 24.06.2016 tarihli ve 2014/611 E., 2016/582 K. sayılı kararı ile; bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda bilirkişi raporlarının hükme esas alındığı gerekçesiyle 24.06.2016 havale tarihli ıslah dilekçesi ile arttırılan maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile aracın iyi muhafaza edilmemesinden dolayı 13.500,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ve aracın fiili olarak kullanılmamasından dolayı da 4.962,29 TL tazminatın haksız el koyma tarihinden iade tarihi olan 09.03.2010 tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
C. Dairenin İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
2. Dairenin 12.02.2018 tarihli ve 2017/3422 Easa, 2018/781 Karar sayılı kararı ile; “…Mahkemece yetkisizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine dair verilen ilk karar, Dairemizin 12.05.2014 gün, 2014/1004 esas ve 2014/7594 karar sayılı ilamıyla; yetki itirazının ilk celsede reddine karar verildikten sonra, kesin yetkiye ilişkin bir durum da olmamasına rağmen yetkisizlik kararı verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı gerekçesiyle bozulmuştur. Yerel mahkeme, Dairemizin bozma ilamına uyarak dava ve ıslah dilekçeleri ile talep edilen maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Islah, iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağının istisnası olup, HUMK'nun 83 ve devamı maddelerinde, 6100 sayılı HMK'nun 176 ve devamı maddelerinde düzenleme altına alınmıştır. Her iki kanunda da ıslahın tahkikatın bitimine kadar yapılması gerektiği öngörülmüş olup 04.02.1948 tarih ve 1944/10-1948/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile de bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı kabul edilmiştir.
Şu durumda eldeki davada bozma kararından sonra 24.06.2016 havale tarihli dilekçe ile yapılan ıslah ile arttırılan maddi tazminat isteminin kabulü, yasal düzenlemeye ve İçtihadı Birleştirme kararına aykırıdır. Karar, açıklanan nedenle yerinde görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir...” gerekçesiyle kararın davalı yararına bozulmasına, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
D. Direnme Kararı
Mahkemenin 02.11.2018 tarihli ve 2018/574 Esas, 2018/1091 Karar sayılı kararı ile; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 04.02.1948 tarihli 1944/10 E., 1948/3 K. sayılı kararında, bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı kabul edilmiş olup bu durumun bağlayıcı nitelik taşıdığı, ilk bozma kararında yetkiye ilişkin bir inceleme yapılmış olup esasa yönelik bir bozma yapılmadığı, davacının bozma kararı sebebiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 176 vd. maddeleri ile tanınan ıslah hakkını kullanamayacak olmasının hakkaniyete aykırı bir durum teşkil edeceği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
E. Daire Kararı
1.Mahkemenin direnme kararına karşı süresi içerisinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. 2. Dairenin 18.03.2019 tarhli ve 2019/225 Esas, 2019/1517 Karar sayılı ilamıyla, Daire kararında düzeltilecek bir husus bulunmadığı ve İlk Derece Mahkemesi direnme kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, dosyanın temyiz incelemesi için Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmişir.
F. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulu'nun 22.09.2022 tarihli ve 2019/4-348 Esas, 2022/1149 Karar sayılı ilamıyla;"... mahkemece Özel Dairenin 12.05.2014 tarihli ve 2014/1004 E., 2014/7594 K. sayılı bozma kararına uyulduğu belirtilerek ve bozmadan sonra ibraz edilen davacı vekilinin 24.06.2016 tarihli ıslah dilekçesi dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yukarıda belirtildiği üzere Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04.02.1948 tarihli ve 1944/10 E., 1948/3 sayılı K. ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 06.05.2016 tarihli ve 2015/1 E.,
2016/1 K. sayılı kararları dikkate alındığında bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün olmadığından mahkemenin direnme gerekçesi yerinde değildir. Hâl böyle olunca; mahkemece Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır... " gerekçesiyle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının özel daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı bozulmasına karar verilmiştir.
G. Mahkemece Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Bozmasına Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin tarih ve sayısı yukraıda yazılı kararıyla. 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile bozmadan sonra da ıslah yapılabileceğine ilişkin hüküm getirilmiş ise de, bu Kanun’un “geriye yürümeme ilkesi” ve ıslah işleminin yapılmakla tamamlanmış usulî işlem teşkil etmesi nedeniyle eldeki davada ıslah tarihi itibariyle bu yeni hükmün uygulanamayacağı,
bozma kararından sonra 24.06.2016 havale tarihli dilekçe ile yapılan ıslah ile arttırılan bedel bakımından tazminat isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 5.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2.000,00 TL tazminatın ise haksız el koyma tarihi olan 13.02.2004 tarihinden itibaren iade tarihi olan 09.03.2010 tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının kendi kusuruna dayanarak dava açtığını, aracın zapt altına alınmasına mahkemenin karar verdiğini, davalının kusuru bulunmadığını, davanın reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacıya ait araca suç işlemede kullanıldığı iddiasıyla el konulması ve ceza yargılaması sonucunda iade kararı verilmesi nedeniyle el konulan süreçte aracın uygun koşullarda muhafaza edilmemesi nedeniyle araçta oluşan değer kaybı ile aracı kullanamama nedeniyle oluşan maddi zararların tazmini talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 427, 438 ve 439 uncu maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (mülga) 41 inci maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu maddesi).
3. Değerlendirme
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle verilen kararın bozmaya uygun olmasına, bozma kapsamı dışında kalarak kesinleşen hususların yeniden incelemeye konu yapılamamasına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş, gerekçeli karar başlığında alacağı temlik alan ve temlik eden sıfatlarının açıkça yazılmaması mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak görülmekle bozma sebebi yapılmamıştır.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/12183, K. 2024/7677, 16 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama