KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/1247 E., 2025/13626 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/1048 E., 2022/1204 K.
- İlk derece mahkemesi
- Sivrihisar Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
- Sayısı
- 2018/88 E., 2020/47 K.
Karar Metni
687 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya Ticari Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı müvekkiline ait iş makinasının 05.07.2016 tarihinde çalındığını, müvekkilinin konu ile ilgili Sivrihisar İlçe Jandarma Komutanlığı'na başvurduğunu, sigorta şirketine yapılan başvuruya rağmen tazminat taleplerinin reddedildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkiline ait biçerdöverin 05.07.2016 tarihindeki rayiç bedeli tutarındaki 250.000,00 TL sigorta tazminatı bedelinin rizikonun gerçekleştiği gün olan 05.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacının taleplerinin sigorta teminatı dışında olduğunu, davacının müvekkili şirkete aracın çalındığı tarihten itibaren 52 gün sonra rizikoyu ihbar etmesinin müvekkili şirkete karşı ihbar yükümlülüklerini yerine getirmediğinin sabit olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kural olarak zararın teminat dışı olduğunun ispat yükü davalı sigortacıda bulunsa da somut olayın özellikleri ve bilhassa davacının Ankara ilinde yaşadığı halde aracını Sivrihisar ilçesinde bilmediği bir arazide park edip bırakmasının hırsızlık rizikosunun gerçekleştiği iddiası hususunda hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu itibarla rizikonun gerçekleşmesi halinde doğru ihbar ve rizikonun gerçekleştiğinin ispat yükümlülüğü altında bulunan tarafın davacı taraf olduğu, dosya kapsamı değerlendirildiğinde davacı tarafın rizikonun gerçekleştiğini ihbar ettiği şekilde olayın vuku bulduğunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde.
Yerel ve İstinaf Mahkemelerince gerekçeli kararda ispat yükünün hangi somut delillerle yer değiştirildiğinin belirtilmediği gibi, yalnızca ilgili biçerdöverin ıssız bir yerde park edilmesinin dayanak gösterilerek davanın reddedildiğini, ispat yüküne ilişkin kanun hükümlerinin yanlış uygulandığını, müvekkili ya da ailesi aleyhine bir suç duyurusunda bulunulmadığı gibi dolandırıcılık suçu kapsamında yürütülen bir soruşturma ya da kovuşturmanın bulunmadığını, müvekkilinin biçerdöverin çalındığını, ertesi gün öğrenir öğrenmez derhal kolluğa bildirerek şikayette bulunduğunu,
biçerdöverin kameraların olduğu benzinliğe ve çevre yoluna bırakıldığını, bırakılan yerin ıssız olmadığını, biçerdöverin bir iş makinesi olup, müvekkilinin ikamet ettiği şehir merkezine park edilmesinin olanaksız olduğunu, biçerdöverini tırın yanaşabileceği ve park edebileceği en güvenli yere park ettiğini, davalının ispat için dayandığı GPS kayıtları araştırılmaksızın karar verildiğini, ispat yükünün yer değiştirmesinin söz konusu olmadığını, mahkemece taraflarca iddia edilmeyen maddi vakılar re'sen dikkate alınarak HMK'nın 25.maddesinin ihlal edildiğini,
söz konusu yerin ıssız olduğu bilgisi ya da arazinin yapısı hakkında herhangi bir araştırma yapılmadan eksik inceleme ile karar verildiğini, davalının rizikonun teminat dışında kaldığını somut delillerle ispatlayamadığını, mahkemece dava değerinin kesin olarak belirlenmediğini, sözleşme imzalandığı sırada sigorta şirketinin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, maddi olayda çalınma biçiminde rizikonun gerçekleştiğini ve teminat kapsamında olduğunu, müvekkilinin doğru beyan verme ve ihbar yükümlülüğünü eksiksiz yerine getirdiğini, ihbarın geç yapıldığı hususunun kesin delillerle ispatlanamadığını,
müvekkilinin bilgi ve belgelerin paylaşılması yükümlülüğünün eksiksiz yerine getirdiğini, davalının kötüniyetli olarak rizikonun gerçekleşmesi sonrasında araştırmalarının neticelendirmeyerek tazminat alacağının zamanaşımına uğramasını beklediğini, bilirkişi raporlarına itirazlarının değerlendirilmediğini, tanık beyanlarının müvekkilinin iddialarını doğrular nitelikte olduğunu bildirerek beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davalı tarafından Kasko Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınan davacıya ait aracın çalınması nedeniyle aracın rayiç bedel talebine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/1247, K. 2025/13626, 6 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama