KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/13368 E., 2024/11924 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1657 E., 2023/2102 K.
- İlk derece mahkemesi
- Akşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/402 E., 2023/91 K.
Karar Metni
2.301 kelime·12 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... ve ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davalı ... vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 26.11.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen gün ve saatte davalı ... vekili Avukat ... ile davacı (Temlik Alan) ... San. Tic. Ltd. Şti. vekili Avukat ... geldiler. Davacı-davalı ... vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 02.12.2024 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı bankaya yüklü miktarda borçlu bulunan . .. San. ve Tic. Ltd. Şti., ... ve ... hakkında icra takipleri başlatıldığını, borcun ödenmediğini, haczi kabil mal bulunamadığını, ancak dava konusu taşınmazlarını alacağın tahsilini engellemek maksadıyla diğer davalılara devrettiğini belirterek yapılan muvazaalı satışların iptali ile icra takipleri açısından hükümsüzlüklerine karar verilmesini talep etmiştir.
12/01/2023 tarihli beyan dilekçesi ile davalılar olan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... yönünden bu davalıların dava konusu edilen bir takım taşınmazlar yönünden mal kaçırma gayesinin tarafı olmadıkları ve borçludan gerçek alım satım yapıldığının tespit edilmesi üzerine bu davalılar yönünden davasından feragat ettiğini bildirmiştir. Davalı ... yönünden ise, Konya İli ... İlçesi ...
Mahallesi 1493 Ada 1 Parsel de kain A blok 9 numaralı bağımsız bölüm ve A blok 21 numaralı bağımsız numaralı taşınmazlar yönünden davadan feragat ettiğini bildirmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... cevap dilekçesinde; davaya konu taşınmazlardan Konya ili ... ilçesi ... Mah. 1493 Ada 1 Parsel B Blok 6 nolu bölümü satın aldıktan sonra taşınmaz üzerine 19/07/2018 tarihinde ihtiyati tedbir konulduğunu ancak ihtiyati tedbir konulmasının yasaya aykırı olduğunu, tasarrufun iptali davalarında kanunda anıldığı şekliyle 3. kişilere satışı yapıldıktan sonra sadece teminat yatırılması durumunda ihtiyati tedbir veya haciz işleminin yapılabileceğini, davacı banka tarafından teminat yatırması zorunluluğu hasıl olduğunu beyan ederek ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ... cevap dilekçesinde; tasarrufun iptali davalarında kanunda anıldığı şekliyle 3. kişilere satışı yapıldıktan sonra sadece teminat yatırılması durumunda ihtiyati tedbir veya haciz işleminin yapılabileceğini, davacı banka tarafından teminat yatırması zorunluluğu hasıl olduğunu beyan ederek ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
3.Diğer davalılar; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalılar ... ve ... tarafından sunulan banka dekontlarından dava konusu taşınmaz karşılığında ödeme yapılmış olduğu, inşaat halinde bulunan taşınmazın davalı ... tarafından sunulan Teb ... şubesi kanalıyla 27/02/2018 tarihinde içinde dava konusu bağımsız bölümlerinin de bulunduğu ekspertiz raporunda belirtilen bedelle uyumlu olduğu, davalılar ... ve ... taraflarından alınan taşınmazın satış işleminin mal kaçırma kastı ile yapılmayıp gerçek bir satış işlemi olduğu,
davalıların savunmaları ile resmi kayıtların ve tanık beyanlarının tutarlı olduğu ve olayların seyrinin hayatın olağan akışı içerisinde gerçekleştiği ve tasarrufun iptali için yasal koşulların oluşmadığı gerekçesiyle davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...
Limited Şirketi, ..., ..., ... yönünden davanın vaki feragat nedeniyle reddine, davalı ...'a karşı açılan davanın dava konusu edilen 1493 ada, 1 parsel A Blok 9 ve 21 bağımsız bölümler yönünden vaki feragat nedeniyle reddine, aynı yer B Blok 16 bağımsız bölüm yönünden açılan davanın reddine, davalı ... ve dahili davalılar ... ve ...'a karşı açılan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; ... ve ... hakkında feragat nedeniyle davanın reddine karar vermiş olsa da bu davalılar yönünden davadan feragat edilmediğini, mahkeme hükmünün hatalı olduğunu, davalı ...
Sucukları Şirketi hakkında davadan feragat edilmediğini, ancak şirket hakkında da hüküm kurulmamasının hatalı olduğunu, feragat yönünden davalılar ile mutabakat sağlanmış olup, tarafların karşılıklı olarak birbirinden yargılama gideri ve vekalet ücreti olmamasına rağmen Yerel Mahkeme tarafından davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın takip edildiği davalılar ..., ..., ..., ..., ...
Şirketi, ..., ... yönünden ispatlanan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile.
16 numaralı bağımsız bölüm yönünden taşınmazın satıldığı miktarlar ile gerçek değerleri arasında fahiş fark bulunmadığı, dava konusu yapılan diğer taşınmazlar yönünden mal kaçırma gayesinin olmadığı ve borçludan gerçek alım satım yapıldığı, 6 nolu bağımsız bölümün 60.000,00 TL bedelle, 01.03.2018 tarihinde davalı ...'e, ondan da 09/07/2018 ...'a 60.000,00 TL bedelle satıldığı, taşınmazın gerçek değerinin 210.000,00 TL olduğu, 5 nolu bağımsız bölümün 60.000,00 TL Bedelle 01.03.2018 tarihinde davalı ... ondan da 09.07.2018 tarihinde ...'a 60.000,00 TL bedelle satıldığı, taşınmazın gerçek değerinin 150,816,75 TL olduğu,
davalı tanığı ...'ın beyanlarına göre davalılar ...'in ... ile arkadaş olduğu, dava konusu taşınmazları almaya üçünün birlikte gittiği, ... ile görüşen ...'in 3 adet taşınmaz aldığı, ...'in borçlu davalılara daha önce et kamyonu sattığı için birbirlerini tanıdıklarını beyan ettiği, satış bedeli ile taşınmazların gerçek değeri arasında misli fark da dikkate alındığında tasarufun iptalinin gerektiği, davalı ..., 4. kişi konumunda olup bu davalı yönünden kötüniyetli olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararın kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına,
infazda tereddüt oluşmaması için itiraz edilmeyen ve kesinleşen kısımlar korunmak suretiyle davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... Taahüt Limited Şirketi, ..., ..., ... yönünden davanın vaki feragat nedeniyle reddine, davalı ... Sucukları yönünden dava konusu ... Mah. 262 ada 54,55,56,57,58,85 parsel sayılı, ... Mahallesi 1493 ada 1 parsel D Blok 11 ve 14 nolu bağımsız bölümler, ... Mahallesi 1493 ada 1 parsel, A Blok 3. Kaat 15,16, 18 nolu bağımsız bölümler, ...
Mahallesi 1493 ada 1 parsel A Blok 4,6,14 nolu bağımsız bölümler, E Blok 10 ve 20 nolu bağımsız bölümler, ... Mahallesi 1493 ada 1 parsel A Blok 9 ve 21 sağımsız bölümler, ... Mahallesi 1493 ada 1 parsel B blok 15 nolu bağımsız bölüm, D Blok15 nolu bağımsız bölüm, ... Mahallesi 1493 ada 1 parsel B Blok 12 bağımsız bölüm, E Blok 11 nolu bağımsız bölüm, ...
Mahallesi 326 ada 67 parsel 1 Blok 1,2,3,4,5,6,7 nolu bağımsız bölümler, ... Mahallesi 2 ada 151 parsel 1/2 hissesi, ...
Mahallesi 2 ada 151 parsel 1/2 hissesi sayılı taşınmazlar hakkında açılan davanın vaki feragat nedeniyle reddine, davalı ...'a karşı açılan davanın dava konusu edilen 1493 ada, 1 parsel A Blok 9 ve 21 bağımsız bölümler yönünden vaki feragat nedeniyle reddine, aynı yer B Blok 16 bağımsız bölüm yönünden açılan davanın reddine, davalılar ..., ... yönünden davalılara ait taşınmazlar yönüden 3. Kişiler hakkında davadan feragat edildiğinden zorunlu dava arkadaşlığı nedeni ile bu davalılar yönünden de davanın reddine, 4,
5 ve 6 nolu bağımsız bölümlere ilişkin taşınmazlara yönelik yaptıkları 01/03/2018 ve 09/07/2018 tarihli satışa ilişkin tasarrufun, İİK 277 vd. Maddeleri gereğince söz konusu işlemin iptali ile davacı tarafa, İstanbul 2.İcra Müdürlüğünün 2018/19314 E, sayılı takip dosyasında alacak ve alacağının ferileri ile sınırlı olmak üzere cebri icra yetkisi verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ... ile ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazların tamamını... San.
Tic.Ltd.Şti.'den 27.02.2018 tarihinde satın aldığını, davacının icra takibini 25/05/2018 tarihinde başlattığını, taşınmazların esas borçlu temerrüde düşmeden 3 ay öncesinde alındığını, ticari amaçlı yatırım olarak iktisap ettiğini, bilirkişi raporunun hükme elverişli olmadığını, taşınmazları rayiç bedel üzerinden satın aldığını, misli fark olgusunun gerçekleşmediğini, 10 bağımsız bölüm için toplamda 1.110.000,00 TL bedel ekspertiz edilmiş olup ilgili bağımsız bölümleri pazarlıkla 1.090.000,00 TL karşılığında satın aldığını, abisi aynı zamanda ortağı olan ... tarafından.
23.02.2018 tarihinde 400.000 TL, 27.02.2018 tarihinde 90.000 TL, 27.02.2018 tarihinde 450.000 TL, 27.02.2018 tarihinde 150.000 TL ödeme yapıldığını, davalının tacir olup dosya kapsamındaki esas borçlu şirketle bir bağlantısı bulunmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2.Davalı ... ile ... vekili temyiz dilekçesinde; davalıların iyiniyetli 4.kişi olduklarını, taşınmazları bedeli karşılığında devraldıklarını, davacı ve diğer davalılar ile herhangi bir bağları olmadığını, borçluların icra yolu ile satılabilecek malları varken açılan bu davanın haksız olduğunu, aciz belgesinin olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C.Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme
1.İİK'nun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
İİK.nun 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.
İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahsın nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeridir. Bir başka anlatımla dava ve tasarrufa konu malı elinde bulunduran şahsın kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması halinde dava tümden reddedilmeyip borçlu ile tasarrufta bulunan şahsın tasarrufa konu malı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmesi gerekir. Bu halde dördüncü kişi yönünden bedel farkı yeterli olmayıp kötü niyetinin somut delillerle ispatlanması gerekir.
Somut olayda, davalı borçlu tarafından borcun doğumundan sonra dava konusu 4, 5 ve 6 nolu bağımsız bölümler 27.02.2018 tarihinde davalı üçüncü kişi ...'e, onun tarafından da 09.07.2018 tarihinde dava konusu 4 nolu bağımsız bölüm davalı dördüncü kişi ...'a, 5 ve 6 nolu bağımsız bölümler ise davalı ...'a devredilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince davalı tanığı ...'ın beyanlarına göre davalılar ...'in ... ile arkadaş olduğu, dava konusu taşınmazları almaya üçünün birlikte gittiği, ... ile görüşen ...'in 3 adet taşınmaz aldığı, ...'in borçlu davalılara daha önce et kamyonu sattığı için birbirlerini tanıdıklarını beyan ettiği, davalı tanığı ...'nün beyanlarında ...'ın kendisine benim bu taşınmazı para ile aldığımı mahkemede söyle ben seni tanık gösterdim dediği, kendisinin de böyle bir şey görmedim duymadım söylemem dediği şeklinde beyanda bulunduğu,
satış bedeli ile taşınmazların gerçek değeri arasında misli fark da dikkate alındığında tasarufun iptalinin gerektiği gerekçesiyle dava kabul edilmişse de varılan sonuç dosya kapsamına ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Davalılardan dördüncü kişiler ... ve ... yönünden (İİK. 282. Maddesi hükmüne göre kötü niyetli üçünçü kişi) İİK. 278/3-2 maddesinin uygulama yeri yoktur.
Dördüncü kişi konumundaki bu davalılar yönünden ivazlar arasındaki fahiş fark davanın kabulü için yeterli olmayıp kötü niyetlerinin ispatlanmış olması gerekir.
Bunun dışında belirtilen tanık beyanlarının da kötü niyetli olduğunu göstermeyeceğinden ve bu davalıların davalı borçlunun mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen ya da bilmesi gereken kişilerden olduğu da ispatlanamadığından davanın dördüncü kişi konumundaki ... ve ... yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir.
2.Dava konusu 4, 5 ve 6 nolu bağımsız bölümleri ilk olarak devralan davalı 3.kişi ... yönünden yapılan incelemede, Bölge Adliye Mahkemesince; satış bedeli ile taşınmazların gerçek değeri arasında misli fark da dikkate alındığında tasarufun iptalinin gerektiği sonucuna varılmışsa da; varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir.
Tapudaki satış bedeli dışında yapılan ödemelerin davalı 3. kişi tarafından devir tarihi veya devir tarihine yakın tarihli banka hesap hareketleri, banka ödemesi, kredi kullanımı gibi delillerle ispatlanması mümkün olup, bu belgelerdeki meblağların tapudaki bedele eklenerek mislini aşan bedel farkının varlığı değerlendirilmelidir.
Somut olayda; dava konusu 4, 5 ve 6 nolu bağımsız bölümler 60.000,00'er TL bedelle; davalı borçlu tarafından 27.02.2018 tarihinde tapuda devredilmiş; bilirkişi tarafından bu taşınmazlar için sırasıyla 180.190,05 TL, 150.816,75 TL ve 210.891,60 TL rayiç değer belirlenmiştir.
Davalı 3.kişi ...; dava konusu taşınmazlarla beraber aynı yerden toplamda 10 adet bağımsız bölüm satın alındığını, toplamda 1.090.000,00 TL'ye anlaştıklarını ve bunu kardeşi aynı zamanda ortağı ...'e ait banka hesabından 23.02.2018 ve 27.02.2018 tarihinde gönderdiğini belirtmiş olup, bu dekont örneklerinin dosyaya sunulduğu anlaşılmıştır. Dairemiz uygulamasına göre bankadan havale yapılan bu paraların borçluya taşınmaz alımı için ödenen para olduğu kabul edilmektedir.
Bu durumda, bilirkişi tarafından belirlenen rayiç değer ile davalı 3.kişi tarafından ödendiği ispat edilen değerler arasında mislini aşan bedel farkı bulunmadığı anlaşıldığından mahkemenin bu yöndeki gerekçesine katılma imkanı bulunmamaktadır. Ancak.
İİK'nun 280/son fıkrasında; ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kastıyla hareket ettiğinin kabul edildiği, bu karinenin, ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğinin veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle;
bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılaını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olunduğunun ispatla çürütülebileceği hüküm altına alınmıştır.
Davalı borçlu şirket tarafından davalı 3.kişi ...'e 27.02.2018 tarihinde eldeki dava konusu olan 3 ve dava dışı olan 7 adet toplamda 10 adet bağımsız bölümün devredildiği anlaşıldığından dava konusu tasarrufların; İİK’nın 280/son maddesi gereğince, ticari işletmenin mühim bir kısmının devri niteliğinde olup olmadığının mahkemece tartışılması ve sonucuna göre İİK’nın 283/2. maddesi uyarınca bedele dönüşen davada üçüncü kişi ...'in dava konusu bu taşınmazları elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında bedelle(davacının alacak ve ferileriyle sınırlı olmak üzere) sorumlu tutulması düşünülerek karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davalı ... vekili ve davalı ... ile ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 32.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı ...'e verilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde temyiz eden davalılara iadesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/13368, K. 2024/11924, 2 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama