KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/3815 E., 2023/6390 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Mayıs 2023
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/307 E., 2022/1146 K.
- Hüküm/karar
- Davanın kısmen kabulüne
Karar Metni
1.300 kelime·7 dk okuma·13 bölüm
Taraflar arasında görülen trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle maddi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; 05.10.2009 tarihinde davalıya trafik sigortalı aracın, davacı desteği ...’ın kullandığı araçla karıştığı çift taraflı trafik kazasında desteğin vefat ettiğini, müvekkilinin eşi olan müteveffanın desteğinden yoksun kaldığını, kazanın meydana gelmesinde desteğin asli kusurlu bulunduğunu, cenaze ve defin masrafları yaptıklarını belirterek açılan belirsiz alacak davasında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile cenaze ve defin giderlerinin kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; cenaze ve def'in gideri talebinden yargılama sırasında vazgeçilmiş; 22.11.2019 tarihli dilekçesiyle talebini 26.904,17 TL ye artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; mahkemenin görevli olmadığını, zamanaşımı süresinin dolduğunu, desteğin kendi kusuru ile vefat ettiğini, zararın teminat kapsamında olmadığını, dava tarihinden itibaren yasal faiz istenebileceğini, poliçede cenaze giderine ilişkin bir teminat bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 15.07.2014 tarihli ve 2013/369 Esas, 2014/176 Karar sayılı kararı ile ceza davası açılmadığından uzamış zamanaşımı süresinin uygulanamayacağı, zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 18.02.2016 tarihli ve 2016/1434 Esas, 2016/1924 Karar sayılı ilamıyla; "...somut olay incelenecek olursa; dava konusu trafik kazası 05.10.2009 tarihinde meydana gelmiş olup kaza sonucu davacıların desteği olan sürücü ... vefat etmiştir. Dava ise 31.12.2013 tarihinde açılmıştır.
KTK'nın 109/II. maddesinde öngörülen ceza zamanaşımı süresinin uygulanması için kamu davasının açılmış olması veya mahkumiyet kararı verilmiş bulunması aranmamakta olup cezayı gerektiren fiilin varlığı yeterlidir. Birden fazla kişinin ölümü ile sonuçlanan söz konusu trafik kazası da bu anlamda cezayı gerektiren bir fiil niteliğindedir ve davacılar desteği olan sürücünün vefat etmiş olması sonuca etkili değildir.
Yasa koyucunun amacı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca tehlike sorumluluğunu doğuran olaylarda sorumlulara karşı daha uzun zamanaşımı süresi içerisinde yönelmeyi sağlamaktır. KTK'nın 109. maddesinin 2. fıkrasındaki 'cezayı gerektiren fiil' ifadesinin seçilmesi zamanaşımı yönünden soruşturma veya kovuşturma yapılması koşullarının aranmadığı sonucunu doğurmaktadır.
Buna göre eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 85/2. ve 66/1-d maddeleri uyarınca öngörülen zamanaşımı süresi kazada birden fazla kişi öldüğünden 15 yıl olup dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece davalı tarafın zamanaşımı def'inin reddine karar verilerek işin esasına girilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 28.01.2020 tarihli ve 2017/821 Esas, 2020/68 sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile 26.854,17 TL destekten yoksun kalma tazminatının 31.12.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, cenaze defin gideri talebine yönelik 50,00 TL lik talebin feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 17.03.2021 tarihli ve 2020/3231 Esas, 2021/2851 Karar sayılı ilamıyla; "...Eldeki dosyada; dava konusu olay nedeniyle ölen destek ...'ın anne ve babasının kaza tarihinde hayatta oldukları anlaşılmaktadır.
Mahkemece bozmadan sonra aldırılan 31.08.2018 tarihli kök aktüer raporuna davalı vekilinin itiraz etmesi üzerine düzenlenen 19.07.2019 tarihli ek aktüer raporunda muris ...'ın hayatta olan anne ve babasının destek payları göz önüne alınarak davacının destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanmış, söz konusu ek rapora yine taraf vekillerinin itiraz etmesi üzerine düzenlenen ve hükme de esas alınan 12.11.2019 tarihli ek raporda; müteveffanın destek tazminatı hesabı yapılırken; anne ve babanın destek süre ve paylarının hesaba katılmadığı, desteğin tüm gelirini eş ve çocuğu ile paylaşacağı varsayımı ile hesaplama yapıldığı görülmektedir.
Murisin gelirinden anne babaya destek payı ayrılmadan yapılan hesaplama eksik ve hatalı olmuştur.
O halde yerel Mahkemece, bu husustaki Dairemiz uygulamasına da uygun şekilde; murisin hayatta olan anne ve babasının destek payları dikkate alınarak tazminat hesabı yapıldığı anlaşılan 19.07.2019 tarihli ek aktüer raporu esas alınmak suretiyle hüküm kurulması gerekirken, kararda yazılı olduğu şekilde, hatalı bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması doğru görülmemiştir" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 24.01.2022 tarihli ve 2021/20675 Esas, 2022/951 Karar sayılı ilamı ile davalı vekilinin karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir.
D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyulduğu, 19.07.2019 tarihli ek aktüer raporda desteğin anne ve babasının destek payları da dikkate alınarak hesaplama yapıldığı, bu raporda davacının yeniden evlendiği 17.08.2016 tarihine kadar alması gereken destek tazminatının 19.217,26 TL olarak hesaplandığı, bu tutarın poliçe üst limitini aşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 50,00 TL lik cenaze ve defin gideri talebi de gözetilerek 19.167,26 TL destekten yoksun kalma tazminatının 31.12.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, 50,00 TL'lik cenaze ve defin gideri talebinin feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.05.2022 tarihli ve 2020/10-124 Esas, 2022/672 Karar sayılı ilamıyla verdiği kararla görüş değiştirmesi nedeniyle davanın reddi gerektiğini, zira bu karara konu 17.10.2012 tarihinde meydana gelen trafik kazasında kendi kusuruyla vefat eden sürücünün yakınları tarafından talep edilen destek tazminatı talebinin reddi gerektiğine karar verildiğini, 01.06.2015 tarihli değişiklik öncesi meydana gelen trafik kazalarında sürücü ölümleri sürücü üçüncü şahıs sayılmadığından geride kalan yakınları tarafından destekten yoksun kalma tazminatı talebiyle dava açılamayacağını, ıslah edilen tutarın uzamış zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle reddi gerektiğini belirtmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı sigorta şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 05.10.2009 tarihli trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanın açtığı destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 45 inci (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53) maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla ve özellikle temyiz dilekçesinde ileri sürülen kararın, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından çok taraflı trafik iş kazasında hayatını kaybeden ve kazada tam kusurlu olup dava dışı özel halk otobüs şoförü sigortalının hak sahiplerine ödenen peşin değerli gelirin,
aracın işletenleri ve trafik sigortacısından 5510 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesi uyarınca açılan rücuen tahsili istemine ilişkin olup eldeki davanın konusuyla ilgisi bulunmamasına, eldeki belirsiz alacak davasına konu iki kişinin öldüğü kazada ceza zamanaşımı süresi 15 yıl olup, ıslah edilen tutarın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğine ilişkin def'inin yerinde olmamasına göre; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/3815, K. 2023/6390, 15 Mayıs 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama