KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/3819 E., 2023/6186 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Mayıs 2023
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/797 Esas 2022/94 Karar
- Hüküm/karar
- Kısmen Kabul
Karar Metni
1.316 kelime·7 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucu, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; 27.08.2004 günü davalıya ait ve dava dışı ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı zırhlı araç ile Ankara caddesini takiben seyrederken, aynı istikamete doğru seyreden davacı sürücü ...’ın kullandığı bisiklete çarptığı, olayda dava dışı ...’ın 6/8 oranında birinci dereceden, sürücü ...’ın 2/8 oranında ikinci derecede kusurlu olduğunu, davacının meydana gelen trafik kazası neticesi yaralandığını, psikolojik çöküntü yaşadığını ve ekonomik geleceğinin sarsıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslahla talebini 209.774,95 TL maddi tazminat olarak artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, davanın süresi içerisinde açılmadığını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, ceza mahkemesi kararının kesinleştiğini, 07.09.2004 tarihli ibraname ile ...’ın dava dışı ... ve Konya Emniyet Müdürlüğünden hiç bir alacağı olmadığını beyan ederek düzenlenen ibranameyi imzaladığını, ceza mahkemesinde de ayrıca 07.09.2004 tarihinde karşılıklı ibralaşmalar da gözetilerek sanık hakkında açılan davanın düşürülmesine karar verildiğini, uğranıldığı iddia edilen maddi tazminat miktarının objektif esaslara dayanmadığını, maddi ve manevi tazminat miktarının neye göre belirlendiğinin belli olmadığını, tamamen soyut olarak tespit edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini beyan etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece 27.12.2012 tarihli 2009/414 esas ve 2012/590 karar sayılı karar ile; 07.09.2004 tarihli ibraname üzerinden 2 yıldan fazla süre geçmesine rağmen davacının ibranamenin aksine ibradan rücu ettiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 05.06.2014 tarihli, 2013/10028 esas ve 2014/9175 karar sayılı ilamı ile; "...Dosya içerisinde bulunan ibraname incelendiğinde; tedavi giderine ilişkin olduğu, daha sonra oluşacak tedavi giderlerinin de karşılanacağı, bu giderler dışında davacıya bir ödeme yapılmadığı görülmektedir. Davacının dava dilekçesinde belirttiği talepler yönünden davalının sorumluluğu devam etmektedir.
Bu halde işin esasına girilerek 07.09.2004 günlü ibraname kapsamı dışında kalan davacının diğer tedavi giderleri ile 100.000,00 TL maddi tazminat taleplerinin kalem ve kuruşlandırılmak sureti ile ayrı ayrı tespiti ile davacı tarafın bu konudaki delilleri de toplanarak konusunda uzman doktor, aktüer bilirkişiden rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiş.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 17.12.2014 tarihli ve 2014/19018 Esas, 2014/18859 Karar sayılı ilamı ile davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmiştir.
B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkeme 27.09.2016 tarihli ve 2015/93 Esas, 2016/812 karar sayılı kararı ile; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, 100.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 27.08.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin zamanaşımına uğramış olması nedeniyle reddine, 60.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 27.08.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
C.İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 28.09.2020 tarihli, 2020/439 esas ve 2020/2992 karar sayılı kararı ile; tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek "...Mahkemece, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden alınan rapor uyarınca davacının % 48,2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybettiği, ceza dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen rapor uyarınca davalının işleteni olduğu aracı kullanan sürücünün % 75, davacının % 25 oranında kusurlu olduğu,
davalının zamanaşımı def’i kabul edilerek ıslahla artırılan kısma yönelik istemin reddine ve dava dilekçesinde talep edilen maddi tazminat miktarı üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş, keza tarafların ekonomik ve sosyal durumları, olay tarihindeki paranın alım gücü, hak ve nesafet ölçüleri de dikkate alınarak manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.Olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 47 inci maddesi (6098 sayılı TBK m. 56) hükmüne göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır.
Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Somut olayda; olay tarihi, olayın gelişim şekli, davacının maluliyet oranı, kusur durumu ve yukarıdaki ilkeler göz önüne alındığında; davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, davacının maddi tazminat istemine yönelik ıslahla arttırılan kısmın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiğine göre, yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına, zamanaşımı nedeniyle reddedilen bu kısım yönünden vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiş, Dairenin 08.07.2021 tarihli ve 2020/3807 Esas, 2021/4349 Karar sayılı ilamı ile taraf vekillerinin karar düzeltme istemlerinin reddine karar verilmiştir.
B. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davanın kısmen kabulüne, 100.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 27.08.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin talebin zamanaşımına uğramış olması nedeniyle reddine, 125.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 27.08.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, yasal faizin karar tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini, davacının maddi ve manevi bir kaybının olmadığını, gerçeği yansıtmayan ve ispat edilemeyen taleplerinin reddi gerektiğini, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin fazla hesaplandığı ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 27.08.2004 tarihinde davalıya ait aracın bisiklet kullanan davacıya çarpması sonucu davacının yaralanması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41, 42 ve 46 ncı maddeleri, 2918 sayılı Kanun'un 85, 89, 90, 91 ve 109 uncu maddeleri.
3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve karar gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı, olayın oluş şekli, olay tarihi, davacının maluliyetinin niteliğine göre uygun şekilde manevi tazminat miktarının takdir edilmesine ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
492 Sayılı Harçlar Yasası’nın 13/J maddesi uyarınca davalıdan harç alınmamasına,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/3819, K. 2023/6186, 9 Mayıs 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama