KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/4370 E., 2025/16456 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Aralık 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2019/3532 E., 2022/1785 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarih
- 20.02.2019
- Sayısı
- 2016/904 E., 2019/141 K.
Karar Metni
1.313 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı .... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından ZMSS poliçesi ile sigortalanan ve davacının sevk ve idaresindeki motosikletin, davalı .... tarafından yapılan çalışma sonucunda oluşan çukura düşmesi ile 16.01.2016 tarihinde yaralamalı tek taraflı trafik kazasının meydana geldiğini ve kaza nedeniyle davacının yaralanıp malul kaldığını, davalı ... şirketine başvuru yapıldığını beyanla fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla 30.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalı ... şirketinden poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere müştereken ve müteselsilen ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı ....'den kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı .... vekili cevap dilekçesinde; davayı görmeye asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğu, müvekkilinin ihale usulü iş yaptırdığını ve bu nedenle meydana gelen zarardan yüklenici firmanın sorumlu olduğunu ve müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının talep ettiği tazminat miktarlarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ...Ş. tarafından cevap dilekçesi ibraz edilmemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 20.02.2019 tarihli 2016/904 Esas ve 2019/141 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulü ile 20.711,78 TL'nin davalı BEDAŞ yönünden kaza tarihinden, davalı ... yönünden 28.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı BEDAŞ'dan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ...Ş. vekili ve davalı .... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekilinin müvekkilinin asgari ücretten fazla gelir elde ettiğini ispatlar bir belge ve bilgi sunmaması ve 08.11.2018 tarihli bilirkişi raporuna itiraz etmemiş olması nedeniyle ve davalı ....'nin kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olması nedeniyle ve somut olayda müterafik kusur indirimini gerektirir bir durum veya olgunun bulunmamasına göre davalı ... vekili ve katılma yoluyla da davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
davalı ... şirketinin davacının sevk ve idaresindeki motosikleti ZMSS poliçesi ile teminat altına almış olduğundan diğer davalı ile birlikte sorumlu tutulmasının doğru olmaması nedeniyle İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20.02.2019 tarih ve 2016/904 Esas, 2019/141 Karar sayılı kararının HMK.m.353/1-b/2 hükmü uyarınca yeniden hüküm kurmak üzere kaldırılmasına, davalı ...
Kooperatifine yönelik olarak açılan davanın reddine, davalı ...'ye yönelik davanın ise kısmen kabulü ile 20.711,78 TL maddi tazminatın kaza tarihinden işletilecek yasal faizi ile birlikte adı geçen davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı BEDAŞ'dan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin aşçı olduğunu ve kaza tarihinde aylık 3.000,00 TL gelir elde ettiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğunu, müvekkilinin sevk ve idaresindeki motosikletin işleteninin müvekkili olmadığını ve bu nedenle davalı ... şirketi yönünden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu beyan etmektedir.
Davalı .... vekili temyiz dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, hükme esas alınan kusur raporunun hatalı olduğunu, itirazlarının karşılanmaması suretiyle karar verilmesinin adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, hükmedilen sürekli iş göremezlik tazminatının fahiş olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davalı ... şirketi tarafından ZMSS poliçesi ile sigortalanan ve davacının sevk ve idaresindeki motosikletin, davalı .... tarafından yapılan çalışma sonucunda oluşan çukura düşmesi ile meydana gelen tek taraflı trafik kazası sonucunda davacının yaralanıp malul kalması nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin ve davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özellikleri göz önünde tutularak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verilebilir. Manevi tazminat, maddi bir zararın karşılanması niteliği taşımayıp zarara uğrayanda manevi huzur ve tatmini sağlamayı amaçlayan özgün bir nitelik taşır. Bu itibarla manevi tazminat, cezalandırma aracı olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanması olarak da nitelendirilemez.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22.06.1966 tarihli ve 7/7 sayılı kararına, Yargıtayın yerleşik uygulamalarına ve çağdaş hukuk anlayışına göre manevi tazminat miktarı belirlenirken zarar görenin duyduğu acı, üzüntü, keder gibi duyguları hafifletmenin ve dindirmenin yanında, zarar vereni gerekli dikkat ve özeni gösterme konusunda etkileyecek ölçüde caydırıcı olması da gözetilmelidir. O hâlde takdir olunacak miktar belirlenirken bir yandan maddi tazminatı tamamlayan bir denkleştirme unsuru olarak zarara uğrayanın tatmin edilmesi; diğer yandan zarar verenin daha dikkatli ve özenli davranıp zarar verici eylemlerden sakınması için caydırıcı etki sağlayacak bedel ödettirilmesi hususları göz önünde tutulmalıdır.
Öte yandan, manevi tazminatın miktarı belirlenirken hukuka aykırı eylemle birlikte somut olayın özellikleri, olay ve olgular, tarafların kusuru, tarafların kusuru olmasa bile zararın artmasındaki etkileri de dikkate alınmalıdır. Ayrıca miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hâl ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenler kararda gerekçeleriyle gösterilmelidir. Zira Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca Kanun’un takdir yetkisi tanıdığı konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete göre karar vermek zorundadır.
Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, davacı davaya konu trafik kazası sonucunda yaralanması nedeni ile 50.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunmuş İlk Derece Mahkemesi 10.000,00 TL manevi tazminata karar verirken Bölge Adliye Mahkemesi davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. Ancak, olayın cereyan ediş şekli, davalı ....'nin kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olması gibi tüm unsurların bir arada değerlendirilmesi sonucu takdir olunan manevi tazminatın düşük olduğu görülmüş ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
3- Davalı .... vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, kaza tarihi 16.01.2016 olup, davacının yaralanması sonucu oluşan maluliyetin Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gerekirken, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'ndan alınan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenmiş raporun hükme esas alınması doğru olmamıştır.
Mahkemece; davacının maluliyet oranının tespiti için Adli Tıp Kurumu'ndan olay tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun biçimde davacının kaza nedeniyle uğradığı çalışma gücü kaybı bulunup bulunmadığı ve varsa oranı konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.
VI. KARAR
1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ve davalı .... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı .... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacı ve davalı ....'ye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/4370, K. 2025/16456, 9 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama