KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/4868 E., 2025/14573 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Ekim 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/18 11... /727 Karar
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/2 43... /415 Karar
Karar Metni
695 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... TV televizyon kanalında fahri genel yayın yönetmeni ve program yapımcısı olarak görev yaptığını, davalı tarafından ... isimli haber sitesinde 18.05.2017 tarihinde kaleme alınan köşe yazısında kullanılan söz ve ifadelerle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, müvekkilinin terör örgütü ile ilişkilendirilerek itibarsızlaştırılmaya çalışıldığını, dava konusu yazıda ifade özgürlüğü ve eleştiri sınırlarının aşıldığını belirterek 50.000,00 TL manevi tazminatın haksız eylem tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili, hukuka aykırılığın tespiti, yayının internet sitesinden kaldırılması ve kararın yayınlanması isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu köşe yazısının eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırları içerisinde olduğunu, basın özgürlüğü sınırlarının aşılmadığını, kişilik haklarına saldırı olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının söz konusu köşe yazısının sonunda "kanaatimce" diyerek "davacının fetö ve pdy üyesi olamayacağını" belirttiği, davacıya yönelik hakarete varan söz veya ifadelerin yazıda yer almadığı, davacının siyasi kişiliği nedeniyle bu tür eleştirilere açık olmak ve katlanmak sorumluluğu içerisinde olması gerektiği, söz konusu köşe yazısı nedeniyle manevi zarara uğradığının kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu yazının, basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, ifadelerin güncel olduğu ve kamu yararının amaçlanarak kamuoyunu bilgilendirmeye yönelik bulunduğu, davacının kişilik haklarına saldırı niteliğindeki ifadelere yer verilmediği, özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığı, toplumda tanınan bir kişiyle ilgili olarak eleştirel mahiyette ifadeler içerdiği gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; tanık olarak bildirilen ... dinlenmeden eksik inceleme ile karar verdiğini, dava konusu yazıda müvekkilinin terör örgütü ile irtibatlandırılmaya çalışıldığını, suç isnat edildiğini, yazıda geçen söz ve ifadelerin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğini, gerçek dışı ifadelerle müvekkiline zarar vermek kastı ile hareket edildiğini, ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, davanın ispatlandığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davalı tarafından ... isimli haber sitesinde 18.05.2017 tarihinde kaleme alınan köşe yazısında kullanılan söz ve ifadelerle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat, hukuka aykırılığın tespiti, yayının internet sitesinden kaldırılması ve kararın yayınlanması istemine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; dava konusu yazıda ifade özgürlüğü ve eleştiri sınırlarının aşılmadığının;
davalı tarafından kaba, incitici ve kışkırtıcı bir takım söz ve ifadeler kullanılmış ise de değer yargılarından oluşan bu ifadelerin davacıya yönelik sert eleştiri niteliğinde olduğunun, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 22... tarihli ve 48876/08 başvuru numaralı kararında “İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu, 10. maddenin 2. fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan “bilgi” ya da “düşünceler” için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen,
sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, “demokratik toplumun” onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu, 10. maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğinin...” ifade edildiğinin, tüm bu açıklamalar ışığında köşe yazısında geçen söz ve ifadelerin, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağının,
özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığının anlaşılmasına göre temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/4868, K. 2025/14573, 23 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama