KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/10040 E., 2025/16333 K.·Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Aralık 2025
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/982 Değişik İş - 2024/988 Karar
- Sayısı
- 2024/İHK-54868
- Sayısı
- K-2024/299184
Karar Metni
783 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucunda sigortalı araçta yolcu olan davacının yaralandığını belirterek 50.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili bedel artırım dilekçesi ile dava değerini 430.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; usulüne uygun başvuru yapılmadığını, davacı tarafından sunulan raporun yönetmeliğe uygun olmadığını, hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, müvekkilinin rapor ücretinden sorumlu olmadığını, avans faizi talebinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, 430.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 21.09.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; usulüne uygun başvuru yapılmadığını, davacı tarafından sunulan raporun yönetmeliğe uygun olmadığını, davacının zararının teknik faiz oranları esas alınarak belirlenmesi gerektiğini, kusur raporuna itirazın değerlendirilmediğini, hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacı yararına fazla vekalet ücretine hükmedildiğini ileri sürerek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucunda sigortalı araçta yolcu olan davacının yaralanmasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, davacı tarafından usulüne uygun başvuru yapılmış olmasına, hükme esas alınan maluliyet raporunun olay tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına, davacının zararının progresif rant yöntemine göre belirlenmesinde isabetsizlik olmamasına, hükme esas alınan kusur raporunun ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olmasına, davacının yaralanması ile illiyetli müterafik kusuru tespit edilememiş olması ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 2918 sayılı Kanun’un 87/1 maddesi yollamasıyla 6098 sayılı Kanun’un 51 maddesi uyarınca hatır için karşılıksız yolcu taşıma veya aracı kullandırmada genel hükümlere göre tazminattan uygun bir indirim yapılması, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiştir.
Hatır için yolcu taşıma veya aracı kullandırmadan söz edebilmek için, ölen veya yaralananın bir menfaat karşılığı olmaksızın taşınması veya aracın kullanılması, diğer bir deyişle taşıma veya kullanmada ölen veya yaralananın menfaatinin bulunması gerekir. Bu nedenle taşıma veya kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir menfaatinin bulunması hâlinde hatır taşımasından söz edilemez.
Bu bakımdan hatır ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma veya kullanmanın kimin menfaatine olduğunun belirlenmesi önemlidir. Taşıma veya kullandırma, ekonomik yarar için olabileceği gibi ortak toplumsal değerler nedeniyle de olabilir. Ancak yakın akrabaların ve eşin taşınmasında bir menfaatten söz edilemeyeceği için hatır için taşımadan da bahsedilemez.
Hâkim, gerekçesini kararında tartışmak ve nedenlerini göstermek koşuluyla tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda da değildir.
Somut olayda; davalı vekilince başvuruya cevap ve temyiz dilekçelerinde hatır için taşıma def’inde bulunulmuştur. Kaza nedeniyle yürütülen soruşturma aşamasında alınan ifadelerden davacı ile sigortalı araç sürücüsünün arkadaş oldukları anlaşılmaktadır. Davacının taşıma için arkadaşına ücret ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu kabul edilmelidir. Bu durumun aksi ispat edilemediğinden davalının süresinde yapılan hatır için taşıma savunmasına itibar edilerek 6098 sayılı Kanun'un 51 maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
3. 5684 sayılı Kanun'un 30/17 maddesi, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 ve AAÜT’nin 17/2 maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/10040, K. 2025/16333, 8 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama