KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/13834 E., 2025/13448 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/72 E., 2024/207 K.
Karar Metni
1.707 kelime·9 dk okuma·8 bölüm
Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...’nun kullandığı aracın davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu araca çarpması şeklinde gerçekleşen 27.11.2000 tarihli trafik kazasında müvekkillerinin murisinin hayatını kaybettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartıyla, asıl davada;
her bir davacı için ayrı ayrı 250,00 TL maddi, davacı ... için 8.000,00 TL, diğer davacılar için ayrı ayrı 3.500,00 TL manevi tazminat ile 4.000,00 TL araç hasar bedeli, birleştirilen davada ise davacılar ... için 44.000,00 TL, ... için 9.000,00 TL ve ... için 2.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
Davalılar ... ve ... Ortaklığı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde araç maliki olarak ... Ltd. Şti. Adi Ortaklığı adına husumet yöneltilmiş olmasına rağmen araç malikinin ...
Ortaklığı olduğunu, bu şirketin ise tüzel kişiliğinin bulunmaması nedeniyle dava ehliyetine sahip olmadığını, bu nedenle davanın bu davalı yönünden husumetten reddi gerektiğini, dava konusu trafik kazasına sebebiyet verenin ve olayda tamamen kusurlu bulunanın davacıların murisi olduğunu, davacıların herhangi bir sağlık kuruluşundan ölüm yardımı alıp almadığı ve maaş bağlanıp bağlanmadığı hususlarının araştırılması,
şayet davacılara Emekli Sandığından yapılan yardımlar varsa 5434 sayılı Kanun’un 129. maddesi gereğince peşin sermaye değerinin tazminat hesabından mahsubunun yapılması gerektiğini, davacılar tarafından talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın 27.11.2000 tarihinde meydana gelen kazada 06... plakalı araçlarının hasarlandığını ve yakınlarının vefat ettiğini beyanla kazaya sebebiyet verdiğini bildirdiği 06... plakalı aracın trafik sigortasını yapan şirket olarak müvekkili şirketten tazminat talep ettiklerini, davacıların davasını belgelerle ispat etmek zorunda olduklarını, tarafların kusurunun bilirkişi incelemesiyle tespit edilmesi gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğunun poliçe teminatları ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin manevi tazminat talebinden sorumlu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemenin, 18.06.2009 tarihli ve 2001/535 E., 2009/153 K. sayılı kararı ile davaya konu olayda üç şeritli, iniş eğimli ve ıslak yolda aşırı hızlı araç kullanan murisin direksiyon hakimiyetini kaybederek orta şeritten gelen davalı ...'in sürücüsü olduğu araca çarpmak sureti ile meydana gelen kazada murisin asli kusurlu olduğu,
gerekli tedbirleri almayan ya da dikkatsiz araç kullanan davalı ...'ın ise tali kusurlu olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile davacı eş ... ve çocuk ... için ayrı ayrı 250,00 TL maddi, ... için 2.500,00 TL, ... ve ... için ayrı ayrı 1.500,00 TL manevi tazminatın tahsiline, davacı ...'un maddi zararı ve araç hasarı karşılandığından bu istemler hakkında karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen davanın ise kısmen kabulü ile davacı eş ... için 31.934,33 TL ve ... için 4.963,81 TL destekten yoksun kalma tazminatının tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... ile ... Ortaklığı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin, 26.05.2010 tarihli ve 2009/10280 E., 2010/6255 K. sayılı ilamı ile; “…Dava konusu olayda, üç şeritli, iniş eğimli ıslak yolda aşırı hızlı araç kullanan desteğin, sürücüsü olduğu aracın direksiyon kontrolünü kaybederek, üç şeritli karşı yön şeridinin orta şeridinden gelen davalılardan ...'ın sürücüsü olduğu araca çarparak yaşamını yitirdiği anlaşılmaktadır.
Dosyadaki bilgi ve belgeler ile ceza dosyası içeriğine göre, kusurlu eylemi ile ölüme yol açmak suçundan yargılanan davalılardan ...'ın cezalandırılmasına ilişkin karar, Yargıtay 8. Ceza Dairesince "…sanığın neticeyi önlemek için alabileceği önlem bulunmaması karşısında beraati yerine mahkûmiyet kararı doğru değildir." gerekçesiyle bozulmuş ve bozmaya uyularak verilen beraet kararı da temyiz aşamasında zamanaşımı süresinin dolması üzerine düşme kararı verilmiştir.
Borçlar Yasası'nın 53. maddesi gereğince, kusur belirlemesine ilişkin ceza mahkemesi kararı, hukuk yargıcı yönünden bağlacı değil ise de, davalılardan ...'ın kusursuz bulunduğuna ilişkin ceza mahkemesince varılan sonuç, gelişim biçimine göre somut olaya uygundur.
Yerel mahkemece açıklanan olgu gözetilerek, istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, davalıların sorumlu tutulmuş olmaları usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B.İlk Derece Mahkemesinin İkinci Kararı (Birinci Direnme Kararı)
Mahkemenin, 07.07.2010 tarihli ve 2010/352 Esas, 2011/167 Karar sayılı kararı ile önceki karar gerekçesi genişletilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
C.Hukuk Genel Kurulu Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... ve ... San. ve Tic. AŞ vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.06.2012 tarihli ve 2012/4-169 Esas, 2012/398 Karar sayılı kararı ile kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrasının çelişkili olduğu gerekçesiyle direnme kararı usul yönünden bozulmuştur.
D.İlk Derece Mahkemesinin Üçüncü Kararı
Mahkemenin 10.01.2013 tarihli ve 2012/748 Esas, 2013/11 Karar sayılı kararı ile bozma kararına uyularak dava konusu olayda davalı sürücü ...'in kusurlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
E. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 03.11.2015 tarihli ve 2014/742 Esas, 2015/11514 Karar sayılı kararı ile; “…Yerel mahkemelerce verilen direnme kararları davayı sona erdiren kararlardandır. Direnme kararı ile mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur. Davaya sonradan bakan hakim direnme kararını uygun bulmasa dahi artık direnme kararından dönülerek uyma kararı vermesi mümkün değildir.
Direnmeye ilişkin karar ile karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşur. Direnme kararı Yargıtay Hukuk genel Kurulunca kısa kararda bozma sonucu hayatiyetini yitiren önceki hükme atıf yapılarak karar verilmesi nedeniyle yani usul yönünden bozulmuştur.
Mahkeme Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararına karşı direnemeyeceğine göre mahkemece yapılması gereken iş, gerekçeli kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bozma kararı doğrultusunda yazıp göndermekten ibarettir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
F.İlk Derece Mahkemesinin Dördüncü Kararı (İkinci Direnme Kararı) Mahkemenin 23.06.2016 tarihli ve 2016/269 Esas, 2016/371 Karar sayılı kararı ile bozma ilamına uyularak ve önceki karar gerekçesi benimsenmek suretiyle Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 26.05.2010 tarihli ve 2009/10280 Esas, 2010/6255 Karar sayılı bozma ilamına direnilmesine karar verilmiştir. G.Hukuk Genel Kurulu Kararı
Direnme kararı süresi içinde davalılar ... ile ... İnş. San. ve Tic. A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2022 tarihli ve 2020/4-447 Esas, 2022/1351 Karar sayılı ilamıyla, "Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi gereğince ceza mahkemesinin kusur belirlemesine ilişkin kararı, hukuk hâkimi yönünden bağlayıcı değilse de, davalının kusursuz bulunduğuna ilişkin ceza mahkemesince yapılan belirleme somut olaya uygundur.
Bu nedenle mahkemece, davalının kusursuz olduğu benimsenerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu" gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
H. Mahkemece Hukuk Genel Kurulu Bozma İlamına Uyularak Verilen Karar Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla davacıların desteğinin üç şeritli, iniş eğimli ve ıslak yolda aşırı hızlı şekilde kullandığı araçla şerit ihlâli yapması sonucu karşı yönden gelen davalı ...’in kullandığı araca çarparak yaşamını yitirdiği olayda, davalı ...'in zararlı sonucu önlemek için alabileceği tedbir kalmadığından kusurlu olmadığı, davalının kusursuz olduğu, olayın meydana gelmesinde müteveffa araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri:
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; mahkemenin 23.06.2016 tarihli ve 2016/269 Esas, 2016/371 Karar davanın kısmen kabul kısmen ret kararının davalılardan ... Tesisler San ve Tic. AŞ ile ... Taah. San. ve Tic. San. AŞ tarafından temyiz edilmediği ve kararın bu davalılar bakımından kesinleştiği ancak mahkemenin bu davalılar yönünden de ret kararı verdiğini, usulsüz tebligat bulunması halinde tebliğ tarihinin davalının öğrenme tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini, Hukuk Genel Kurulunun tebligatı geçerli kabul etmesinin hatalı olduğunu, davanın kabulü gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmaını talep etmiştir
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 27.11.2000 tarihinde gerçekleşen ve davacılar desteğinin vefat etmesi ile sonuçlanan trafik kazasından dolayı tazminat talebine ilişkindir.
1.Davacılar vekilinin davalılar ..., ... İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ ve ... Sigorta AŞ'ye yönelik temyiz itirazları yönünden; temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2.Davacılar vekilinin ... Tesisler Sanayi ve Ticaret AŞ ve ... Taah. Sanayi ve Ticaret Sanayi AŞ'ye yönelik temyiz itirazları yönünden. 1086 sayılı HUMK'un yürürlükte olduğu dönemde çıkarılan 09.05.1960 tarih, 1960/21 Esas, 1960/9 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında.
Yargıtay bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına usulî kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için de zorunluluk doğacağı,
usulî kazanılmış hakka ilişkin açık kanun hükmü olmasa da temyiz sonucu verilecek bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan amacı ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar amacıyla kabul edilmiş bulunması bakımından usulî kazanılmış hak müessesesinin usul hukukunun dayandığı ana esaslardan olup kamu düzeniyle de ilgili olduğu belirtilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda da usulî kazanılmış hakka ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakta ise de bu ilkenin uygulanma gerekliliği HMK hükümleri karşısında da varlığını sürdürmektedir. Yargıtay'ın bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararı uyarınca ve bozma kapsamına uygun şekilde işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır.
Yargısal ve bilimsel içtihatlarda “usulî kazanılmış hak” ya da “usulî müktesep hak” olarak adlandırılan bu ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.02.1998 tarih, 1987/2-520 esas ve 1988/89 karar sayılı ilâmında “Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisinin lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usulî kazanılmış hak denilmektedir...” şeklinde tanımlanmaktadır.
Usuli kazanılmış hak kurumu, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Somut davada, Mahkemece verilen 23.06.2016 tarihli karar sadece ... ile ...İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilmesine rağmen, davacının aleyhine olarak mahkeme kararını daha önce temyiz etmeyen davalılar ... Sanayi ve Ticaret AŞ ve ... İnşaat Taah. Sanayi ve Ticaret Sanayi AŞ yönünden de davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiş, dava tarihinin üzerinden geçen uzun sürede dosya kapsamından davalı şirketlerin adres ve benzeri bilgileri de güncellenerek karar verilmek üzere hükmün bozulması gerektirmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/13834, K. 2025/13448, 2 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama