KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/1486 E., 2024/12980 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/123 E., 2022/206 K.
- Hüküm/karar
- Davanın Kabulü
Karar Metni
2.159 kelime·11 dk okuma·14 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar ..., ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece 18.12.2023 tarihli ek karar ile temyiz yoluna başvurma harcının yatırılmadığı gerekçesiyle davalılar ... ve ... vekilinin temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Ek karar davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, ek karara yönelik temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
HMK 344. maddesi; (6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 434/3.maddesi); temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamının ödeneceğini, bunların eksik olduğunun tespiti halinde kararı veren hakim veya mahkemenin başkanı tarafından verilecek yedi günlük kesin süre içerisinde tamamlanacağını, aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususunun temyiz edene bildirileceğini ve verilen süre içerisinde tamamlamadığı takdirde kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verileceğini hükme bağlamıştır.
Bu hüküm uyarınca gönderilen muhtıranın, hukuki sonuç doğurabilmesi usulünce düzenlenmesine bağlıdır.
Nispi harca tabi davalarda temyiz eden davalıların ilam harcının 1/4'nü peşin olarak yatırması gerekir. (10.05.1965 gün ve 1/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı)
Tasarrufun iptali davalarında tarifeye göre hesaplanacak ilam harcının takip konusu alacak miktarı ile tasarruf konusu malların tasarruf tarihindeki değerlerinden hangisi az ise o değer üzerinden belirlenmesi gerekir. Ayrıca; borçlu tarafından ayrı kişilere satılan her taşınmaz için satış tarihindeki gerçek değerleri ile icra takibindeki alacak (şayet aciz belgesi var ise bu belgesindeki) miktarı nazara alınarak ayrı ayrı harç belirlenmelidir.
Mahkemece; davalı borçlu ... ile davalı 3. kişi ... arasındaki tasarruf ile, davalı borçlular ... ve ... ile davalı 3. kişi ... arasındaki tasarruflar farklı taşınmazlara yönelik olup, davalılar ... ve ... vekiline eksik temyiz giderlerinin tamamlanması için çıkarılan muhtırada, davalı ... ve davalı ... zorunlu dava arkadaşı olmayıp hükmü temyiz eden bu davalıların kendi yaptıkları tasarruf miktarı üzerinden her birinin ilam harcının 1/4’ünü peşin olarak ve ayrı ayrı yatırmasının gerektiğinin belirtilmesi gerekirken,
tüm tasarruflar yönünden tek harç yatırılması gerektiğinin gösterilmesi usul ve yasaya aykırı olup temyiz edeni yanıltacak mahiyettedir. Bu nedenle muhtıra geçersiz olup, usulüne aykırı yapılan bildirim nedeniyle muhtıranın yasal sonuçlarını doğurması beklenemeyeceğinden 18.12.2023 tarihli ek kararın kaldırılmasına (karar harcı ve gider avansının tamamının davalı ... tarafından yatırıldığının anlaşılmasına göre) karar verilerek asıl kararın temyiz incelemesine geçilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı davalılar ..., ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davalı ... vekili tarafından istenilmekle; ek kararın kaldırılmasına karar verildikten sonra; 31.10.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacılar vekili Avukat ... ile davalı ... vekili Avukat ... geldiler. Taraflar vekillerinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 16.12.2024 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı borçlular ... ve ... hakkında takip yaptıklarını, takibin semeresiz kaldığını, borçluların mal kaçırma amacı ile dava konusu taşınmazlarını davalılar ... ve ...'e devrettiğini belirterek, bu tasarrufların iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dosyada dava şartı olan aciz vesikasının bulunmadığını, dava konusu taşınmazdaki davalılara ait hisselerin dava dışı ... tarafından Üsküdar 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/286 Esas sayılı dosyası ile açılan ortaklığın giderilmesi davası sırasında taşınmazdaki ortaklığın aynen taksiminin mümkün olmadığını, taşınmazın satış suretiyle ortaklığın giderilmesi gerektiği yönündeki bilirkişi raporu sunulduktan sonra aile ocağı olan taşınmazın üçüncü şahısların eline geçmesinin önlenmesi amacıyla davalı ... tarafından taşınmazdaki tüm hissedarların hisselerinin bedeli karşılığında satın alınması suretiyle ...'e devredildiğini, yapılan satışın gerçek bir satış olduğunu belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; tasarrufun borcun doğumundan önce yapılmış olduğunu, mal kaçırma kastının söz konusu olmadığını, taşınmazdaki hissenin ortaklığın giderilmesi davası sırasında taşınmazın üçüncü kişilere satışının önlenmesi amacıyla ...'e bedeli karşılığında devredildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
3.Davalı ... cevap dilekçesinde; tasarrufun borcun doğumundan önce yapılmış olduğunu, mal kaçırma kastının söz konusu olmadığını, taşınmazdaki hissenin ortaklığın giderilmesi davası sırasında üçüncü kişilere satışının önlenmesi amacıyla ...'e bedeli karşılığında devredildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
4.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; tasarrufa konu taşınmazın 2002 yılında davalı ...'nın eşi ... tarafından bedeli ödenerek alındığını, ancak dairenin annesi ... adına tapuya kayıt edildiğini, taşınmaz üzerinde ...'in kullandığı kredilerden dolayı ipotek olması nedeniyle daha önce davalı ... adına devredilemediğini, taşınmazda 2002 yılından itibaren ...'nın oturduğunu, üzerindeki ipotek kalktıktan sonra taşınmazın 2012 yılında ...'ya devredildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 05.03.2019 tarihli ve 2018/410 Esas, 2019/161 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne borçlulardan ... tarafından davalı ...'e devredilen 788 ada, 2 nolu parseldeki 12/80 hisse ile yine borçlu ... tarafından davalı ...'e devredilen aynı taşınmazdaki 3/80 hisseye ilişkin tasarrufların iptaline, davalı ...'nın taşınmazı elden çıkarttığı 28.11.2016 tarihi itibariyle taşınmazın değeri olan 580.910,00 TL ile sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili, davalılar ..., ... ve ... vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 11.07.2019 tarihli ve 2019/2120 Esas, 2019/1604 Karar sayılı kararıyla; davalı ... tarafından, tasarrufa konu taşınmazdaki hisseleri kendisine devreden kardeşi ... ile yeğeni ... ile davacıların birlikte ve kötü niyetle hareket ettikleri ileri sürülmüşse de, buna ilişkin somut bir delil sunulmadığı,
dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan İİK 278/3-1 maddesi gereğince, kardeş ve amca-yeğen ilişkisi bulunan davalılar arasında yapılan ivazlı tasarrufların dahi bağış hükmünde olup iptale tabi oldukları, İİK 280/1. maddesi gereğince, kardeşi ve yeğeninden taşınmazdaki hisseleri satın alan ...'in borçluların içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastını bilmediğini veya bilebilecek durumda olmadığını ileri süremeyecek olduğu,
taşınmazdaki hisselerin ortaklığın giderilmesi davası sırasında satın alınmasının bu durumu değiştirmeyeceği gerekçesiyle usûl ve yasaya uygun Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 05/03/2019 tarih ve 2018/410 E., 2019/161 K. sayılı kararına karşı davacı/davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin ve davalı ... vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK 353/1-b/1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı ... ile ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 22.12.2020 tarihli ve 2019/5636 Esas, 2020/8829 Karar sayılı ilamı ile;
"...Mahkemece borçluların adreslerinde yapılan hacizlerin İİK'nun 105. madde kapsamında aciz belgesi olarak değerlendirilmiş ise de varılan sonuç isabetli değildir. Haciz tutanaklarının aciz belgesi olarak değerlendirilebilmesi için borçluları taşınır ve taşınmaz mal varlıklarının araştırılmış ve sonucunda alcağı karşılayacak bir mal varlığının olmadığının tesbit edilmiş olması hali için geçerlidir.
Somut olayda, borçlular ... ve ... adreslerinde fiili haciz yapılmış ise de, adlarına kayıtlı taşınır ve ya taşınmaz mal varlıklarının olup olmadığı yönünde bir araştırma sonucu icra dosyası içeriğinde yer almamıştır.Nitekim temyiz aşamasında sunulan belgelerden borçluların murisinden intikal eden 24 adet taşınmaz olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece yapılacak iş, borçluların taşınır ve taşınmaz mal varlıklarının araştırılarak, tüm kayıtların, murislerinden intikal eden taşınmazların da tapu kayıtlarıda getirtilerek, tesbit edilen mal varlıklarının kıymet takdiri yaptırılması, varsa üzerlerindeki takyidatlar da dikkate alınarak davacıların alacaklarını karşılayıp karşılamadığı tespit edilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir.
Bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazları alan ...'in ...'ın özkardeşi, ...'nın amcası, ...'nın ise ...'ın öz kızı olduğu, taşınmazları alan kişilerle satan kişiler arasındaki akrabalık bağı göz önüne alındığında, tasarrufun iptali gerektiği, bu sebeple bir kısım davalının taşınmazları ortaklığın giderilmesi davasının sonucu olarak satın aldığı yönündeki iddianın ilgili yasa hükmü karşısında korunmayacağı, İİK 280 madde uyarınca iptale tabi olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, borçlulardan ... tarafından davalı ...'e devredilen 788 ada,
2 nolu parseldeki 12/80 hisse ile yine borçlu ... tarafından davalı ...'e devredilen aynı taşınmazdaki 3/80 hissenin devrine ilişkin 20.12.2011 tarihli tasarrufların iptaline, davacıların İstanbul 34. İcra Müdürlüğünün 2013/5759 sayılı takipteki alacak ve fer'ileri ile sınırlı olmak ve tasarrufa konu taşınmaz hisseleri üzerinde sonradan yapılan imalatların (binaların) davalı ... tarafından yapıldığı dikkate alınmak suretiyle davacılara dava konusu taşınmaz hisseleri üzerinde cebri icra ve satış yetkisi tanınmasına,
davalı ...'nın taşınmazı elden çıkarttığı 28.11.2016 tarihi itibariyle taşınmazın değeri olan 580.910,00 TL ile sorumlu tutulmasına (alacak ve fer'ileriyle sınırlık olmak kaydıyla) karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ... ile ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; bozma ilamının gereğinin yerine getirilmediğini, tarafları ve tasarruf tarihleri farklı olan ve aralarında dava arkadaşlığı bulunmayan iki ayrı davanın aynı davada görüldüğünü, kabulüne karar verilen tasarrufların ortaklığın giderilmesi davası nedeniyle yaşanan zorunlu süreç sonucunda gerçekleştiğini, davalı ...'in öncesinde 11/20 (44/80) hissesine sahip bulunduğu “Üsküdar, ..., Tapunun 388 Ada, 2 Parselinde” kayıtlı taşınmazdaki tasarrufun iptali konusu yapılan ...'e ait 12/80 hisse ile ... 'e ait 3/80 hissenin,
tasarrufun iptali davasının tarafı olmayan dava konusu taşınmazda hissedar bulunan dava dışı ... tarafından taşınmazda hissedar bulunan diğer hissedarlar aleyhine Üsküdar 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2011/286 E. sayılı dosyasında 16.03.2011 tarihinde açmış bulunduğu ortaklığın giderilmesi davası nedeniyle yaşanan zorunlu süreç sonunda, taşınmazdaki tüm hisselerin ... tarafından satın alındığını, bunun için gayrimenkul satış protokolü düzenlendiğini, hissedar davalılar ... (...) ve ...'e ait hisselerin;
mallarını elden çıkarmak /kaçırmak amacıyla veya alacaklılara zarar vermek kastıyla değil, ortaklığın giderilmesi amacıyla aleyhlerine açılan dava nedeniyle satıldığını, taşınmaz hisselerinin bedellerinin ödendiğini, taşınmaz üzerine tasarruf tarihinden sonra ... tarafından yeni binalar yaptırıldığını, yargılama harç ve giderlerinin her bir tasarruf için ayrı ayrı hesaplanması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı ... ile ... vekili temyiz dilekçesinde; davanın, tasarrufun iptali davası olarak açılıp, dava sırasında taşınmazın 3. kişiye devri üzerine tazminat alacağına dönüştüğünü, davacının, borçlunun haczi kabil malvarlığının bulunmadığını belgelemediğini, icra dairesinden usulüne uygun olarak bir aciz belgesi almadığını, bunun mümkünatı olmadığını, müvekkillerinin aciz durumda olmadığını, ayrıca ortada kesinleşmiş bir icra takibi de bulunmadığını, dava konusu olayda, mal kaçırma kastı olmadığını, davaya konu tasarrufun 2012 yılında yapıldığını,
... tarafından borçlu olduğu İstanbul 34. İcra Müdürlüğünün 2013/5759 Esas sayılı dosyası incelendiğinde, 2013 yılında dosya borcunun tamamı yatırılarak tehiri icra talepli olarak dosyanın temyiz edildiğinin anlaşılacağını, borçlunun mal kaçırma kastı olsa, satış işleminin ardından bu şekilde hareket etmeyeceğini, bu durumun dahi tek başına, alacaklılardan mal kaçırma kasdıyla hareket edilmediğini ortaya koyduğunu, dairenin ödemesinin ...'nın eşi ... tarafından yapıldığını, ancak, 2002 yılında söz konusu dairenin devrinin ... adına yapıldığını, 2012 yılında ise ...'in söz konusu daireyi kızına iade ettiğini,
taşınmaz satışının yapıldığı tarihte ortada borç olmayıp, sadece açılmış bir dava mevcut olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277, 278, 279, 280, 281, 282, 283 ve 284 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar ... ile ... vekilinin aşağıdaki (3.) bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dava konularından, 788 ada 2 parsel, davalı borçlular ve üçüncü kişi ...'in ortak murislerinden intikal etmiş, davalılar dışında hissedarların da bulunduğu anlaşılmıştır. Dava dışı hissedarlardan ...
16.03.2011 tarihinde Üsküdar 10.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/286 Esas sayılı dosyasından bu taşınmazdaki ortaklığın giderilmesi istemi ile bir dava açmış, davalı borçlular ve üçüncü kişi ... cevap dilekçelerinde, ortaklığın öncelikle aynen taksim olmadığı takdirde satış yolu ile giderilmesini talep etmiş, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında ortaklığın satış sureti ile giderilmesinin mümkün olduğu belirtilmiştir.
Bu aşamada 08.12.2011 tarihinde taraflar arasında protokol yapılarak davalı ... tüm hissedarların hisselerini 20.11.2011 tarihinde bedellerini ödeyerek satın almak sureti ile ortaklığın sonlanmasını sağlamıştır.
Bu satışın, ortaklığın giderilmesi davasındaki çekişmenin sonlanması amacı ile yapıldığı, anlaşıldığından, dava konusu 788 ada 2 parsel yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken , hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
3.Dava konusu tasarrufların birden fazla olduğu, davalı borçlu ...'in kendisine ait İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mah., 1844 Ada, 14 parseldeki 4.kat 17 nolu bağımsız bölümü davalı 3.kişi ...'ya, yine davalı borçlu ...'in İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mah., 788 Ada, 2 nolu parseldeki 12/80 hissesini, davalı borçlu ...'in de aynı taşınmazdaki 3/80 hissesini davalı 3.kişi ...'e devrettiği anlaşılmakla her bir tasarruf için ayrı harç, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilip davalıların sorumlu olduğu miktarın ayrı ayrı belirlenmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmesi de isabetli olmamıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Mahkemece verilen 18.12.2023 tarihli ek kararın BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalılar ... ile ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
3. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin (3) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalılar ... ile ... vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ,
17.100,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı ...'e verilmesine,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalılar ..., ... ve ...'e iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/1486, K. 2024/12980, 16 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama