KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/2878 E., 2025/16747 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Aralık 2025
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/57 E., 2023/307 K.
Karar Metni
938 kelime·5 dk okuma·9 bölüm
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... şirketine Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) ile sigortalanan biçerdöverin müvekkilinin desteğinin ölümüne neden olduğunu, kazada desteğin kusurunun bulunmadığını, davalı ... şirketine yapılan ödeme talebinin reddedildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 8.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının 15.09.2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesiyle talebini 55.524,93TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kazanın karayolunda değil iş makinesinin tarlada çalışması esnasında meydana geldiğini, davacının talebinin poliçe teminatı kapsamına girmediğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 15.11.2012 tarihli ve 2011/635 Esas ve 2012/476 Karar sayılı kararı ile; davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin 15.11.2012 tarihli ve 2011/635 Esas ve 2012/476 Karar sayılı kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 23.01.2014 tarihli ve 2013/2718 Esas ve 2014/781 Karar sayılı kararı ile; zararı doğuran kazanın meydana geldiği yer ile ilgili kesin bir belirleme yapılmadığı, dosya kapsamındaki belgelerde kaza yerinin tarla olarak geçtiği, davacının ise tarlalar arasında geçişi sağlayan bir yol olduğunu ileri sürdüğü, karayolu tanımının 2918 sayılı Kanun'un 2 ve 3 üncü maddelerinde yapıldığı,
mahkemece kaza yerinin 2918 sayılı Kanunda sayılan, karayolu ya da bağlantı yolu olup olmadığının belirlenmesi için, keşif de yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin 16.10.2014 tarihli, 2014/507 Esas ve 2014/661 Karar sayılı kararı ile önceki kararda direnilmesine, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin 16.10.2014 tarihli, 2014/507 Esas ve 2014/661 Karar sayılı direnme kararının süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.07.2021 tarihli 2017/1716 Esas ve 2021/915 Karar sayılı ilamı ile; davacı tarafça, tarlalar arasında geçişi sağlayan bir yol olduğunun, kazanın bir tarladan diğer tarlaya geçişte köy yollarında meydana geldiğinin ileri sürüldüğü, mahkemece, zararı doğuran kazanın meydana geldiği yer ile ilgili kesin bir belirleme yapılmadığı,
yalnızca dosya kapsamında bulunan basit krokiye dayanılarak kazanın karayolu olarak nitelendirilemeyen yerde gerçekleştiğinden bahisle davanın reddine karar verildiği, KTK’nın 2 ve 3. maddeleri gereği tanımı yapılan ve karayolu ya da karayolu sayılan yerde meydana gelen kaza nedeniyle oluşan zarar zorunlu trafik sigortası teminatı kapsamında kalacağı, bu nedenle de öncelikle kaza yerinin anılan maddeler de gözetilerek net olarak belirlenmesi gerektiği, eksik inceleme ve araştırma ile karar verilemeyeceğinden, mahkemece kaza yerinin KTK’nın 2 ve 3. maddelerinde sayılan,
karayolu ya da bağlantı yolu olup olmadığının belirlenmesi için keşif de yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kazanın meydana geldiği bölgenin özel bir alan olmayıp herkesin kullandığı bir köy yolu olduğunu, 2918 sayılı Kanun'un 2 ve 3 üncü maddelerinde karayolu kavramının geniş yorumlanarak kamunun faydalandığı tüm yollar olarak kabul edildiğini, yerel mahkemenin hükme esas aldığı 14.09.2022 tarihli bilirkişi raporunun yeterli ve gerekli inceleme yapılmadan düzenlendiğini, bilirkişinin yaptığı keşif incelemesi neticesinde teknik incelemeyle yetinmeyip hukuki yorum da yaptığını, kazanın meydana geldiği yerin tarlalar arasında geçişi sağlayan bir yol olup herkesin kullanımına açık bir kamu alanı olduğunu ileri sürerek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan biçerdöverin sebebiyet verdiği ve davacının eşinin vefat ettiği trafik kazasının karayolu veya karayolu sayılan yerlerde meydana gelip gelmediğine ilişkindir.
1. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK)’nun 2 inci maddesinde bu Kanunun karayollarında uygulanacağı belirtildikten sonra, bu kural biraz daha genişletilerek aynı maddenin (a) ve (b) fıkralarındaki durumlarda da uygulanabileceği öngörülmüş; karayolu tanımına girmediği halde genel trafiğin kullanımına açık olan yerler “karayolu gibi” kabul edilmiştir.
Bu bağlamda, karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler ile, erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da, bu Kanun hükümlerinin uygulanacağı; bu haliyle, toplu trafiğin bulunduğu yerler ile karayoluyla bağlantısı olan yerlerin de bu kapsama alındığı belirtilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler gereğince kamunun yararlandığı tüm yollar karayolu tanımı içindedir. Bu açıdan karayolunda taşıt trafiğine kamu yönetimince izin verilip verilmemesi önemli olmayıp fiilen bu amaçla kullanılması yeterlidir. Yine karayolu zemininin asfalt, beton, taş veya toprak olması arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır. Bu açıdan köy, orman, dağ, tarla ve yayla yolları da karayoludur.
Somut olayda Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun yukarıda anılan bozma ilamı sonrasında mahallinde yapılan keşif sonucunda kaza yerinin tespit edildiği, keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporu ve krokilere göre kazanın meydana geldiği yerin ... İli, ... İlçesi, .... Köyü, .... mevki, 149 parsel sayılı tarla olsa da kaza yerinin bağlantı yolunun mevcut olduğu, bu hali ile karayolu sayılan yerde meydana gelen kazanın teminat kapsamı içerisinde olduğunun kabulü ile gerçek zarar miktarı konusunda inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiştir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
2. Bozma nedenine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazları bu aşamada incelenmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/2878, K. 2025/16747, 15 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama