KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/3702 E., 2025/2214 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Şubat 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1584 E., 2024/5 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 15. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- K-2019/292 E., 2022/87 K.
Karar Metni
819 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 11.02.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen gün ve saatte gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı ... Müh. Ltd. Şti. vekili Avukat ... ve davalı ... vekili Avukat ... geldiler. Taraflar vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 11.02.2025 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; İstanbul Anadolu 19. İcra Müdürlüğü'nün 2018/16323 sayılı takip dosyası üzerinden davalı borçlu şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, aynı tarihte borçlunun menkul ve gayrimenkul sorgusunun yaptırıldığını, iptali talep edilen tasarruf işlemlerinde mal kaçırma ile davacıyı zarara uğratma kastının sabit olmasının yanında, tasarruf işlemlerinde taşınmazların gerçek değerinin gösterilmediğini, bu sebepler doğrultusunda davalılar tarafından davacıdan mal kaçırmak, zarar vermek amacıyla yapılmış olan taşınmazlara yönelik yapılan tasarruf işlemlerinin Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi ve İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davacının davasının hangi icra dosyası üzerinden açılmış olduğunun açıklattırılması aksi takdirde davanın usulden reddinin gerektirdiğini, davalı ... tarafından diğer davalı ... Ltd. Şti.’nden satın alınmış olan gayrimenkullerin reel bedeli üzerinden alındığını ve tapu harç bedellerinin de reel bedel üzerinden yatırıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2.Davalı ... Yapı Müh. San. Tic. Ltd. Şti.; davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazın devir tarihi itibariyle rayiç değeri ile satış değeri arasında her ne kadar fark bulunsa da farkın misli aşacak derecede olmadığı, davalı ...'nun davalı borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve alacaklılara zarar verme kastını bildiği veya bilmesini gerektiren herhangi bir hususun ispatlanamadığı; dolayısıyla olayda, İİK'nın 277. ve devamı maddeleri gereğince tasarrufun iptaline karar verilebilmesi koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazların devir bedeli ile gerçek değeri arasında oransızlık bulunmadığı, böylece İİK'nin 278'inci ve 279'uncu maddelerinde öngörülen iptal koşulları oluşmadığı gibi aynı Kanun'un 280'inci maddesinin 1'inci fıkrasında öngörülen iptal koşullarının da kanıtlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hacizden ve takiplerden haberdar olan davalı borçlu şirketin takibin başlatılmasından iki gün sonra tapu sicilinin ... İlçesi, ...
Mahallesi, 832 ada, 5 parsel sırasında kayıtlı taşınmazda bulanan 1'inci bodrum 1 ve 2 numaralı bağımsız bölümlerini davalı üçüncü kişi ...'na sattığını, adı geçen davalı üçüncü kişinin de 1 numaralı bağımsız bölümü dava dışı ...'a satarak devrettiğini, ilk derece mahkemesinin kararının aksine davalı üçüncü kişi ...'nun, davalı borçlu şirketin mal kaçırma ve alacaklarına zarar verme kastını bildiğini, çünkü dava konusu taşınmazların bulunduğu ... Apartmanını inşa eden "...
Yapı" isimli firmanın yetkilisi olduğu anlaşılan ... adındaki kişinin, "..." isimli internet sitesinde, davalı borçlu şirket hakkında ...-Aktif proje (Arkkonlife) başlıklı sayfada davalı borçlu şirketin eski ortağı ...'ün genel koordinatör olduğunu belirttiğini, bu durumun dava konusu taşınmazların bulunduğu apartmanı inşa eden firma yetkilisi ile borçlu şirket yetkilisinin birbirlerini tanıdıklarını gösterdiğini, ...'ün kardeşi olan dava dışı ...'ün, davalı üçüncü kişi ... ile birlikte Türk Hollanda Dostluk Derneğinin yönetim kurulu üyesi olduklarını, sonuç olarak davalılardan ...'nun uzun yıllardan beri diğer davalı borçlu şirketi,
davalı borçlu şirketin eski ortağı ... ve ailesi ile yüklenici firma yetkilisini tanıdığını, işlemin yapıldığı tarihteki ekonomik kriz dikkate alındığında tanışıklık olmadan taşınmazın bu kadar kısa süre içerisinde iki gün içinde satılması olanağının bulunmadığını, ilk derece mahkemesi tarafından bu konularda hiçbir araştırma ve inceleme yapılmadığını, davalı üçüncü kişi ...'nun diğer davalı şirketin piyasaya borcu olduğunu bildiğini ve organize biçimde davacı şirkete zarar vermek kastıyla hareket ettiklerinin anlaşılacağını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/3702, K. 2025/2214, 11 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama