KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/5203 E., 2024/11886 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/365 E., 2022/172 K.
Karar Metni
1.760 kelime·9 dk okuma·10 bölüm
Mahkeme kararı davacılar vekili, davalı ... vekili ve .... San. Ltd. Şti. vekili Avukat ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde. 17.07.2009 tarihinde, davalı ... Başkanlığının temizlik işlerini yürüten, davalı .... San. Ltd.
Şti.'ye ait olan ve davalı sürücü ... yönetimindeki, davalı ...Ş.'nin zorunlu trafik sigortacısı olduğu kamyonun, yaya konumundaki 7 ve 9 yaşlarındaki ... ile davacı ....'ye çarpması üzerine ...'nin vefat ettiğini ve davacı ... 'nin yaralanıp maluliyetinin oluştuğunu belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile davacı ... yönünden sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri,
tedavi gideri ve ...'nin vefatıyla nedeniyle tüm davacılar yönünden destekten yoksun kalma tazminatı ile cenaze ve defin giderine ilişkin toplam 600,00 TL maddi tazminat ve davacı .... yönünden yaralanması ile kardeşinin vefatı nedeniyle 10.000,00 TL manevi tazminat, diğer davacılar yönünden çocuklarının/kardeşlerinin yaralanması ve vefatı nedeniyle davacı anne ... için 10.000,00 TL manevi tazminat, davacı baba ... için 10.000,00 TL manevi tazminat, davacı kardeş... için 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş,
30.03.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat taleplerini davacı ... için 7.912,98 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 600,00 TL tedavi gideri ile 1.386,00 TL geçici bakıcı gideri, davacı ... için 13.375,28 TL destekten yoksun kalma tazminatı, davacı ... için 10.547,51 TL destekten yoksun kalma tazminatı, 230,00 TL cenaze ve defin gideri olmak üzere toplam 34.051,77 TL'ye yükseltilmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... cevap dilekçesinde; davalı kuruma husumet yöneltilmesinin hatalı bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin sorumluluğunun, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ve poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, kusur tespiti yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı .... San. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; kusuru kabul etmediklerini ve sorumluluklarının bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 26.05.2016 tarihli, 2010/291 Esas ve 2016/332 Karar sayılı kararıyla; davacı ...'nin sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin kabulü ile 7.912,98 TL'nin davalı .... yönünden temerrüt tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine (sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere), bakıcı gideri 1.386,00 TL ile defin gideri 230,00 TL olmak üzere toplam 1.616,00 TL'nin davalı ...Ş. yönünden temerrüt tarihinden itibaren,
diğer davalılar yönünden olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine (sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere), davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile davacı ... için 5.000,00 TL, davacı ... için 7.000,00 TL, davacı ... için 7.000,00 TL, davacı ... için 2.500,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ..., ..., ....
San. Ltd. Şti.'den olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile adı geçen davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili, davalı ... vekili, davalı .... San. Ltd. Şti. vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 13.05.2019 tarihli ve 2016/12230 Esas, 2019/5898 Karar sayılı ilamı ile davacılar vekilinin temyizi yönünden davaya konu ölümlü ve yaralamalı trafik kazasının tarihi, maluliyet oranı, tarafların kusur durumları gibi hususlar da dikkate alındığında, davacıların tümü için takdir edilen manevi tazminatların az olduğu ve hakkaniyete uygun manevi tazminatlara hükmedilmesi gerektiği, davacılar ve davalılar .... San. Ltd.
Şti. ile ... vekillerinin temyizi yönünden 17.01.2016 tarihli aktüer bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığı, yapılan faiz hesabının dayanağı anlaşılamadığı, Adli Tıp Kurulunun 02.05.2014 tarihli raporu ile E cetveline göre belirlenen % 2,1'lik maluliyet oranının, raporda % 3 olarak esas alınmasının gerekçesinin de tartışılmadığı, bu nedenle davacıların destekten yoksun kalma ve cismani zararlarının hesaplanması için konusunda uzman aktüerya bilirkişisinden, ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınması gerektiği, davacılar ve davalılar ....
San. Ltd. Şti. vekilinin temyizi yönünden davalı şirket tarafından, davanın açıldığı tarih olan 06.05.2010 tarihinde, davacılara " Makbuz ve Protokol" başlıklı belge ile dava sonunda maddi ve manevi tazminat tutarından mahsup edilmek üzere 25.000,00 TL ödendiği anlaşılmakta bu ödemenin ne kadarının maddi, ne kadarının manevi tazminata ilişkin olduğu yönünde protokolde herhangi bir hüküm bulunmadığı,
bu halde nahkemece yapılan ödemenin eşit oranda (% 50'şer) maddi ve manevi tazminata yönelik olduğu ve yine ödemenin davanın açılış tarihi itibariyle yapıldığı gözetildiğinde maddi zarara yönelik ödeme yönünden faiz işletilmeksizin mahsup yapılması gereğinin gözetilmemiş olmasının da doğru bulunmadığı,
kabule göre de davalı ... şirketinin sorumluluğuna hükmedilirken faiz başlangıç tarihi olarak hangi tarihten başladığı belli olmaksızın “temerrüt tarihinden itibaren” denilmek suretiyle infaza elverişli olmayacak şekilde hüküm tesisinin de isabetli bulunmadığı gerekçesiyle bozma kararı verilmiş, davalı ... vekilinin tüm, davacılar ve davalılar .... San. Ltd. Şti. ile ... vekillerinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyulduğu, davacı tarafından dosyaya sunulan 21/01/2022 tarihli dilekçede; "sigorta şirketi tarafından maddi tazminat bedeli, faiz, yargılama gideri ve vekalet ücreti konularında kendilerine ödeme yapıldığından bahisle maddi tazminat taleplerinin konusuz kaldığı, davacının talebi doğrultusunda sadece manevi tazminat yönünden yargılamaya devam edildiği,
davacılar bakımından bozma ilamı doğrultusunda her bir davacı için manevi tazminat miktarının aynı oranda artırıldığı gerekçesiyle davacıların maddi tazminat talepleri bakımından karar verilmesine yer olmadığına, davacıların manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile davacı ... yönünden 8.000.00 TL manevi tazminatın, davacı ... yönünden 9.500.00 TL manevi tazminatın, davacı ... yönünden 9.500.00 TL manevi tazminatın ve davacı ... yönünden 4.500,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ..., ..., ....
San. Ltd. Şti.'den olay tarihi olan 17.07.2009 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; ihtiyari dava arkadaşı olan davacılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davalılar lehine ise ayrı ayrı vekalet ücretine karar verilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davacı tarafa 06.05.2010 tarihinde 25.000,00 TL tazminat ödemesi yapıldığını, davacılar lehine manevi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının yüksek bulunduğunu, konusuz kalan maddi tazminat talebi yönünden vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
Davalı .... San. Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde; davacılara tazminat ödemesi yapıldığından davacılar lehine yeniden manevi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının yüksek bulunduğunu, kusuru kabul etmediklerini, maddi tazminat talebi yönünden vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, ölümlü ve yaralamalı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölen yayanın desteğinden yoksun kalan davacı anne, baba ve kardeşlerin destekten yoksun kalma tazminatı, cenaze ve defin gideri ile manevi tazminat taleplerine, yaralanan diğer yaya olan davacı ...'nin sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve tedavi gideri taleplerine ilişkindir.
1. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı ... vekili ve davalı .... San. Ltd. Şti. vekilinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Bilindiği üzere bir davada, mahkemenin veya tarafların yaptıkları bir usul işlemi sebebiyle taraflardan biri lehine doğan ve göz önüne alınması zorunlu olan hakka, usuli kazanılmış hak denir. Bu müessesenin kanuni bir dayanağı bulunmayıp 1960’dan günümüze Yargıtay uygulamaları ile benimsenmiş ve akademik çalışmalarla da kabul görmüş bir ilkedir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı yine Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı içtihatları). Usuli kazanılmış hak müessesesi, Yargıtayın bozma ilamına mahkemece uyulduktan sonra bozma ilamının bağlayıcı etkisinin kapsamını belirlemek amacıyla Türk Hukuk Sistemine girmiştir.
Usuli kazanılmış hak; usul ve esasa yani hukuka uygun karar verilmesinin, yargı kararlarında istikrarın, yargılamanın hızlı sonuçlandırılmasının ve kamu düzeninin sağlanması amaçlarına hizmet eden müessesedir. Yukarıda tarih ve sayıları verilen içtihadı birleştirme kararlarında bu husus şöyle açıklanmıştır: “Usul Kanunumuzda bu şekildeki usule ait müktesep hakka ilişkin açık bir hüküm konulmuş değilse de Temyizin bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan gayesi ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar gayesine dahi ermek üzere kabul edilmiş bulunması bakımından usule ait müktesep hak müessesesi; Usul Kanununun dayandığı ana esaslardandır ve amme intizamıyla da ilgilidir.”
Usuli kazanılmış hak, esasen Yargıtayın bozma ilamı sonrası karar veren ilk derece mahkemesinin yapacağı yargılamanın sınırlarını belirlemek amacı ile gündeme gelmiştir. Böylece, Yargıtay içtihatlarında sıklıkla tekrarlandığı üzere, bozma ilamı ile davanın, usul ve kanuna uygun bir yola sokulması amaçlanmıştır. İlk derece mahkemesince artık Yargıtay tarafından gösterilen ve doğru olduğu kabul edilen usul ve esaslar dairesinde yargılama yapılması zorunlu hâle gelmiştir.
İlk derece mahkemesinin bozma ilamına uyması hâlinde artık Yargıtay tarafından gösterilen yolda ilerlemesi beklenir. Böylece; hem yargılamanın, Yargıtayca bozma ilamıyla çizilen esaslar dâhilinde devam ettirilerek doğru, adil ve hızlı bir biçimde sonuçlanması amacına ulaşılır, hem de mahkemeler arasındaki hiyerarşi, uyum, kararlardaki istikrar ve dolayısıyla da kamu düzeni sağlanmış olur.
Dosya kapsamından. Mahkemenin 26.05.2016 tarihli ilk kararına göre davalılar yönünden reddedilen manevi tazminata yönelik vekalet ücretine ilişkin davalı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 1.800,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak vekil ile temsil olunan davalılara eşit oranda verilmesine karar verildiği, davalı ... vekili, davalı .... San. Ltd.
Şti. ve davalı ... vekili tarafından vekalet ücretine ilişkin bu durumun temyize konu edilmediği, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 13.05.2019 tarihli ve 2016/12230 Esas, 2019/5898 Karar sayılı ilamı ile yukarıda belirtilen gerekçelerle mahkeme kararının bozulmasına karar verildiği ve davalılar yararına tek vekalet ücretine hükmedilmesi hususu bozma kapsamı dışında kaldığından kesinleşerek davacı yönünden usuli müktesep hak oluşturduğu,
Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verildiği ve bozma sonrası verilen 13.04.2022 tarihli karara göre reddedilen manevi tazminat miktarı yönünden davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden davalılar ..., davalı .... San. Ltd.
Şti. ve davalı ... için ayrı ayrı karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince hesaplanan 3.500,00'er TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile ayrı ayrı davalılara verilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, Mahkemece ihtiyari dava arkadaşı olan davacılar lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilerek davalılar yararına tek vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken her bir davalı yönünden reddedilen kısım bakımından ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi doğru bulunmamıştır. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekili ve davalı .... San. Ltd. Şti. vekilinin tüm, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/5203, K. 2024/11886, 28 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama