KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/872 E., 2024/5441 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
- Sayısı
- 2019/481 E., 2023/77 K.
- Hüküm/karar
- Davanın Reddi
Karar Metni
1.873 kelime·9 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından teyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 04.04.2019 tarihli ilamı ile karar bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; ... plakalı aracın müvekkili şirkete sigortalı olduğunu, aracın malikinin davalı olduğunu, sigortalı aracı kullanan dava dışı ...'un 10.05.2009 tarihinde (1.01) promil alkollü araç kullanması sonucu karıştığı kazada ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, kaza sonucu hak sahiplerine152.755,00 TL ödemede bulunduklarını bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 152.755,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kazaya karışan aracı olay tarihinden önce dava dışı ...'a noter satışı ile devrettiğini, bu nedenle sorumluluğu bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.03.2026 tarih ve 2015/325 E.-2016/102 K. sayılı kararı ile; Çine Noterliğinin 23.03.2009 tarih ve 2443 yevmiye sayılı araç satış sözleşmesinden davalının trafik kazası yapan aracı dava dışı ...'a sattığı, noterlikçe gerçekleştirilen devir işlemlerinin araç mülkiyetinin devri için yeterli olduğu, tescil işleminin yaptırılmamasının mülkiyetin devri için kurucu nitelik taşımadığı, aracı noter satışı ile devralan kişi adına tescil işlemi yaptırmamış olsa dahi aracın maliki sayıldığı, somut olayda davalı ...'un trafik kazasından önce aracı noterden sattığı, davacının davasını aracı noterde devreden ve mülkiyet devrini gerçekleştiren davalıya yönelttiği anlaşıldığından davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
İlk Derece Mahkemesinin 04.04.2019 tarih ve 2016/10391 E.-2019/4112 K. sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 19.09.2019 tarih ve 2016/19844 E.- 2019/8286 sayılı ilamında özetle; "...davaya Tüketici Mahkemesi sıfatı ile bakılması gerektiği, ayrıca KTK 94. maddesi uyarınca motorlu aracın işletenin değişmesi halinde devreden işletenin 15 gün içinde bu durumu sigortacıya bildirmek zorunda olduğu, yeni işleten karşı sigorta sözleşmesini devam ettirip ettirmeme hakkı sigorta şirketine ait olduğu, sigorta şirketi sigorta poliçesini durumun kendisine bildirilmesinden itibaren 15 gün içinde sözleşmeyi feshedebilme hakkı olduğu,
somut olayda davacı ...., dava dışı şahsa ait araca çarparak zarar veren davalı malike ait aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu, davacı ... şirketi ile davalı ... arasında dosyada mevcut trafik poliçesine göre 24.05.2008/2009 vadeli zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi düzenlenmiş olup davaya konu kazanın 10.05.2009 tarihinde poliçe vadesi içinde meydana geldiği,
aracı sigortalayan davalı ...'un 23.03.2009 tarihinde dava dışı ...’a noter satışı ile aracı devrettiği, KTK 94/2. maddesi gereğince, zorunlu mali mesuliyet sigortasını yapan sigorta şirketinin sorumluluğunun bildirimden itibaren 15 gün süresince devam edeceği, ayrıca ZMMS Genel Şartlar C.4 maddesine göre “sözleşme süresi içinde işletenin değişmesi halinde sigorta sözleşmesi, işletenin değiştiği tarihten itibaren 10 gün süresince herhangi bir işleme gerek kalmaksızın ve prim ödenmeksizin yeni işleten için de geçerlidir” şeklinde düzenlendiği,
2918 sayılı KTK'nın 95.maddesine göre "Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez.Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir." şeklinde düzenleme getirildiği,
somut olayda, davacı ZMMS sigorta şirketi, çift taraflı kazada hasar gören karşı araç için ödediği meblağı, dava dışı araç sürücüsünün alkollü olduğu iddiasıyla, sigortalı araç malikinden rücuen tahsiline karar verilmesini talep ettiği, davacı ZMMS sigorta şirketi ile davalı sigortalı arasında sigorta akti mevcut olup, sözleşmesinin tarafının davalı malik olduğu,
KTK 95/2 maddesine göre davacı ... şirketinin zarar gören 3. kişiye ödediği bedeli akidine rücu edebileceği, bu nedenle, mahkemece davanan esasına girilerek taraf delilleri toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, hatalı gerekçe ve değerlendirme ile yazılı şekilde davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesinin doğru olmadığı" hususlarına değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde dosya içerisine alınan 06.09.2021 tarihli ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin raporunda da gerçekleşen trafik kazasının salt alkol etkisinde gerçekleştiği hususunda belirleme yapılamadığı bu haliyle ispat külfeti kendisinde olan sigorta şirketinin gerçekleşen kazanın teminat kapsamında kalmadığı hususunu ve kazanın münhasıran alkollü olunması sebebiyle gerçekleştiği hususu ispatlanamadığından açılmış olan davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkeme tarafından kazanın münhasıran alkollü olunması sebebiyle gerçekleştiği hususu ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de sürücü 1.00 promil ve üstü alkollü olduğu takdirde emniyetli araç sevk ve idare edemeyecek durumda olması nedeni ile münhasırlık raporu alınmadan teminat kapsamı dışında kabul edildiğini, Zorunlu Mali Mesuliyet Sorumluluk Genel Şartları’nın B.4.d maddesi ile;
tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa,
sigortacının sigorta ettirene rücu hakkının olduğunu ve sürücü %100 kusurlu olup 1.00 promil ve üstü alkollü olduğu takdirde emniyetli araç sevk ve idare edemeyecek durumda olması nedeni ile münhasırlık raporu alınmadan teminat kapsamı dışında sayılacağının kabul edildiğini, somut olayda dava dışı araç sürücünün %100 kusurlu ve kaza anındaki alkol oranının 1.34 promil olduğu gözetildiğinde sigortalıya rücu şartlarının gerçekleştiğini, 04.01.2023 tarihli Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan mütalaada, kaza tarihinde ve saat 01:45'de meydana gelen kazadan 135 dakika sonra araç sürücüsünden alınan kanda,
1,01 promil saptanan alkol düzeyinin kaza anında 1,28-1,41 promil ve ortalama olarak 1,34 promil olabileceği yönünde tespit yapıldığını, ayrıca ATK 5. İhtisas Kurulunun 29.12.2021 tarihli ek mütaalası ile de sabit olduğu üzere araç sürücüsü ...'un emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyeceğine yönelik değerlendirmede bulunulduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davacı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu meydana gelen ölüm nedeniyle 3. kişilere yapılan ödemenin Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca alkol nedeniyle rücuen tazmini talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427, 428 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 48, 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472 inci maddesi.
3. Değerlendirme
Karayolları Trafik Yönetmelik'inin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97/1 inci maddesinde, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan "b-2" bendinde, alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.
Öte yandan, davaya konu kazanın meydana geldiği tarih itibariyle yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B.4.d. maddesinde, tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak verildiği kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa, sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Bununla birlikte, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B.4.d. maddesinin dayanağını teşkil eden KTK'nun 48 inci maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından,
Karayolları Trafik Yönetmelik'inin 97 nci maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır.
Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir.
6847 Sayılı Kanun'un 19 uncu maddesi ile değişik 2918 sayılı KTK'nın 48 inci maddesinin 6 ncı fıkrasında; ”Yapılan tespit sonucunda 1.00 promil ve üstü alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanununun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır.” düzenlemesi ve TCK'nın 179 uncu maddesinin 3 üncü fıkrasında ise "Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanan kişi yukarıdaki madde hükmüne göre cezalandırılır.” düzenlemesi ve Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 inci maddesinin 5 inci
bendinde yer alan. "Taşıtın uyuşturucu maddeler veya Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararlar” düzenlemesi karşısında %100 kusurlu olup 1.00 promil ve üstü alkollü sürücülerin emniyetli araç sevk ve idare edemeyecek durumda olmaları nedeniyle meydana gelen zarar münhasırlık raporu aranmadan sigorta teminatı kapsamı dışında sayılacaktır.
Sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olması ya da tam kusurlu olmaması durumunda, trafik kazasının oluşumuna sadece sürücünün alkollü olması değil başka sebeplerinde etken olması nedeniyle meydana gelen zarar kasko sigortası teminat kapsamı içinde sayılacaktır.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü 6762 sayılı TTK'nın 1281 inci maddesi (6102 sayılı TTK'nın 1409 inci maddesi) hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Somut olayda 10.05.2009 tarihli kaza tespit tutanağında; araç sürücüsünün ... olduğu, müteveffa sürücü aracı ile seyir halinde iken karşı yönden şerit ihlali yaparak gelen sürücü ...'nın sevk ve idaresindeki aracı ile yola gereken dikkat ve özeni göstermeyip kendi seyir şeridinde kalacak şekilde seyrini sürdürmediği, bu nedenle asli ve tam kusurlu olduğunun belirlendiği, söz konusu kazada karşı araç sürücüsünün vefat ettiği, sürücü ...'nın olaydan yaklaşık iki saat sonra alınan kan örneğinin incelenmesinde 1,01 promil alkollü olduğunun belirlendiği, Adli Tıp Kurumu 5. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 21.06.2021 tarihli raporunda;
yapılan incelemede olay anında sürücü ...'nın alkol düzeyinin 1,28-1,41 promil ve ortalama 1,34 promil olduğunun kabulü gerektiğinin belirtildiği, 29.12.2021 tarihli ek mütalaada kaza anında 1,34 promil alkollü olduğu belirlenen sürücü ...'nın emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyeceğinin kabulü gerektiğinin belirtildiği, mahkemece kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleştiği ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine dair karar verildiği, kararın davacı vekili tarafından temyiz edildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan yasal düzenlemeler ve hukuki olgulara göre, dava dışı sürücünün olayda %100 kusurlu ve 1,00 promilin üzerinde alkollü olması, Karayolları Trafik Kanunu 48. maddesi gereğince 1,00 promilin üzerindeki alkol düzeyinin herkesi etkileyecek olması karşısında; kazanın münhasıran alkollü olunması nedeniyle gerçekleştiğinin kabulü ile davanın kabulü yönünde karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/872, K. 2024/5441, 29 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama