KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2025/8029 E., 2025/16020 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Aralık 2025
- Mahkemesi
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/2 Esas - 2025/374 Karar
Karar Metni
1.590 kelime·8 dk okuma·11 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde.
21.06.2009 tarihinde davacı ...'ın sevk ve idaresindeki motosiklet ile davalı ... şirketince zorunlu mali mesuliyet sigortası yapılan, davalı ...'nin maliki olduğu ve davalı ...'ın kullandığı aracın karıştığı trafik kazasında davacı ...'ın yaralandığını ve malul kaldığını, davacı ... ve davacı annesi ...'ın bu yaralanma, tedavi süreci ve maluliyet nedeniyle büyük acı ve elem duyduklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davacı ... için 100,00 TL işgücü kaybı, 100,00 TL yol gideri, 100,00 TL geçici bakıcı gideri olmak üzere toplam 300,00 TL maddi tazminat ile 300.000,00 TL manevi tazminatın,
davacı ... yönünden 50.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi maddi tazminattan poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olacak şekilde, dava tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, maddi tazminat talebini 59.292,60 TL’ye ıslah etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; manevi tazminat taleplerinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını, davalı ... şirketinin sorumluluğundan bahsedilmesi için davacıların sürekli sakatlığının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden alınacak rapor ile ispatlanması gerektiğini, bakıcı giderleri hesabı yapılırken %100 oranında kalıcı maluliyetin bulunması gerektiğini, tazminat hesabının aktüer bilirkişi aracılığı ile yaptırılması ve sigorta şirketinin davacı tarafa ödeme yaptığının ve ibraname alındığının dikkate alınması gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının sorulması ile ödeme yapılmış ise tazminat talebinden indirilmesi ile davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; öncelikle davada yetki itirazında bulunduklarını, davada Ortaca Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkili olduğunu, ayrıca davada zamanaşımı itirazında da bulunduklarını, olayın oluşumu nedeniyle davalı sürücünün kusursuz olduğunu, ceza dosyasından alınan kusur raporunu kabul etmediklerini, kusur oranının saptanması yönünden yeniden inceleme yapılması gerektiğini, davacının şu anki durumu ile kaza arasında illiyet bağı bulunmadığından .....
Devlet Hastanesinden alınan maluliyet raporunu kabul etmediklerini, davacının kaza tarihinden önce çalıştığı iş karşılığı aylık ortalama kazancının 1.500,00 TL olmasının gerçeği yansıtmadığı, bu nedenle maddi tazminat taleplerinin yerinde olmadığını, sigorta şirketi tarafından davacıya yapılan ödemelerin talep edilen maddi tazminattan mahsubunun gerektiğini, talep edilen manevi tazminatın son derece fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.09.2017 tarih ve 2015/324 Esas, 2017/968 karar sayılı kararı ile; maddi tazminata ilişkin davanın kabulü ile 59.292,60 TL maddi tazminatın davalılardan müteselsilen alınarak davacı ...'a ödenmesine, davalılar ... ve ... yönünden maddi tazminat alacağına kaza tarihi olan 21.06.2009 tarihinden itibaren diğer davalı ..... Sigorta A.Ş. yönünden dava tarihi olan 06.03.2015 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, manevi tazminata ilişkin davanın kısmen kabulü ile davacı ... yönünden 50.000,00 TL ve davacı ... yönünden 5.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 21.06.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine.
Bölge Adliye Mahkemesinin 08.10.2018 tarihli ve 2018/468 Esas, 2018/869 Karar sayılı kararı ile; davalıların maddi tazminata yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, manevi tazminata yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, maddi tazminata ilişkin davanın kabulü ile 59.292,60 TL maddi tazminatın davalılardan müteselsilen alınarak davacı ...'a ödenmesine, davalılar ... ve ... yönünden maddi tazminat alacağına kaza tarihi olan 21.06.2009 tarihinden itibaren diğer davalı ...
Sigorta A.Ş. yönünden dava tarihi olan 06.03.2015 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, manevi tazminata ilişkin davanın kısmen kabulü ile davacı ... yönünden 25.000,00 TL ve davacı ... yönünden 3.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 21.06.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalılar ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 02.11.2020 tarihli ve 2019/292 Esas, 2020/6372 sayılı kararı ile davalılar ... ve ... vekili ile davacılar vekilinin davacı ... yönünden kurulan manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz dilekçelerinin hüküm kesin olduğundan reddine, davalılar ... ve ... vekili ile davacılar vekilinin davacı ... yönünden kurulan hükme yönelik diğer temyiz itirazlarının reddine, davacılar vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz talebinin haklı olduğu,
manevi tazminatın bir miktar az olduğu dikkate alınarak hakkaniyete uygun manevi tazminat belirlenmesi gerektiği, davalılar vekilinin maluliyet oranına yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile dosya içinde mevcut maluliyet raporları arasındaki çelişkileri de giderir şekilde yeniden rapor alınması gerektiği, davalılar vekilinin geçici bakıcı giderine yönelik temyiz talebinin şimdilik incelenmesine yer olmadığı belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak çelişki giderir maluliyet raporunda belirtilen oran ile yapılan hesaplamaya itibar ederek davanın kısmen kabulü ile 59.292,60 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 06.03.2015 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine (davalılar ... ve ...
7.542,59 TL'den sorumlu olmak ve kaza tarihi olan 21.06.2009 tarihinden faiz işletilmek üzere, davalı ...Ş. poliçe limitiyle sorumlu olmak üzere, davalı ...Ş. vekilince 18.01.2018 tarihli 59.292,60 TL ödemenin infaz aşamasında dikkate alınmasına), 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 21.06.2009 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 3.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 21.06.2009 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunda 27.09.2017 tarihine göre hesaplama yapıldığını, bu şekilde hesaplamanın hatalı olduğunu, kararı davacının da temyize götürdüğünü, güncel veriler ile hesap yapılması gerektiğini, manevi tazminatın acı ve elemi giderecek boyutta olmadığını, son derece düşük kaldığını, davacı anne için takdir edilen manevi tazminatın son derece düşük kaldığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; yeniden kusur incelemesi yapılması gerektiğine yönelik taleplerinin değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu, kask ve koruyucu ekipman takmayan davacı yönünden müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, Adli Tıp Kurumu (ATK) 3. İhtisas Kurulu ile ATK 2. Üst kurulu raporları arasında çelişki bulunduğunu ve çelişkinin giderilmesi gerektiğini, hesaplanan tazminatın fahiş olduğunu, bilirkişi raporunda hesaplanandan fazlasına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, manevi tazminat miktarının fahiş belirlendiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan, diğer davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan ve malul kalan sürücünün işgücü kaybı tazminatı ve manevi tazminat talebi ile annesinin manevi tazminat talebine ilişkindir.
1-Davacılardan ...'ın temyiz dilekçesi yönünden; davacı ... yönünden İlk Derece Mahkemesince 5.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiş, bu karar Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılarak bu davacı yönünden 3.000,00 TL manevi tazminat belirlenmiş, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince davacılar vekilinin bu davacı lehine hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. Bu şekilde davacı ... yönünden Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilen 3.000,00 TL manevi tazminat kesinleşmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozma sonrası verilen kararda da davacı ... lehine hükmedilen manevi tazminat miktarı değişmediğinden bu yöne ilişkin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalılar ... ve ... vekili ile davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a-Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalılar ... ve ... vekilinin tüm, davacı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
b-Davacılar vekili, davacı ...'ın yaralanması nedeni ile maluliyet tazminatı talebinde bulunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin 27.09.2017 tarihli kararına esas olarak kabul ettiği 16.05.2017 tarihli hesap raporunda, PMF-1931 Mortalite Tablosu, progresif rant yöntemi, %100 kusur ve %19 maluliyet oranı ve asgari ücretin 1,12512 katı ücret esas alınarak tazminat miktarları belirlenmiş, davacı vekili tarafından bu hesap raporu dikkate alınarak dava ıslah edilmiştir.
Mahkemenin bu kararı davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince karar manevi tazminat miktarlarının yüksek olduğu belirlenerek kaldırılmış ve daha düşük manevi tazminat miktarları belirlenmek ve maddi tazminat miktarı aynı kalmak üzere karar verilmiştir. Karar davacılar vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 02.11.2020 tarihli kararı ile davacıların temyizi yönünden Bölge Adliye Mahkemesince belirlenen manevi tazminat miktarlarının az olduğu, davalılar yönünden ise maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için maluliyet raporu alınması gerektiği gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur.
Bozma kararı sonrasında alınan ve hükme dayanak yapılan 23.12.2024 tarihli ek raporda PMF-1931 Yaşam Tablosu, progresif rant yöntemi, %100 kusur oranı, bozma ilamı gereğince alınan maluliyet raporuna uygun olarak 22.03.2010-22.11.2023 tarihleri arasında %19 maluliyet, 23.11.2023 sonrası %5,3 maluliyet oranı ve asgari ücret esas alınarak hesaplama yapılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince verilen 27.09.2017 tarihli ilk karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmamış ve davalılar vekilinin temyizi kabul edilip maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi yönünden karar bozulmuş olduğundan bu raporun esas aldığı veriler davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşturmuştur. Bu bakımdan güncel veriler ile hesap yapılmaması yerinde olmuştur.
Ne var ki ilk karara esas alınan hesabın dayandığı ücrete ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı ve Dairenin bozma kararı da olmadığından hesaplamada kullanılan asgari ücretin 1,12512 katı ücret de davacı yönünden usuli kazanılmış hak teşkil eder. Bu bakımdan asgari ücretin 1,12512 katı ücret ve davalı lehine usuli kazanılmış haklar gözetilerek ilk rapor tarihi 2017 yılı verileri ile hesap yapılması gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
VII. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/8029, K. 2025/16020, 1 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama