KÜNYE
5. Ceza Dairesi 2006/3241 E., 2010/2165 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Mart 2010
Karar Metni
493 kelime·2 dk okuma
Zimmet ve denetim görevini ihmal suretiyle zimmetin oluşumuna sebebiyet vermek suçlarından sanıklar ... ve ...'un yapılan yargılanmaları sonunda; atılı suçlardan sanık ...'in mahkümiyetine ve sanık ...'ın beraetine dair, ... Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 09.06.2005 gün ve 2004/124 Esas, 2005/172 Karar sayılı hükümlerin Yargıtay’ca incelenmesi sanık ... müdafii ile katılan vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık ...'a yüklenilen denetim görevini ihmal suretiyle zimmetin oluşumuna sebebiyet vermek suçuna 765 sayılı Yasanın 203. maddesinde öngörülen cezanın üst sınırı itibariyle aynı Kanunun 102/4. maddesinde belirlenen beş yıllık asli zamanaşımına tabi olduğu, sorgusunun yapıldığı 29.06.2004 ve inceleme tarihleri arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından hükmün 5237 sayılı TCK.nun 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322/1 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Sanık ... hakkında kurulan hükmün incelenmesinde ise;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
5252 sayılı Yasanın 9/3 ve CMK.nun 34 ve 230. maddeleri uyarınca lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçlarının birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleri ile birlikte denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi ve kısa karar da hükmün katılan vekilinin yokluğunda tefhim edildiğinin belirtilmesine rağmen gerekçeli kararda yüzüne karşı bildirildiğinin belirtilmesi suretiyle çelişkiye düşülerek karışıklık yaratılması,
Kabule göre de;
5237 sayılı TCK.nun 61/5. maddesindeki sıralamaya göre aynı Kanunun 247/1, 249, 43 ve 248. maddelerinin bu sıraya göre uygulanması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılarak hüküm kurulması,
CMK.nun 2/e, 158/1 ve 160. maddeleri hükmüne ve Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulu'nun 17.06.2006 gün 2006/5-213 sayılı kararına göre soruşturmanın C.Savcısı veya kolluk makamlarınca suçun işlendiğinin öğrenilmesiyle başladığı dikkate alınarak, sanık hakkında 02.04.2004 tarihinde yapılan suç duyurusu üzerine C.Savcılığınca soruşturmaya başlanıldıktan sonra suç konusu parayı 05.04.2004 ve 06.04.2004 tarihlerinde tamamen iade ettiği halde cezasında TCK.nun 248/2. maddesi uyarınca 1/2 yerine 248/1. madde ile 2/3 indirim yapılmak suretiyle eksik ceza tayin edilmesi,
Suçun 5237 sayılı TCK.nun 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesine rağmen hakkında aynı Yasanın 53/5. madde ve fıkrası gereğince cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve TCK.nun 7/2. maddesi uyarınca sanık yararına olan 5728 sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrası ile değişik CMK.nun 231/5. maddesinde hapis cezası için öngörülen sınırın 2 yıla çıkarılması ve anılan maddenin 2. fıkrası ile de 231/14. maddesindeki soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suç olma koşulunun kaldırılması karşısında, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde tartışılması lüzumu,
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2006/3241, K. 2010/2165, 17 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama