Karar Özeti
5. Ceza Dairesi 2007/10506 E. , 2011/21971 K. "İçtihat Metni" İrtikap, rüşvet almak ve rüşvet vermek suçlarından sanıklar ... ve ...'ın yapılan yargılanmaları sonunda; ...'ın rüşvet vermek suçundan beraetine, ...'ın irtikap ve rüşvet almak eylemleri görevi kötüye kullanma niteliğinde görülerek bu suçtan mahkümiyetine d
Karar Detayı
5. Ceza Dairesi 2007/10506 E. , 2011/21971 K. "İçtihat Metni" İrtikap, rüşvet almak ve rüşvet vermek suçlarından sanıklar ... ve ...'ın yapılan yargılanmaları sonunda; ...'ın rüşvet vermek suçundan beraetine, ...'ın irtikap ve rüşvet almak eylemleri görevi kötüye kullanma niteliğinde görülerek bu suçtan mahkümiyetine dair, Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 13.03.2006 gün ve 2005/173 Esas, 2006/125 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi katılan vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü: Sanık ...'a isnat olunan suçun 765 sayılı TCK.nun 213/2. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibariyle aynı Yasanın 102/4 maddesinde belirlenen beş yıllık asli zamanaşımına tabi olduğu, en son zamanaşımını kesen işlem olan sorgusunun yapıldığı 28.07.2005 tarihi ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından hükmün 5237 sayılı TCK.nun 7/2 maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1 maddesi de gözetilmek suretiyle CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8 maddeleri uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; SSK İl Müdürlüğünde sağlık karnesi servisinde görevli memur olan sanığın, sağlık karnesi almak için müracaat eden mağdurlardan karne başına 500.000 TL alması gerekirken 1.000.000 TL alması eyleminde; sanığın çalıştığı yerde karne ücretinin yazılı olduğuna, mağdurların sırada beklememek için bu parayı verdiklerine ilişkin tanık anlatımları, müşteki ve mağdurların beyanları, sanığın savunması ile tüm dosya içeriğine göre irtikabın ikna ve icbar unsurunun bulunmadığı, sanığın ...'a ve mağdurlara yönelik eylemlerinin 765 sayılı Yasanın 212/1. maddesine uyan yapması gereken işi yapmak için rüşvet alma suçuna vücut vereceği, ancak 765 sayılı Yasanın 212. maddesinin bir ve ikinci fıkralarında basit ve nitelikli rüşvet alma suçları ayrı ayrı düzenlenip yaptırım altına alındığı halde, sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun rüşveti tanımlayan 252/3. maddesinde "rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır" denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının rüşvet suçu kapsamından çıkarıldığı cihetle, sanığın eylemlerinin kül halinde zincirleme şekilde aynı Yasanın 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçu niteliğinde olduğu ve lehe kanun değerlendirmesinin bu suçlar arasında yapılması gerektiği gözetilmeyerek 765 sayılı TCK.nun 240/1. maddesi ile 5237 sayılı TCK.nun 257/1 ve 257/3. maddelerinin karşılaştırılması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması, Kabule göre de; Hükümden sonra 08/02/2008 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve TCK.nun 7/2. maddesi uyarınca sanık yararına olan 5728 sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrası ile değişik CMK.nun 231/5. maddesinde hapis cezası için öngörülen sınırın 2 yıla çıkarılması ve anılan maddenin 2. fıkrası ile de 231/14. maddesindeki soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suç olma koşulunun kaldırılması karşısında, bu maddenin 6. fıkrasına 25/07/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6008 sayılı Yasanın 7. maddesi ile eklenen cümle de nazara alınarak mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde tartışılması lüzumu ve 19/12/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Yasanın 1. maddesi ile TCK.nun 257/1-2. madde ve fıkralarında yer alan “kazanç” sözcüğünün “menfaat” olarak değiştirilmesi, bu fıkralarda öngörülen cezaların alt ve üst sınırlarının indirilmesi ve 3. fıkra için yeni bir ceza ihdas olunması karşısında TCK.nun 7/2. madde ve fıkrasındaki “suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü gözetilerek, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İlgili Makaleler
- TCK m.282 Aklama Suçu Savunması: Yargıtay 5. Ceza Dairesi Kıstasları TCK m.282 aklama suçunda Yargıtay 5. CD. içtihadı: öncül suç, kasıt, kalıp ve savunma stratejisi.