KÜNYE
5. Ceza Dairesi 2010/1589 E., 2010/6075 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Temmuz 2010
Karar Metni
721 kelime·4 dk okuma
Beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırı ve çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçlarından sanık ...’in yapılan yargılanması sonunda; çocuğunun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkümiyetine dair, Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 07.10.2008 gün ve 2007/392 Esas, 2008/258 Karar sayılı re’sen de temyize tabi olan hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanık ve müdafii tarafından istenilmiş, sanık müdafii incelemenin duruşmalı olarak yapılmasını talep etmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle 12.05.2010 Çarşamba saat 13.30'a duruşma günü tayin olunarak sanık müdafiine çağrı kağıdı gönderilmişti.
Belli günde Hakimler duruşma salonunda toplanarak Yargıtay C.Savcılarından ... hazır olduğu halde oturum açıldı.
Sanık müdafiine çağrı kağıdının gönderildiği, gösterilen adresin boş ve kapalı olduğu, alıcının vefat ettiği beyanı ile tebligat parçasının bila ikmal iade edildiği anlaşılmıştır.
Müdafiin vefat etmesi nedeniyle sanığa duruşma gün ve saatini bildirir davetiye tebliğine ve çıkarılacak davetiyeye "müdafiine gönderilen tebligat parçasının vefat ettiğinden dolayı iade edildiği, kendisine müdafii tayini hususunun dercine,
Bu nedenle Yargıtay C.Savcısının uygun görülen talep ve mütalaasına göre duruşma 16.06.2010 Çarşamba saat 13.30'a bırakılmıştı.
Belli günde Hakimler duruşma salonunda toplanarak Yargıtay C.Savcılarından ... hazır olduğu halde oturum açıldı.
12.05.2010 tarihli duruşmada alınan ara kararı gereğince sanığa çağrı kağıdının tebliğ edildiği görüldü.
Yapılan incelemede, tutuklu sanık ...'e tebliğ edilen çağrı kağıdına müdafiinin öldüğü, yeni bir avukat atamak isteyip istemediği hususları yazılmadığı gibi, sanığın Ceza İnfaz Kurumuna verdiği 24.05.2010 günlü dilekçesiyle avukatının İbrahim Öztürkmen olduğunu bildirdiği, buna karşın dosya arasında bulunan vekaletnamesinde müdafiinin Ekrem Öztürkmen olduğu görüldü.
Gereği düşünüldü:
İstem gibi: Sanık ...'e yeniden çıkartılacak çağrı kağıdına, duruşma günüyle birlikte, 24.05.2010 günlü dilekçesinde avukatı olarak bildirdiği ...'e ilişkin vekaletnamesinin bulunmadığı, sanığın vekaletnameli avukatı ...'in ise öldüğü, bu nedenle kendisine yeni bir avukat atayıp atamayacağını bildirmesi gerektiği, avukat atamaması halinde kendisine barodan müdafii atanacağı hususlarının açıkça şerh verilmesine, çağrı kağıdına 24.05.2010 günlü dilekçe örneğinin eklenmesine, bu nedenle duruşma 30.06.2010 günü saat 13.30'a bırakılmıştı.
Belli günde Hakimler duruşma salonunda toplanarak Yargıtay C.Savcılarından ... hazır olduğu halde oturum açıldı.
16.06.2010 günlü duruşmada sanığa duruşma gününü bildirir çağrı kağıdı gönderildiği, çağrı kağıdına avukatının öldüğünden kendisinin yeni bir avukat tutup tutmayacağının bildirildiği, ayrıca avukat atamaması halinde kendisine barodan müdafii atanacağı hususları bildirilmekle,
Hükmen tutuklu sanık ...'in 17.06.2010 tarihli dilekçesi ile avukatının olmadığını, Ankara veya Gaziantep Barolarından bir avukat atanmasını istemiş olmakla;
17.06.2010 tarihli müzekkeremiz ile Ankara Barosundan 5271 sayılı Yasanın 150. maddesinin 1 ve 3. fıkrası gereği kendisine müdafii tayini zorunlu olmakla Ankara Barosu tarafından görevlendirilen Av. Fazilet Çınar huzura alınarak duruşmaya başlanıldı.
Duruşma isteğinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşıldıktan sonra uygun görülen talep ve mütalaa dairesinde sanık ... hakkında DURUŞMALI inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek tefhim olunduktan sonra işin açıklanmasına dair raportör üye tarafından düzenlenen rapor okundu.
Raportör üye rapora ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi.
Sanık müdafii temyiz layihasını açıklayarak savunmada bulunup müvekkili hakkındaki hükmün BOZULMASINI istedi.
Yargıtay C.Savcısı tebliğname içeriğini tekrar etti.
Son sözü sorulan sanık müdafii savunmasına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirmekle dosya incelenerek karar verilip tefhim olunmak üzere duruşma 14.07.2010 Çarşamba saat 13.30'a bırakılmıştı.
Belli günde oturum açıldı. Dava evrakı incelenip gereği görüşülmüş olduğundan aşağıda yazılı karar ittihaz olundu.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Adli Tıp Kurumu Kanunu’nun 7 ve 23. maddeleri gereği usulüne uygun teşekkül etmiş heyetten rapor alınıp, mağdurenin beden ve ruh sağlığının bozulduğunun saptanması halinde TCK.nun 49. maddesi uyarınca aynı Yasanın 103/6. maddesinde öngörülen ceza miktarının 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası olduğu ve hakkaniyet gereği 103/2, 3 ve 4. maddeleri ile belirlenen cezanın bu madde ile artırılarak hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Sanığın hükme esas alınan soruşturma aşamasındaki ifadesi ve tüm dosya içeriğinden, 1,5 ay önceki eylemin de sanık tarafından gerçekleştirildiğine ve suçun zincirleme biçimde işlendiğine dair yeterli delil bulunmadığı halde TCK.nun 43/1. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,
Kabule göre de;
TCK.nun 103/2, 103/3 ve 103/4. maddelerine göre tespit edilen ceza miktarı üzerinden aynı Yasanın 43. maddesi ile artırım yapılarak 22 yıl 6 ay hapis cezası yerine 20 yıl hapis cezasına hükmolunması,
Kanuna aykırı, re’sen, sanık ile müdafiin temyiz itirazları sanık müdafiin duruşmalı inceleme sırasındaki savunmaları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 08.07.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
08.07.2010 tarihinde verilen işbu karar 14.07.2010 tarihinde Yargıtay C.Savcılarından ... hazır olduğu halde sanık müdafiin gıyabında tefhim olundu.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2010/1589, K. 2010/6075, 8 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama