KÜNYE
5. Ceza Dairesi 2023/6018 E., 2024/8851 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2024
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2017/766 Esas, 2017/903 Karar
- Suçlar
- Zincirleme tefecilik, 5464 sayılı Kanun'a muhalefet
- Hüküm
- İlk derece mahkemesince verilen beraat hükümlerinin kaldırılarak sanığın eylemlerinin kül halinde zincirleme tefecilik suçunu oluşturduğu kabulüyle mahkumiyet
- Tebliğname görüşü
- Onama
Karar Metni
514 kelime·3 dk okuma·4 bölüm
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
1) Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.02.2017 tarihli ve 2016/453 Esas, 2017/139 sayılı Kararı ile sanığın tefecilik ve 5464 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereği ayrı ayrı beraatine hükmolunmuştur. 2) Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 06.06.2017 tarihli ve 2017/766 Esas, 2017/903 sayılı Kararı ile ilk derece mahkemesince verilen beraat hükümleri kaldırılarak, sanığın eylemlerinin kül halinde zincirleme tefecilik suçunu oluşturduğu kabulüyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 241/1, 43/1, 62 ve 52. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri, mahkumiyeti için somut delil bulunmadığına ilişkindir.
III. GEREKÇE
5237 sayılı Kanun'un 241. maddesinde tanımlanan tefecilik suçunun oluşabilmesi için kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verilmesinin yeterli oluşu ayrıca birden fazla kişiye sistemli olarak faiz karşılığı ödünç para verilmesinin suçun unsuru olarak aranmaması,
kişiler arasında doğmuş bir alacak borç ilişkisine dayanmayan kazanç elde etme amaçlı ödünç para verme eylemlerinin tefecilik suçu kapsamında bulunması ve aralarında yakın akrabalık bağı veya iş ilişkisi bulunmayan kişiler arasında günün ekonomik koşulları nazara alındığında yüksek sayılabilecek miktarda paranın karşılıksız verilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmaması,
bu bağlamda, sanığın savunmasında kimseye faiz karşılığı para vermediğini, Point Of Sale (POS) cihazı kullanarak altın satışı yaptığını beyan etmesi ve soruşturma aşamasında sanıktan komisyon karşılığı para aldıklarını beyan eden tanıkların duruşmada bu beyanlarından dönmelerine karşın vergi inceleme raporunda 2012 yılında toplamda POS cihazından 30.048.932,05 TL tutarında günün ekonomik koşullarına nazaran yüklü miktarda çekim yapıldığının tespit edilmesi karşısında; maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından, sanığın tefecilik yapıp yapmadığı hususunda ayrıntılı kolluk araştırması yaptırılması,
vergi inceleme raporunda ve duruşmada beyanda bulunan tanıklar dışında POS cihazından işlem yaptıran kişiler ile sanığın alacaklı olduğu icra takip dosyalarının tespitiyle varsa takip borçlularının tanık sıfatıyla dinlenilmesi sonrasında, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de; Aralık 2012 olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığına 2012 olarak yazılması suretiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 232/2-c maddesine aykırı davranılması, Sanık hakkında tefecilik suçu ile birlikte açılan 5464 sayılı Kanun'a muhalefet suçunun karar başlığında gösterilmemesi, Hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2023/6018, K. 2024/8851, 10 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama