İçeriğe geç
AC
5. Ceza Dairesi Esas: 2026/2533 Karar: 2026/5127 Tarih: 2026

Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2026/2533 K.2026/5127

5. Ceza Dairesi 2026/2533 E. , 2026/5127 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/2302 Değişik iş SUÇ : Görevi kötüye kullanma İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın kabulüne ilişkin Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.03.2025 tarihli ve 2024/2302 Değişik iş sayılı Kararı ile şüpheli ... hakkında son so

Karar Özeti

5. Ceza Dairesi 2026/2533 E. , 2026/5127 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/2302 Değişik iş SUÇ : Görevi kötüye kullanma İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın kabulüne ilişkin Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.03.2025 tarihli ve 2024/2302 Değişik iş sayılı Kararı ile şüpheli ... hakkında son so

Karar Detayı

5. Ceza Dairesi 2026/2533 E. , 2026/5127 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/2302 Değişik iş SUÇ : Görevi kötüye kullanma İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın kabulüne ilişkin Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.03.2025 tarihli ve 2024/2302 Değişik iş sayılı Kararı ile şüpheli ... hakkında son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına ilişkin Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 15.08.2024 tarihli ve 2024/246 Esas, 2024/268 sayılı Karara vaki itirazın kabulüne dair karar verilmiş, verilen kararın kesin olduğu anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca 09.01.2026 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.02.2026 tarihli ve KYB-2026/9101 sayılı yazısı ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; ''Benzer bir olay nedeniyle Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 29/05/2019 tarihli ve 2019/2654 esas, 2019/5916 karar sayılı ilâmında "...1136 sayılı Avukatlık Yasasının 1. maddesi uyarınca; bir kamu hizmeti ve serbest bir meslek olarak yerine getirilen avukatlık, yargının kurucu unsurlarından olup bağımsız savunmayı serbestçe temsil ettiği gibi Anayasanın 36. maddesinde düzenlenen hak arama özgürlüğünün güvencesini de oluşturmaktadır. Avukatlık mesleğinin bu nitelikleri gereği olarak, görev sırasındaki veya görevden doğan suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılıp yürütülmesi konusunda CMK'da yer alan genel düzenlemelerden ayrık biçimde 1136 sayılı Yasanın 58-61. maddelerinde özel düzenlemeler yapılmıştır. 1136 sayılı Yasanın özel soruşturma ve kovuşturmayı öngören hükümlerinde tüm ayrıntılar düzenlenmediğinden, açık hüküm bulunan konularda bu düzenlemenin uygulanması gerekmekte, düzenlenmeyen veya ilgili maddelerde atıf yapılan hususlarda ise genel hükümlerin uygulanması zorunlu bulunmaktadır. Başka bir deyişle, 1136 sayılı Yasada açık bir düzenleme bulunması durumunda, aynı konu genel hükümlere (5271 sayılı CMK) aykırı biçimde düzenlense dahi, bu konuda 1136 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Avukatların görev sırasındaki veya görevden doğan suçlarından dolayı Adalet Bakanlığının kovuşturma iznine bağlı olarak, anılan Yasanın 59. maddesi uyarınca suçun işlendiği yere en yakın ağır ceza mahkemesi başsavcısı tarafından düzenlenen iddianame üzerine aynı yer ağır ceza mahkemesince son soruşturmanın açılmasına ya da açılmasına yer olmadığına karar verilmektedir. 1136 sayılı Yasanın 60/1. maddesinde ise, "59. maddede yazılı mahkemelerin tutuklama veya salıverilmeye yahut son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına dair kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı veya sanık tarafından genel hükümler uyarınca itiraz olunabileceği" belirtilmiştir. Görüldüğü üzere, özel soruşturma yönteminin düzenlendiği 60/1. maddesi ile son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına ilişkin karara kimin itiraz edeceği sorunu açıklığa kavuşturulup, yalnızca sanık veya Cumhuriyet savcısının itiraz edebileceği kabul edilmiş, ancak itiraz yöntemi bakımından genel hükümlere gönderme yapılmıştır. Bu durumda, incelenen dosyada suçtan zarar gören yakınanın itiraz hakkının bulunmadığı kabul edilmelidir." şeklindeki açıklamalara nazaran; 1-1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "İtiraz hakkı" başlıklı 60/1. maddesinde "59 uncu maddede yazılı mahkemelerin tutuklama veya salıverilmeye yahut son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına dair kararlarına karşı Cumhuriyet Savcısı veya sanık tarafından genel hükümler uyarınca itiraz olunabilir." şeklinde yer alan açık düzenleme karşısında anılan karara karşı Cumhuriyet Savcısı veya sanık tarafından itiraz edilebileceği, genel hükümlerden ayrık olarak bu karara karşı müşteki tarafın itiraz hakkı bulunmadığının gözetilmemesinde, 2-1136 sayılı Kanun'un 60/2. maddesinde yer alan “... Bu itiraz, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesi hariç olmak üzere, itiraz edilen kararı veren mahkemeye en yakın ağır ceza mahkemesinde incelenir.” şeklindeki düzenleme karşısında, somut olayda suç yerinin Tekirdağ olduğu ve son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına dair kararın Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesince verildiği anlaşılmakla, son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına dair karara yönelik itirazı incelemeye yetkili mahkemenin suçun işlendiği yer Tekirdağ Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi hariç olmak üzere, Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi olduğu gözetilmeden, itirazın usulden reddi yerine, yazılı şekilde karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir.'' Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.08.2024 tarihli ve 2024/246 Esas, 2024/268 sayılı Kararı ile şüpheli Selim hakkında son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına karar verilmiş, şikayetçinin itirazı üzerine mahkemenin 15.10.2024 tarihli müzekkeresi ile yerinde görülmeyen itirazın değerlendirilmesi için dosyanın gönderildiği Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.03.2025 tarihli ve 2024/2302 Değişik iş sayılı Kararı ile itirazın kabulüne karar verilmiştir. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 1. maddesi uyarınca; bir kamu hizmeti ve serbest bir meslek olarak yerine getirilen avukatlık, yargının kurucu unsurlarından olup bağımsız savunmayı serbestçe temsil ettiği gibi 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 36. maddesinde düzenlenen hak arama özgürlüğünün güvencesini de oluşturmaktadır. Avukatlık mesleğinin bu nitelikleri gereği olarak, görev sırasındaki veya görevden doğan suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılıp yürütülmesi konusunda 5271 sayılı Kanun'da yer alan genel düzenlemelerden ayrık biçimde 1136 sayılı Kanun'un 58-61. maddelerinde özel düzenlemeler yapılmıştır. 1136 sayılı Kanun'un özel soruşturma ve kovuşturmayı öngören hükümlerinde tüm ayrıntılar düzenlenmediğinden, açık hüküm bulunan konularda bu düzenlemenin uygulanması gerekmekte, düzenlenmeyen veya ilgili maddelerde atıf yapılan hususlarda ise genel hükümlerin uygulanması zorunlu bulunmaktadır. Başka bir deyişle, 1136 sayılı Kanun'da açık bir düzenleme bulunması durumunda, aynı konu genel hükümlere (5271 sayılı Kanun) aykırı biçimde düzenlense dahi, bu konuda 1136 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Avukatların görev sırasındaki veya görevden doğan suçlarından dolayı Adalet Bakanlığının kovuşturma iznine bağlı olarak anılan Kanun'un 59. maddesi uyarınca suçun işlendiği yere en yakın ağır ceza mahkemesi başsavcısı tarafından düzenlenen iddianame üzerine aynı yer ağır ceza mahkemesince son soruşturmanın açılmasına ya da açılmasına yer olmadığına karar verilmektedir. 1136 sayılı Kanun'un 60. maddesinde ise "59. maddede yazılı mahkemelerin tutuklama veya salıverilmeye yahut son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına dair kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı veya sanık tarafından genel hükümler uyarınca itiraz olunabileceği" ve "itirazın suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesi hariç olmak üzere, itiraz edilen kararı veren mahkemeye en yakın ağır ceza mahkemesince inceleneceği" belirtilmiştir. Görüldüğü üzere özel soruşturma yönteminin düzenlendiği 60. maddenin birinci fıkrasında son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına ilişkin karara kimin itiraz edeceği sorunu açıklığa kavuşturulup yalnızca sanık veya Cumhuriyet savcısının itiraz edebileceği kabul edilmiş ancak itiraz yöntemi bakımından genel hükümlere gönderme yapılmıştır. Bu durumda, incelenen dosyada suçtan zarar gören yakınanın itiraz hakkının bulunmadığı kabul edilmelidir. Bu nedenle, özel yasasındaki hükümle düzenlenen bir konuda, genel soruşturma ve kovuşturma yöntemiyle ilgili olarak, suçtan zarar gören yakınanın da yasa yollarına başvuru hakkı bulunduğunu düzenleyen 5271 sayılı Kanun'un 260. maddesinin birinci fıkrasının uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; merciince şikayetçinin son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına dair karara karşı itiraz hakkı bulunmadığının gözetilmemesi, 1136 sayılı Kanun'un 60/2. maddesinde yer alan ''.. Bu itiraz, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesi hariç olmak üzere, itiraz edilen kararı veren mahkemeye en yakın ağır ceza mahkemesinde incelenir.'' şeklindeki düzenleme karşısında, somut olayda suç yerinin Tekirdağ olduğu ve son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına dair kararın Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesince verildiği anlaşılmakla, son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına dair karara yönelik itirazı incelemeye yetkili mahkemenin suçun işlendiği yer Tekirdağ Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi hariç olmak üzere, Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi olduğu gözetilmeden itirazın esastan incelenerek yazılı şekilde karar verilmesi, Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. II. KARAR 1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2.Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.03.2025 tarihli ve 2024/2302 Değişik iş sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun'un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3.5271 sayılı Kanun'un 309/4. maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dosyanın Mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.03.2026 tarihinde karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla